1869 yılında Tortum’a gelen Fransız seyyah Théophile Deyrolle, Haho’daki eski kilisenin cami olarak kullanıldığını kaydetmişti. Bugün Bağbaşı adıyla bildiğimiz köydeki bu yapı, o tarihte de yüzyılları geride bırakmıştı. Deyrolle’ün anlattığı mabed, Meryem Ana Kilisesi, Hahuli Manastırı ve Taş Cami adlarıyla karşımıza çıkan aynı yapıdır. Gürcüce kaynaklarda ve yabancı araştırmalarda adı çoğunlukla “Khakhuli” şeklinde yazılır.[1, 2]
Haho’yu tanımaya bu isimlerden başlamak yerinde olur. Zira her biri, yapının geçmişindeki başka bir dönemi hatırlatır. Meryem Ana adı kilisenin adandığı kutsal şahsiyeti, manastır sözü çevresindeki daha geniş yerleşimi, Taş Cami ise sonraki kullanımını anlatır. Peki Tortum’un bir köyünde böyle büyük bir manastır niçin kurulmuştu? Kaç asırlık olduğu söylenen bu yapının yaşı gerçekten biliniyor mu?[1, 2]

ÖNCE VADİYİ TANIYALIM
Erzurum’un kuzeyine doğru uzanan Tortum havzası, Doğu Anadolu’nun yüksek kesimleriyle Çoruh vadisi, Karadeniz ve Kafkasya arasındaki geçiş sahalarından biridir. Dağlar ilk bakışta bu yerleşimleri birbirinden ayırıyor gibi görünür. Fakat ulaşım da su da aynı vadilerden yol bulur. Tortum’un eski yerleşimlerini araştıran İshak Küçükyıldız’ın çalışması, bölgenin bu doğal güzergâhlar üzerindeki yerine dikkat çeker.[3]

Havzanın geçmişi, Haho’daki kiliseden çok daha eskidir. Kapıkaya II’de Geç Kalkolitik Çağ’a, Şenyurt ve Gugullar gibi merkezlerde Erken Tunç Çağı’na ait buluntular tespit edilmiştir. Karaz veya Kura-Aras adıyla bilinen kültürün izleri burada da görülür. Kapıkaya I’deki mimari kalıntılar ve seramikler ise Urartu devrine ilişkin bilgiler verir. Bunlar Tortum çevresinin binlerce yıllık yerleşim tarihine işaret eder; aynı eskiliği, henüz kazıyla gösterilmemiş olan Haho köyünün altına doğrudan taşımak mümkün değildir.[3]
Orta Çağ’da bu coğrafyanın adı Tao’dur. Komşu Klarceti ile birlikte anılan bölgede, özellikle IX. ve X. yüzyıllarda manastır faaliyetleri gelişmiş; Bagratlı yöneticilerin desteğiyle büyük kiliseler yapılmıştır. Haho’nun kuruluşunu da bu imar hareketi içinde düşünmek gerekir. Burada yalnız köy halkının ihtiyacını karşılayacak küçük bir ibadethane değil, çevredeki diğer manastırlarla ilişki kuran bir din ve ilim merkezi meydana gelmiştir.[4, 7]

KİM YAPTIRDI, KAÇ ASIRDIR AYAKTA?
