5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen “Koşullu Salıverilme”; yapılan kovuşturma neticesinde hakkında hapis cezasına hükmedilen kişinin infazı devam ederken belirli şarlar dahilinde hükmolunan cezanın bir kısmının dışarıda geçirtilmesidir. 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen koşullu salıverilme kurumunu ve Türk hukukundaki uygulanış şeklinin incelemesini yaptığım bu yazımda mezkur müessesenin tanımı yapılmış, güncel mevzuat hükümleri çerçevesindeki yasal düzenlemeleri irdelenerek müessesenin hukuki niteliği ile amaç ve yararlarından bahsedilmiştir. Ayrıca uygulamada karşılaşılan kuruma yönelik bir takım eleştiriler, kurumun uygulanabilmesi için gerekli olan şartlar ve istisnalar ile müessesenin usul hukuku kısmı açıklanmıştır.
~ Av. Melih Batuhan Düzenli ~
GİRİZGAH
Günümüz ceza yargısı, kanunlarda belirlenen suçların karşılığı olarak bir takım yaptırımlar öngörmüştür. Hapis cezası bunların başında gelmekte olup genel olarak amaçlarından birisi hükümlünün işlemiş olduğu eylemin sonucunda ıslah edilerek topluma tekrardan kazandırılmasıdır. Buna hukuk ıstılahında “özel önleme” denilmektedir. Bu özel önleme amacına ulaşabilmek adına ceza yargısı içerisinde bir kısım kurumlar ihdas edilmiştir. İşte koşullu salıverilme kurumu bunlardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yazımızın devamında mezkur ceza yargısı kurumunu detaylıca işleyerek ayrıntılarına vakıf olacağız.
GENEL AÇIKLAMALAR
Öncelikle tanımlayacak olursak “Koşullu Salıverilme”; kişinin mahkum olduğu hürriyeti bağlayıcı cezasının kanunda gösterilen bir bölümünün iyi halli bir şekilde geçirilmesi neticesinde serbest bırakılması ve kalan cezasını dışarıda belirli koşullara uyarak geçirmesidir. Bu koşullar ise öncelikle dışarıda geçireceği ceza süresi içerisinde başka bir kasıtlı suç işlenmemesi ve infaz hakimliğinin belirleyeceği şartlara uygun davranılmasıdır.
Ceza infaz kurumuna giren kişilerin sorumluluk bilinciyle hareket eden, kurallara uyan bireyler olmaları adına bir takım ıslah programlarına tabi tutulmaktadırlar. Böylece bu kişiler tekrardan toplumla bütünleşebilecek ve dışarıdaki hayata adapte olabileceklerdir. Bu programa uyarak işlediği suçun toplum nezdinde neticelerini kavrayan ve bunun pişmanlığını hissedebildiğini gösteren hükümlünün özel önlemesi yerine getirilmiştir denilebilir. Bu kişilerin halen cezaevinde kalmasındansa gösterdikleri müspet gelişimin neticesinde ödüllendirilmesi suç politikası yönünden daha yararlı olmaktadır. İşte koşullu salıverilme de bunu yerine getirmektedir. Ayrıca hükümlünün cezaevinde geçirecekleri süre zarfında ıslah programlarına uymasını ve iyi halli olmasını teşvik etmektedir diyebiliriz. Aksi durumda bu kişiler nasıl olsa infaz sürecinde cezaevinde kalacaklarından hareketle hem infaz kurumundaki kurallara yeterli ihtimamı göstermez hem de özel önlemeyi gerçekleştirmeye yönelik ıslah çalışmaları için de çaba göstermeyebilirlerdir.
