Ülkemiz politik atmosferi içerisinde kimi siyasi partilerin kapatılması gündeme gelmekte ve hatta kimi siyasi partiler geçmişte kapatılmış bulunmaktadır. Dönemlerine göre birçok farklı usul içerisinde gerçekleşen bu kapatma işlemi yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre nasıl gerçekleşmektedir? Bu yazımızda Anayasa ve Sair Mevzuat Hükümlerine Göre Siyasi Partilerin Kapatılması Usulü’nü mercek altına alacağız.
SİYASİ PARTİLERİN KAPATILMASI
Öncelikle belirtmeliyiz ki burada kast edilen kapatılma, siyasi partinin kendi kendini ilga etmesi değildir. Bu, partinin kendi iç işleyişi içerisinde yapacağı bir işlemdir. Kast edilen kapatılma, hukukumuzun çizdiği sınırlar çerçevesinde yetkili mercilerin yapacağı iş ve işlemler aracılığıyla siyasi partiye son verilmesidir.
Hukuken aranan sebeplerin gerçekleşmesi halinde kapatma davası, Anayasamızın 69. Maddesinin 4. fıkrası ve Siyasi Partiler Kanununun 98.maddesi düzenlemeleri gereğince Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından Anayasa Mahkemesi’nde açılmaktadır ve Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karar kesin niteliktedir. Siyasi Partiler Kanunu’nun 100. maddesi gereğince; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı kapatma davasını, re’sen veya Cumhurbaşkanı kararı üzerine Adalet Bakanının istemiyle ya da bir siyasi partinin istemi üzerine açabilir. Ancak siyasi partinin istemde bulunabilmesi için birtakım şartların var olması gerekmektedir. Bunlar:
- Bu partinin son milletvekili genel seçimine katılmış olması,
- TBMM’de grubu olması,
- İlk büyük kongresini yapmış olması,
- Partinin merkez karar ve yönetim kurulunun üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyu ile dava açılmasının istenmesi yolunda karar alınmış bulunması,
- İstemin parti adına parti genel başkanı tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak yapılmış olması gerekmektedir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı gerek Adalet Bakanının istemi gerekse bir partinin yazılı istemi üzerine kapatma davasını açmak mecburiyetinde değildir. Kapatma davasını gerektirecek yeterli delil bulunduğu kanısına vardığı takdirde bu davayı açar. Yeterli delil bulunmadığı kanısına varır ise davayı açmayacağını istemde bulunanlara yazılı olarak bildirir. Adalet Bakanı ya da siyasi parti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının dava açılmayacağına dair bildirimi üzerine, bildirimin tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlarından oluşan “Siyasi Partilerle İlgili Yasakları İnceleme Kuruluna” yazı ile itirazda bulunabilir. Kurul bu itirazı ivedilikle en geç 30 gün içerisinde inceler ve itiraz hakkı görmezse dava açılmaz ancak kurul itirazı haklı görür ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı davayı açmakla yükümlü hale gelir.
SİYASİ PARTİLERİN KAPATILMA SEBEPLERİ
Peki hangi sebeplerin varlığı bir siyasi partinin kapatılmasını gerektirir? Anayasada siyasi partilerin kapatılması için 3 sebep gösterilmektedir. Bunlar;
- 1-) Siyasi partinin tüzük ve programının Anayasanın 68.madde 4.fıkrası hükümlerine aykırı olması,
- 2-) Siyasi parti, Anayasanın 68.maddenin 4.fıkra hükümlerine aykırı eylemlerin işlendiği bir odak haline gelmişse,
- 3-) Siyasi partinin, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alması; hallerinde kapatma kararı verilir.
Ancak 2001 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile yabancılardan maddi yardım alınması hali hariç olmak üzere siyasi partinin temelli kapatılması yerine alternatif müeyyideler de getirilmiştir. Buna göre Anayasa Mahkemesinin, temelli kapatma kararı yerine davaya konu fiillerin ağırlığına göre siyasi partinin devlet yardımının kısmen veya tamamen kaldırılmasına karar verebilmesi sağlanmıştır. Pek tabii bu yaptırım için ilgili partinin devlet yardımı alan partiler hakkında verilebilir. Buna göre bir siyasi partinin devlet yardımı alabilmesi için Milletvekili genel seçinde toplam geçerli oyların en az %3’ünü alması gerekmektedir.