Haho Meryem Ana Kilisesi’nin kuruluşu yaygın olarak Tao hükümdarı III. David Kuropalates’e bağlanır. Kültür ve Turizm Bakanlığının tanıtımında 976–1001 tarihleri verilir. Sanat tarihi araştırmalarında ise daha genel bir ifadeyle X. yüzyılın ikinci yarısı üzerinde durulur. Yapının Gürcü Ortodoks manastır geleneği içindeki yeri de bu döneme aittir.[4, 5, 10]

Bu tarihlendirmeyi esas alırsak kilise, 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 1.025–1.050 yaşındadır. “Bin yıllık Haho” denilmesi bu bakımdan yerindedir. Ancak 976–1001 aralığını, inşaatın 976’da başlayıp tam yirmi beş yıl sürdüğünü gösteren bir kayıt gibi okumamalıyız. Eldeki bilgi, kesin başlangıç ve bitiş günlerinden ziyade yapının yerleştirildiği tarih aralığıdır.[5]
Ne var ki kiliseyi daha eskiye götüren bir görüş de vardır. XIX. yüzyılda yapıyı inceleyen Nersès Sargisian, apsisin doğu duvarındaki bir yazıda Ermenice harflerle 868 tarihini okuduğunu bildirmiştir. Doğru kabul edilirse bu tarih, kuruluşu IX. yüzyıla indirir; yapının yaşı da 2026 hesabıyla 1.158 olur. Fakat okuma daha o dönemde Marie-Félicité Brosset tarafından tartışmalı bulunmuştur.[1]
Aynı tartışmada ikinci bir yazı daha karşımıza çıkar. Sargisian, güney ekindeki kitabede “David” adını okuyarak bunu 876–881 yıllarında hüküm süren I. David’le ilişkilendirmiştir. Ekvtime Takaishvili ise bu yazıyı, Saba Saghiridze’nin bağışı ve kendisi için bir anma günü belirlemesiyle ilgili görür. Üstelik yazı ana kiliseye sonradan eklenen bölümdedir. Dolayısıyla güneydeki bu kayıt ile apsiste okunduğu ileri sürülen 868 tarihi, birbirinden ayrı iki meseledir.[1]
Mustafa Tahir Ocak ve Gülsün Tanyeli’nin 2025 tarihli incelemesi, bu eski tartışmayı yeniden ele alır ve kilisenin X. yüzyıldan önce yapıldığını gösterecek kesin delilin bulunmadığını belirtir. Şu hâlde 868, kuruluş tarihine ilişkin aktarılmaya değer bir iddiadır; fakat 976–1001 tarihlendirmesiyle aynı kesinlikte sunulamaz.[1]
Bir de haberlerde geçen yuvarlak yaşlar vardır. İhlas Haber Ajansının 16 Haziran 2023 tarihli haberinde yapı için “bin 100 yıldır” ifadesi kullanılırken, aynı metinde yine 976–1001 tarihleri verilir. Buradaki “1.100 yıllık” sözü, yeni bir kitabe keşfinin sonucu değildir. Haho’nun eskiliğini vurgulayan tanıtım diliyle, araştırmaların ortaya koyduğu tarihleri birbirinden ayırmak gerekir.[6]
BİR KİLİSEDEN FAZLASI
Bugün ayakta duran büyük kilise, eski manastırın merkezidir. Çevresindeki şapeller, keşişlerin kaldığı hücreler, yemekhane ve çalışma yerleriyle birlikte düşünüldüğünde, vaktiyle burada nasıl bir hayatın sürdüğü daha iyi anlaşılır. Haldun Özkan’ın incelemesinde kütüphane ve yazıhaneden de söz edilir. Demek ki Haho’da ibadetin yanında metin okunuyor, kitap çoğaltılıyor ve bir öğretim geleneği yaşatılıyordu.[7, 13]
Bir el yazması bu faaliyetin ne kadar uzun sürdüğünü göstermesi bakımından önemlidir. Haho’da hazırlanmış 1556 tarihli eser, Gürcistan Ulusal El Yazmaları Merkezi’nde S-252 numarasıyla kayıtlıdır. Manastırın kuruluşundan yaklaşık altı asır sonra bile burada yazı faaliyetinin devam ettiğini gösteren somut bir izdir bu.[1, 2]