Her ne kadar bu kurumun ceza yargısındaki faydalarını sıralasak da zaman zaman eleştirilmesine sebebiyet verecek yönleri de vardır. Özellikle koşullu salıverilme bir tür örtülü af gibi telakki edilmektedir. Bu yönüyle de kabul ediliş amacı dışına çıktığı ifade edilmektedir. Öte yandan bu kurumun rutin bir sürece dönüşmesi de kurumdan elde edilmek istenen özel önleme amacına ulaşamamanın yanında suçla mücadelede feci yaralar açabilmesi de mümkündür. Baştan beri ifade ettiğimiz ıslah edilme ve iyi halin tespitinin düzgün yapılması kurumun sıhhati için hayati öneme haizdir. Koşullu salıverilme hükmedilen hapis cezasının infazı aşamasında cezayı bireyselleştiren bir kurum olduğu ve kişiye özel olarak ortaya konması gerektiği unutulmamalıdır.
AMAÇ
Yukarıda da kısaca ifade ettiğimiz gibi ceza yargısının önde gelen amaçları arasında özel önleme dediğimiz hükümlünün ıslahı meselesi karşımıza çıkıyor. Ceza infaz kurumunda bu özel önlemeye yönelik amaca ulaşan bir hükümlünün salıverilmesi ve bir an evvel topluma kazandırılması hem kendisi hem de toplum açısından daha faydalı olabilir. Uzun süreli hürriyeti bağlayıcı cezalara çarptırılan hükümlülerin uzun süreli mahkumiyeti kişinin ıslahında ters etki yaratarak tekrar toplumla iç içe geçmesini zorlaştırabilir. Zaten özel önlemesi gerçekleşen bir hükümlünün salıverilmesi onun cezasının tamamını cezaevinde geçirmesinden çok daha makuldür.
Ancak bahsettiğimiz gibi bu ıslahın gerçekleşmesi meselesi koşullu salıverilme kurumunun ağırlık merkezidir. Islah edilen bir bireyin ıslahından sonra dahi içeride tutarak elde edilen pozitif gelişmeye ket vurulabileceği gibi henüz ıslahı tamamlanmamış bir hükümlünün de gereğinden erken salınmasının toplum barışına ve adalet mekanizmasına zarar vereceği izahtan varestedir.
Öte yandan kovuşturma aşamasında hakim, sanığı yeterince tanımadığı için özel önlemeye yetecek cezaya hükmetmekte hataya düşebilir. Koşullu salıverilme sayesinde infaz aşamasında iyi hal gösteren hükümlünün gereğinden fazla cezaevinde kalmasının da önüne geçilebilir.
Şunu da belirtmeliyiz ki yazımızın en başından beri ifade ettiğimiz özel önleme amacına ulaşabilmek için hükümlünün de irade ortaya koyması gerekmektedir. Hükümlüyü iyi hal sergilemeye motive etmek ve ıslah edilmesine katkı sunabilecek eylemlere girişmesini sağlamak onu bu iradeyi sergilemeye sevk edecektir. Cezaevinde bulunan bir kişi için özgürlüğüne daha erken kavuşmak kadar motive edici bir gelişme olmasa gerek. Bu sebeple de hükümlü ıslah programlarına uymaya önem gösterecektir.
Son olarak iktisadi temelli olarak kurumun devlete de faydaları olduğu söylenebilir. Cezaevinde bulundukları süreç boyunca tüketici konumunda olan kişilerin tekrar toplum kazandırılarak üretici konuma geçmeleri ekonomiye yarar sağlamaktadır. Tabi kurumun bu yönünün biz hukukçuları en az alakadar eden kısmı olduğunu belirtmeliyim.
HUKUKİ NİTELİĞİ
Koşullu salıverilmenin hukuki niteliği tartışmalıdır. Alternatif bir infaz şekli, hükümlüye tanınan bir hak, yetkili merci takdirine dayalı bir imkan ya da bir tür atıfet olarak niteleyen görüşler mevcuttur.
Bunlar arasında koşullu salıverilmenin bir tür alternatif infaz şekli olduğu görüşü daha baskın görülmektedir. Zira salıverilme ile birlikte hükmün infazı noktalanmamakta ve kalan kısım dışarıda belirli şartlar altında yerine getirtilmektedir. Dolayısı ile hükümlü ile olan ceza ilişkisi de devam etmektedir. Alternatif bir infaz şekli olan kurum açısından önemi şudur; hükümlünün talebi olmasa dahi kişi koşullu salıverilebilecektir. Bu kurum bir tür hak olsaydı uygulanması hükümlünün iradesiyle gerçekleşebilecekti. Kanun koyucu burada kurumu kendiliğinden harekete geçebilecek bir yapıda olmasını arzulamakla birlikte şartlar oluştuğu takdirde hükümlünün de talep edebilmesi mümkündür.