Şimdi yukarıda saydığımız kapatma sebeplerini tek tek inceleyelim.
BİR SİYASÎ PARTİNİN TÜZÜĞÜ VE PROGRAMININ ANAYASANIN 68. MADDE DÖRDÜNCÜ FIKRASI HÜKÜMLERİNE AYKIRI BULUNMASI
Anayasanın 69.madde 5.fıkrası, 68.madde 4.fıkraya yollama yaparak mezkur maddede sayılan hallerin varlığını bir kapatma sebebi saymıştır. Buna göre;
Anayasamızın 68.maddesinin 4.fıkrasında bu haller “Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez” şeklinde ifade edilmiştir.
BİR SİYASİ PARTİNİN, ANAYASANIN 68 İNCİ MADDESİNİN DÖRDÜNCÜ FIKRASINA AYKIRI EYLEMLERİN İŞLENDİĞİ ODAK HALİNE GELMESİ
Odak haline gelmekten kasıt; sayılı eylemlerin parti üyelerince yoğun bir şekilde işlenmesi ve bu durumun o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsenmesi halinde ya da bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlenmesidir.
BİR SİYASİ PARTİNİN YABANCILARDAN MADDİ YARDIM ALMASI
Anayasamızın 69. maddesinin 10. fıkrasında “Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alan siyasi partiler temelli olarak kapatılır.” şeklinde ifade edilmiştir.
Bu kapatma halinde mevzuat, temelli kapatma kararı harici alternatif bir müeyyide sunmamıştır. Yani siyasi partinin yabancılardan maddi yardım alması halinde parti hakkında devlet yardımının kesilmesi kararı verilemez. Sadece kapatma kararı verilecektir.
KAPATMA KARARININ VERİLMESİ
Mevzuat, Anaysa Mahkemesi’nin vereceği kapatma kararı için nitelikli bir çoğunluğu esas almıştır. Buna göre; “Anayasa değişikliğinde iptale, siyasî partilerin kapatılmasına ya da Devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğu şarttır” (Anayasa m.149/3) denilmektedir. Anaysa Mahkemesi 15 üyeden oluşur. Öyleyse bu 15 üyeden toplantıya katılanların 2/3’ünün kapatma kararını desteklemesi gerekmektedir.
2/3’lük karar yeter sayısı, 2010 anayasa değişikliğinde getirilmiştir. Öncesinde 3/5lik bir karar yeter sayısı söz konusuydu.
TEMELLİ KAPATMA KARARININ SONUÇLARI
Pek tabi ilk sonucu bu parti bütünüyle ortadan kaldırılmaktadır. Ayrıca temelli kapatılan bir parti başka bir isimle de tekrar kurulamaz.
Kapatılan siyasi partinin tüm malları hazineye geçer . (Siyasi Partiler Kanunu m.107)
Bir siyasi partinin kapatılmasına söz veya eylemleriyle neden olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmi Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamazlar. Siyasi partiler bu kişileri hiçbir suretle seçimlerde aday gösteremezler. (Siyasi Partiler Kanunu m.95)
Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan siyasi partilerin isimleri, amblemleri, rumuzları, rozetleri ve benzeri işaretleri aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde başka bir siyasi partice kullanılmaz. (Siyasi Partiler Kanunu m.96)
Kapatılan siyasi partinin milletvekili üyelerinin milletvekilliği düşmez. Ayrıca bağımsız aday olmalarında da bir sakınca yoktur. Ancak yukarıda ifade edildiği gibi partisinin kapatılmasına söz veya eylemleriyle neden olan milletvekili bir başka partiye de geçemez.
YAZAR: AV. MELİH BATUHAN DÜZENLİ