Ana kilisede kubbenin altında haç biçiminde bir düzen kurulmuştur. Batıya uzanan bölümün üç nefe, yani payelerle ayrılan üç uzunlamasına mekâna bölünmesi, yapıya ayrıca bazilika görünüşü kazandırır. Doğuda apsis ve onun iki yanındaki yardımcı odalar bulunur. Düzgün kesme taş duvarlar, yüksek kubbe kasnağı ve girişteki bezemeler, bu planın dışarıdan görülen başlıca unsurlarıdır.[7]

Yalnız burada gördüğümüz her parçanın aynı tarihte yapıldığını da sanmamalıyız. Ana gövdenin çevresine zamanla yeni bölümler eklenmiş, bazı kısımlar onarılmıştır. Bin yıl boyunca kullanılan bir binanın bugünkü şekli, ilk ustalarının elinden çıktığı hâlin aynısı değildir. Haho’nun mimarisi, bu ekler ve değişikliklerle birlikte okunabilir.[1, 7]
KAPIDAKİ HİKÂYELER VE ADI KALAN USTALAR
Haho’nun güney girişine bakıldığında ilk dikkat çeken husus, taşlara işlenen figürlerin çeşitliliğidir. Aslanlar, boğalar, kuşlar, fantastik yaratıklar ve insan tasvirleri; haçlar, bitkisel bezemeler ve geometrik şekillerle bir arada yer alır. Turgay Yazar’ın Tao-Klarceti taş süslemeleri üzerine çalışması, bu figürleri çevredeki yapılarla karşılaştırarak ele alır. Böylece Haho’daki bezemenin bölgenin sanat diliyle ilişkisi ortaya çıkar.[8]

Bu kabartmalardan biri için öne sürülen yorum, konuyu Büyük İskender’e kadar götürür. Araştırmalarda, girişteki bir kompozisyonun İskender’in göğe yükselişini anlatan efsanevi sahneyle ilişkili olabileceği belirtilir. Bir Hristiyan mabedinin kapısında böyle bir hikâyenin aranması ilk bakışta şaşırtıcıdır. Oysa burada tarihî İskender’in Tortum’a gelmesinden değil, onun etrafında oluşan anlatıların Orta Çağ sanatında yaşamasından söz edilmektedir. Sahnenin teşhisinde farklı görüşler bulunduğu için, bu açıklama kesin bir sonuç değil, yorumlardan biri olarak kalır.[8, 2]
Taşların üzerinde hikâyeler kadar insan adları da vardır. Kubbe kasnağının alt kesimlerinde Gürcü Asomtavruli yazısıyla kaydedilmiş sekiz isim tespit edilmiştir. Mikel, George ve Gursi bunlar arasındadır. Fitnet Celep ile Ayşe Denknalbant Çobanoğlu’nun incelemesinde de ele alınan bu adların, yapıda çalışan taş ustalarına ait olduğu düşünülür.[9]
Bu ayrıntı, büyük binaları hep hükümdar adlarıyla hatırlamaya alışmış okur için kıymetlidir. Haho’nun banisini biliyoruz; fakat taşını kesen, yerine oturtan, kapısındaki figürü işleyen insanların hayatlarını bilmiyoruz. Elimizdeki birkaç ad, onların emeğini bütünüyle unutulmaktan kurtarıyor. Her birinin hangi işi yaptığı henüz belirlenemese de yapı üzerinde çalışan ustalardan bazılarının isimleri yaşamaya devam ediyor.[9]
KUBBEYE BAKINCA
Kapıdaki taş bezemelerden sonra içerideki resimler başka bir anlatı açar. Kubbedeki büyük haç, yıldızlar ve melek tasvirleri, Gürcü sanat tarihçisi Ekaterine Gedevanishvili’nin çalışmasında “Haçın Yüceltilmesi” temasıyla açıklanır. İlyas Peygamber’in göğe yükselişi sahnesi de resim programının parçalarındandır.[10]