KOŞULLARI
CvGTİHK m.107’de düzenlenen koşullu salıverilme kurumunun uygulanabilmesini mevzuat bir takım koşulların gerçekleşmesine bağlamıştır. Kanun belirli ve oldukça detaylı hükümler koyarak belirli bir standardizasyon yakalamayı amaçlamıştır. Belirli şartlara bağlı olarak değil, hâkimin takdirine göre koşullu salıverilme kurumunun işletilmesi, bu kurumdan beklenen faydayı sağlamayacaktır.
A. Hapis Cezasının Bir Bölümünün İnfaz Edilmiş Olması
Hükümlünün koşullu salıverilmeden yararlanabilmesi için cezasının bir kısmının cezaevinde infaz edilmesi gerekmektedir. Hükümlünün ceza infaz kurumunda kalması gereken süre mahkum olduğu hapis cezasının niteliğine ve miktarına göre kanunda tasnife tutulmuştur.
Genel kural CvGTİHK m.107/2’de belirtilmiştir. Buna göre “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar 30 yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar 24 yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler”. Ancak, Türk Ceza Kanununun;
- a) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82 ve 83) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
- b) Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan (madde 87, fıkra iki, bent d) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
- c) İşkence suçundan (madde 94 ve 95) ve eziyet suçundan (madde 96) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
- d) Cinsel saldırı (madde 102, ikinci fıkra hariç), reşit olmayanla cinsel ilişki (madde 104, ikinci ve üçüncü fıkra hariç) ve cinsel taciz (madde 105) suçlarından süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
- e) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan (madde 102, 103, 104 ve 105) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,
- f) Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
- g) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,
- h) Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarından (madde 326 ilâ 339) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ayrıca, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar ile 1/1/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır. CvGTİHK m.107/3’e göre “Koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre;
- a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde 36,
- b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde 30,
- c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla 36,
- d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla 30,
- e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla 28, yıldır”.
Ayrıca kanun “Suç İşlemek İçin Örgüt Kurmak veya Yönetmek” ya da “Örgütün Faaliyeti” çerçevesinde işlenen suçlar için; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar 36 yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar 30 yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.
Bazı suçlar için kanun koyucu çok 3/4 gibi ağır bir oran belirlemiştir. CvGTİHK m.108/9 gereğince Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında dörtte üç olarak uygulanır.
Tekerrür halinde mevzuat mükerririn koşullu salıverilmesi için cezaevinde geçirmesi gereken süreyi ağırlaştırmıştır. CvGTİHK m.108/1’e göre “Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan; Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının 39 yılının, Müebbet hapis cezasının 33 yılının, birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla 32 yılının ve Süreli hapis cezasının üçte ikisinin İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır. İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez.”
CvGTİHK m.107/5 uyarınca “Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.”
B. İyi Halli Olmak
Koşullu salıverilme kurumundan yararlanmanın diğer şartı hükümlünün ceza infaz kurumunda geçireceği süreçte iyi halli olması gerekir. Kanun koyucu salt belli bir süre cezaevinde kalmayı yeterli görmemiştir. Zira aksi takdirde kurumun asli amacının yerine getirilmesi beklenemeyecektir.
Hükümlünün cezaevinde geçireceği süreçte iyi halli sayılmak için ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği için konulan kurallara uyması ve üzerine yüklenen yükümlülüklerini de eksiksiz yerine getirmesi gerekmektedir. Ayrıca hükümlü kendisine uygulanan iyileştirme programları sayesinde tekrar toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü de alınarak idare ve gözlem kurulunca saptanmış bulunması gerekir. Ek olarak hükümlüye verilen disiplin cezalarının tamamının infaz edilmediği takdirde koşullu salıverilmeden yararlanamayacaktır.