Gedevanishvili’ye göre bu düzenlemenin, Hristiyan inancındaki ikinci geliş ve son yargı düşüncesiyle ilişkisi vardır. Böylece kubbe yalnız binayı örten bir mimari unsur olmaktan çıkar; ibadet edenlerin başı üzerinde kutsal tarihin anlatıldığı bir yüzey hâline gelir. Resimlerin konuları kadar, kubbe üzerindeki yerleri ve birbirleriyle kurdukları ilişki de önemlidir.[10]
Bugün renklerin ve tasvirlerin ancak bir kısmı seçilebilmektedir. Yine de kalan parçalar, resim programını incelemeye imkân verir. Haho’nun değerini yalnız duvarlarının sağlamlığıyla ölçemeyiz. Taş yapının içinde korunabilmiş bu resimler de kendi başlarına araştırılması ve korunması gereken eserlerdir.[10]
HAHO’DAN GELATİ’YE: BİR İKONANIN YOLCULUĞU
Haho’yla ilişkilendirilen eserlerin hepsi bugün köyde değildir. Manastırın adını sanat tarihi kitaplarında yaşatan Hahuli Triptiği, bunların en tanınmışıdır. Triptik, ortada bir ana bölüm ve iki yanında açılan kanatlardan oluşan üç parçalı düzene verilen addır. Hahuli örneğinde bu düzen, farklı zamanlarda yapılmış çok sayıdaki mine parçayı bir araya getirir.[11]
Haho’yla bağlantılı Meryem tasviri XII. yüzyılda Gelati Manastırı’na taşınmış, büyük triptiğin merkezinde yer almıştır. Eserde VIII. yüzyıldan XII. yüzyıla uzanan parçaların bulunması, onun tek bir atölyede ve tek seferde hazırlanmadığını gösterir. Sopio Gagoshidze’nin Princeton’daki Orta Çağ Karadeniz araştırma projesi için hazırladığı inceleme, bu farklı parçaları ve eserin geçirdiği değişiklikleri anlatır. Triptik Tiflis’teki Güzel Sanatlar Müzesi koleksiyonundadır.[11]

Triptiğin üst kısmındaki bir mine levhada, Bizans İmparatoru VII. Mikhail Dukas ve Maria Alania’nın İsa tarafından taçlandırılması tasvir edilmiştir. Fahriye Bayram’ın araştırması, bu levhayı Maria’nın hayatı ve hanedan ilişkileriyle birlikte ele alır. Küçük bir tasvirin ardında Bizans sarayına ve Gürcü hanedan çevresine uzanan bir tarih bulunmaktadır.[4]
Merkezdeki Meryem minesinin nerede yapıldığı ise ayrıca tartışılmıştır. Antony Eastmond, eserin Konstantinopolis’te üretilerek II. Basileios tarafından Tao hükümdarı III. David’e diplomatik armağan olarak gönderilmiş olabileceğini ileri sürer. Bu açıklama bir ihtimaldir; eserin Gürcü çevresinde üretilmiş olduğunu savunan görüşlerin yerini almış kesin bir sonuç değildir.[12]
Yine de bu tartışmanın gösterdiği bir husus var: Haho’nun sanatını yalnız köyün sınırları içinde aramak yetmez. Bir ikona, el değiştirdikçe başka bir mabedin en kıymetli eşyasına dönüşebilir; etrafına yeni parçalar eklenebilir. Onu anlamak için hem ilk bulunduğu yere hem sonraki sahiplerine bakmak gerekir. Hahuli Triptiği bu bakımdan, bölgenin Bizans dünyasıyla ilişkilerini de tartışmaya açan bir eserdir.[4, 12]
DEFTERLERDEKİ HAHO: BAĞLAR, DEĞİRMENLER, HANELER
Osmanlı idaresinin 1549’da yerleşmesinden sonra Haho’nun tarihini başka kaynaklardan da izlemeye başlarız. Köyün adı, Tortum’a bağlı bir nahiye için de kullanılmıştır. Bu sebeple eski kayıtlarda Haho denildiğinde bazen köyün kendisi, bazen ona bağlı yerleşimleri de içine alan daha geniş idarî birim anlaşılır.[13]
1557 kayıtlarından aktarılan bilgiler, köyün geçimini oldukça açık biçimde anlatır. Buğday, arpa, darı ve keten yetiştirilmekte; bostancılık, bağcılık ve meyvecilik yapılmaktadır. Üzüm ve cevizin yanında başka meyveler de üretimin parçasıdır. Köyde altı değirmenin kaydedilmiş olması ayrıca dikkat çekicidir. Manastırın çevresinde yaşayanların dünyası, yalnız ibadetle değil, tarla ve bahçe işleriyle de şekillenmiştir.[13]
1642 tarihli avârız kayıtlarına dayanan yayınlarda Haho’da 15 Müslüman ve 23 gayrimüslim hane gösterilir. Gayrimüslim hanelerin dördünün keşişlere ait olduğu da belirtilmektedir. Bu kayıt, Osmanlı hâkimiyetinin kurulmasıyla manastır faaliyetinin bir anda sona ermediğini gösterir. Nitekim yukarıda sözünü ettiğimiz 1556 tarihli el yazması da Osmanlı idaresinin başlangıcından sonraya aittir.[13, 1]
Yunus Özger’in incelediği 1835 nüfus verilerinde ise Haho’da 346 Müslüman erkek kayıtlıdır. Bu sayı kadınları içermediğinden köyün toplam nüfusu olarak kullanılamaz. Farklı amaçlarla tutulan bu defterler, yine de köy hayatının zaman içinde geçirdiği değişimi izlememizi sağlar. Birinde haneler ve keşişler, diğerinde yaş gruplarına ayrılmış erkek nüfus vardır.[14]
Bu bilgilerle birlikte Haho, büyük bir kilisenin yanında unutulmuş bir yerleşim olmaktan çıkar. Nahiye teşkilatında adı geçen, tarım yapılan, değirmenleri çalışan bir köy görünür. Eski mabedin çevresindeki hayat, hükümdarlar ve seyyahlar değişse de farklı şekillerde sürmüştür.[13, 14]
MERYEM ANA KİLİSESİ’NDEN TAŞ CAMİ’YE
Yazının başında Deyrolle’ün 1869 tarihli kaydından söz etmiştik. Camiye çevrilmenin tam yılı bilinmediği için bu tanıklık önemlidir: Yapının o tarihte cami olarak kullanıldığını gösterir. Tanıtım metinlerinde dönüşüm genellikle XIX. yüzyıla yerleştirilir. Güney duvarına açılan mihrap ve sonraki ibadet düzenlemeleri, bu yeni kullanımın mimari izleridir.[1, 2, 5]
Birinci Dünya Savaşı yıllarında bölge Rus askerî kontrolündeyken bina yeniden kilise olarak kullanılmıştır. Bu sırada apsise ahşap bir ikonostasis, yani kutsal bölümle cemaat kısmını ayıran bir düzenleme yapılmış; kubbenin üzerine de haç yerleştirilmiştir. 1916–1918 yıllarındaki bu kullanımın ardından yapı tekrar cami olmuştur.[2]
Aynı dönemde, 1917’de Ekvtime Takaishvili ve beraberindeki heyet Haho’yu incelemiştir. Sefer sırasında yapılan ölçümler, çizimler ve çekilen fotoğraflar, yapının o zamanki hâlinin anlaşılmasında başlıca kaynaklardandır. Deyrolle’ün daha eski tasvirleriyle birlikte ele alındığında, bu belgeler hangi bölümlerin değiştiğini ve nelerin kaybolduğunu araştırmaya imkân verir.[1]

Böylece Haho’nun geçmişinde farklı kullanımlar üst üste gelir. Mabedin ilk kuruluşunu anlatırken Gürcü Ortodoks manastırını, sonraki köy hayatını anlatırken Taş Cami’yi görürüz. Birini anlatmak için diğerini unutmak gerekmez. Nitekim yapının sanatını anlayabilmek için ilk planını ve resimlerini; bugüne nasıl ulaştığını anlayabilmek için de sonraki kullanımını bilmek gerekir.[1, 2]
BUGÜNE KALAN
Haho üzerine çalışan araştırmacıların bir kısmı kitabeleri ve bezemeleri, bir kısmı da yapının nasıl korunacağını ele alıyor. Özgeriş ve çalışma arkadaşlarının 2023 tarihli araştırması, manastırın korunmasını çevresindeki yerleşimden ve yerel halktan ayrı düşünmeyen bir yaklaşım önerir. Bu önemli bir meseledir; çünkü Haho yalnız uzaktan bakılan bir anıt değil, köyün içinde yaşamaya devam eden bir yapıdır.[15]
868 tarihine ilişkin eski okuma doğrulanır mı, yapının farklı bölümleri hangi yıllarda tamamlanmıştır, ustaların adları başka eserlerde de karşımıza çıkar mı? Yeni araştırmalar bu sorulara cevap verebilir. Şimdilik bildiğimiz, X. yüzyılın sonlarına yerleştirilen ana kilisenin bin yılı aşan bir geçmişe sahip olduğudur.[1, 5, 9]
Haho’nun tarihini yalnız kaç yaşında olduğuna indirgemek ise eksik kalır. Bir kapı kabartmasını, bir yazma kitabı, başka yere taşınmış bir ikonayı ve köyün altı değirmenini aynı geçmişin içinde düşününce anlatı genişler. Tortum’daki bu mabedi tanımak, büyük tarihler arasında adı az geçen bir yerleşimin hayatına da yaklaşmaktır.[8, 11, 13]

YAZAR: Av. Mehmet Akif Gürbüz
KAYNAKÇA VE AÇIKLAMALAR
Metindeki numaralar aşağıdaki yayınlara karşılık gelir. Arşiv ve el yazması bilgileri belirtilen araştırmalar üzerinden aktarılmıştır. Yaş hesaplarında 2026 yılı esas alınmıştır.
[1] Ocak, Mustafa Tahir ve Gülsün Tanyeli (2025). “Conservation of the Khakhuli Monastery: An Architectural Overview and Future Scenarios.” A|Z ITU Journal of the Faculty of Architecture, 22(2), 447–463. DOI: 10.58278/0.2025.89. Kuruluş tarihi ve iki ayrı yazı tartışması için özellikle s. 453–454; manastır faaliyetleri ve işlev değişiklikleri için s. 454–455. Sargisian, Brosset, Deyrolle ve Takaishvili’ye ilişkin bilgiler bu çalışmanın değerlendirmesi üzerinden aktarılmıştır. Yayın / kaynak metni
[2] Canöz, Muhammed Enes (2025). “Haho Manastırı (Taş Camii).” Türkiye Turizm Ansiklopedisi. Aynı sayfada Ayşe Karahan’ın 2024 tarihli ayrı katkısı da bulunur. Burada Canöz’ün yapı işlevleri, bezeme yorumları ve camiye dönüşüm hakkındaki değerlendirmesi kullanılmıştır. Yayın / kaynak metni
[3] Küçükyıldız, İshak (2020). “Tarihî ve Arkeolojik Veriler Işığında Eski Çağ’da Tortum.” Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 64, 399–439. Tortum havzasının tarihöncesi ve Demir Çağı buluntuları için; köyün kendisiyle bölgesel veriler ayrılarak kullanılmıştır. Yayın / kaynak metni
[4] Bayram, Fahriye (2015). “Hahuli Triptiği ve Martha-Maria Alania.” OLBA, XXIII, 447–485. Bölgesel tarih ve triptiğin Bizans-Gürcü ilişkileri içindeki yeri için. Sayfa aralığında PDF’nin basılı sayfa numaraları esas alınmıştır. Yayın / kaynak metni
[5] T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Kültür Portalı. “Haho Kilisesi / Taş Cami – Erzurum.” Güncelleme: 17 Mart 2025. 976–1001 tarih aralığını aktaran resmî tanıtım kaydı; sayfanın dayandığı yayın Erzurum Gezi Rehberi’dir. Kesin gün ve yıl veren özgün bir inşa kitabesinin neşri değildir. Yayın / kaynak metni
[6] İhlas Haber Ajansı (16 Haziran 2023). “Haho Kilisesi asırlara meydan okuyor.” Yalnızca kamuoyunda kullanılan “1.100 yıllık” ifadesini örneklemek için başvurulmuştur; akademik tarihlendirme kaynağı olarak kullanılmamıştır. Yayın / kaynak metni
[7] Özkan, Haldun. “Tortum Haho (Hahuli) Manastırı ve Türk Sanatıyla Olan İlişkileri.” Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi, 6, 161–181. Plan, yardımcı yapılar ve mimari özellikler için. DergiPark’ın sayı ve çevrimiçi yayın tarihleri ile sonraki bibliyografyalarda farklı yıllar görüldüğünden burada baskı yılı kesinleştirilmemiştir. Yayın / kaynak metni
[8] Yazar, Turgay (2018). “Tao-Klarceti Mimarlığında Taş Bezeme.” Selçuklu Medeniyeti Araştırmaları Dergisi, 3, 303–397. Haho’nun figürlü, bitkisel ve geometrik taş süslemelerinin karşılaştırmalı değerlendirmesi için. Yayın / kaynak metni
[9] Celep, Fitnet ve Ayşe Denknalbant Çobanoğlu (2025). “Orta Çağ Gürcü Dini Mimarisinde Taş Bezemede Mimar, Sanatçı ve Taş Ustalarının Yeri.” Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Dergisi, 22, 119–150. DOI: 10.23897/usad.1624821. Haho’daki usta adları için özellikle s. 127. Yayın / kaynak metni
[10] Gedevanishvili, Ekaterine (2021). “The Khakhuli Dome Decoration. Eschatological and Historical Contexts.” Georgia as a Bridge between Cultures: Dynamics of Artistic Exchanges, Convivium Supplementum 6, 44–63. DOI: 10.1484/M.CONVISUP-EB.5.130910. Bu yazıda yazarın aynı konulu, sekiz sayfalık açık erişimli araştırma sürümünden yararlanılmıştır. Yayın / kaynak metni
[11] Gagoshidze, Sopio (2025). “The Khakhuli Triptych.” The Material Culture of the Medieval Black Sea, Princeton Medieval Black Sea Project. Triptiğin parçaları, tarihlendirilmesi, Gelati bağlantısı ve müze koleksiyonu için. Yayın / kaynak metni
[12] Eastmond, Antony (2016). “Greeks Bearing Gifts: The Icon of Xaxuli and Enamel Diplomacy between Byzantium and Georgia.” Ivan Foletti ve Erik Thunø (ed.), The Medieval South Caucasus: Artistic Cultures of Albania, Armenia and Georgia. Brepols. Yazarın açık erişimli metninden yararlanılmıştır. Yayın / kaynak metni
[13] Özkan, Haldun (2013). Haho Manastırı. Erzurum: Atatürk Üniversitesi Yayınları, 979. ISBN: 978-975-442-152-1. Köyün Osmanlı dönemindeki idarî, tarımsal ve demografik verileri için; ilgili bilgiler İnbaşı’nın araştırmalarına dayanılarak aktarılmıştır. Yayın / kaynak metni
[14] Özger, Yunus (2006). “XIX. Yüzyılda Tortum’un Nüfus Durumu.” Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 8(2), 113–128. Haho’nun 1835 erkek nüfusu için özellikle s. 127’deki tablo; makalenin kullandığı icmal kayıt: BOA, D.CRD. 40465. Yayın / kaynak metni
[15] Özgeriş, Mustafa; Ayşe Karahan; Elif Akpınar Külekçi; Neslihan Demircan; Işık Sezen ve Faris Karahan (2023). “Somut Kültürel Miras Örneklerinin Sürdürülebilir Turizm İlkeleri ile Değerlendirilmesi: Haho Manastırı (Erzurum).” Türkiye Peyzaj Araştırmaları Dergisi, 6(1), 1–14. DOI: 10.51552/peyad.1207106. Yayın / kaynak metni
ESKİ YAYINLAR VE DOLAYLI BAŞVURULAR
Brosset, Marie-Félicité (1864). Inscriptions géorgiennes et autres, recueillies par le Père Nersès Sargisian et expliquées par M. Brosset. Mémoires de l’Académie Impériale des Sciences de Saint-Pétersbourg, 8(7), 1–24. Sargisian’ın kitabe okumalarına ilişkin tartışma, bu eserin tamamı doğrudan incelenerek değil, [1] numaralı makale üzerinden aktarılmıştır. Kayıt / ilgili çalışma
Deyrolle, Théophile (1876). “Voyage dans le Lazistan et l’Arménie, 1869.” Le Tour du Monde, 31, 401–416. 1869 tarihli seyahat ile yayının tarihi birbirinden farklıdır. Bu yazıda Deyrolle’ün Haho’ya ilişkin tanıklığı [1] üzerinden kullanılmıştır. Kayıt / ilgili çalışma
Djobadze, Wachtang (1992). Early Medieval Georgian Monasteries in Historic Tao, Klarjet’i, and Šavšet’i. Stuttgart: Franz Steiner Verlag. Bölge manastırları üzerine temel yabancı monografilerden biridir; burada [1] ve [7] içindeki değerlendirmeler aracılığıyla yararlanılmıştır. Kayıt / ilgili çalışma
Takaishvili, Ekvtime (1952). Археологическая экспедиция 1917-го года в южные провинции Грузии [Gürcistan’ın Güney Vilayetlerine 1917 Arkeoloji Seferi]. Tiflis: Gürcistan SSC Bilimler Akademisi. Kitabe yorumları ve 1917 seferi, [1] numaralı araştırma üzerinden aktarılmıştır. Kayıt / ilgili çalışma
İnbaşı, Mehmet; İbrahim Etem Çakır ve Selçuk Demir (2014). 1642 Tarihli Erzurum Eyaleti Mufassal Avârız Defteri I: Erzurum–Tortum–İsbir–Hınıs–Pasin. Ankara: Türk Tarih Kurumu. Haho için s. 186’ya yapılan atıf [1] üzerinden izlenmiştir; özgün defterin yeniden okunduğu iddia edilmemektedir. Kayıt / ilgili çalışma
FOTOĞRAF KÜNYELERİ
Görsellerde içerik değişikliği yapılmamıştır. İyileştirmeler için yapay zekadan yararlanılmıştır.
Haho Meryem Ana Kilisesi’nin genel görünümü. Ana kilise ve yakınındaki küçük şapel. Fotoğrafçı: Arif miletli. Tarih: 11 Kasım 2018. Lisans: CC BY-SA 4.0. Özgün fotoğraf ve künye · Lisans
Güney girişindeki insan ve hayvan kabartmalarından bir ayrıntı. Fotoğrafçı: George Mel. Tarih: 17 Temmuz 2010. Lisans: CC BY-SA 3.0. Özgün fotoğraf ve künye · Lisans
Kubbenin iç yüzeyindeki haç tasviri ve korunabilen duvar resimleri. Fotoğrafçı: George Mel. Tarih: 17 Temmuz 2010. Lisans: CC BY-SA 3.0. Özgün fotoğraf ve künye · Lisans
Hahuli Triptiği’nden mine levha: VII. Mikhail Dukas ve Maria Alania’nın İsa tarafından taçlandırılması. Triptiğin tamamı değildir. Sanatçı: adı bilinmeyen Bizanslı usta. Görsel aktarımı: Wikimedia Commons / Atinati. Fotoğraf tarihi belirtilmiyor. Lisans: Commons kaydı: PD-Art / kamu malı. Özgün fotoğraf ve künye · Lisans