İyi halin belirlenmesi ile alakalı CvGTİHK m.89/1’de düzenleme yapılmıştır. Buna göre “Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur” denilmek suretiyle iyi halin belirlenmesindeki ölçütleri ortaya koymuştur.
İdare ve gözlem kurulu iyi halin tespitinde; hükümlünün eğitime yönelik iyileştirme programları, aldığı ödül ve sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, katıldığı kültü-sanat etkinlikleri, sosyal ve sportif faaliyetleri, işlediği suça dönük pişmanlığı, cezaevinde aldığı disiplin cezaları, ceza infaz kurumunun kuralarına uyması, cezaevi personeli ve dışarıyla olan ilişkisi ölçüt aldığı kriterler olarak sayılabilir.
Hükümlünün sergilemiş olduğu iyi hallilik pek tabi kişinin bir daha suça yönelmeyeceğine garanti veremez. Ancak iyi hallilik bu yönde önemli bir belirti olacaktır. Hükümlünün cezaevinde geçirdiği süreç boyunca iyi halli olması gerekmez. Koşullu salıverilmeye karar verileceği zamanda iyi halli olması yeterlidir. Kişi çeşitli disiplin cezaları alsa bile bunların infazı tamamlandıysa ve asgari sürelerde geçtikten sonra iyi halli bulunuyorsa koşullu salıverilebilecektir.
Hükümlü ceza infaz kurumunda bulunduğu süreç içerisinde iyi halli olması koşullu salıverilme için yeterlidir. İnfaz kurumundan çıktıktan sonraki denetim süresinde iyi halli olup olmadığı koşullu salıverilme için önemli değildir.
Bu konuya ilişki Yargıtay kararı;
“Hükümlünün koşullu salıverilmesi için mahkum olduğu cezanın infazı sırasında, ceza infaz kurumunda geçirmiş olduğu sürede iyi halli olmasının gerekli ve yeterli olduğu, infaz kurumu dışında denetimli serbestlik tedbiri kapsamında geçen süreçte iyi halli olup olmamanın koşullu salıverilmeye etkisinin olmadığı, nitekim hükümlünün denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymamakta ısrar etmesi ve diğer hallerde dahi, 5275 sayılı Kanun’un 105/A-6 maddesi gereğince, ancak koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebileceği gözetildiğinde,”
Yargıtay 1.Ceza Dairesi 2021/12374E. 2022/238K.
USÛL
CvGTİHK m.107/11’de koşullu salıverilme kurumuna yönelik usul hükümleri getirilmiştir. Koşullu salıverilmenin uygulanabilmesi için hükümlünün ya da temsilcisinin talebine gerek yoktur. Hatta rızası dahi aranmaz. Koşullu salıverilme hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından bir gerekçeli rapor hazırlanır. Bu rapor hükümlünün infaz işlemlerini yapıldığı yer infaz hakimliğine verilir. Raporu inceleyen yetkili infaz hakimi raporu uygun bulduğu takdirde kişinin koşullu salıverilmesine dosya üzerinden karar verir. Aksi halde gerekçesini de kararda göstererek hükümlünün koşullu salıverilmeye uygun olmadığına karar verir. İnfaz hakimliğinin hem koşullu salıverilmenin uygun bulunması kararına hem de uygun bulunmaması kararına karşı itiraz yolu açıktır.
DENETİM SÜRESİ
Koşullu salıverilen kişi cezasını çekmiş sayılmamakta bilakis cezasının kalan kısmının infazı dışarıda tamamlanmaktadır. İnfaz süreci bitmediğinden dolayı da infazı tamamlanıncaya kadar mahkumiyete bağlı hak yoksunlukları da devam etmektedir. Ancak bunun istisnası ise TCK m.53/3’de düzenlenen “hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından” uygulanmaz. Kişi dışarıda geçireceği infaz sürecinin sonunda hak ederek tahliye olmuş sayılmaktadır.
Kişinin dışarıda geçireceği infaz sürecinde bir denetim süresine tabi tutulur. Bu süre CvGTİHK m.107/6’da düzenlenmiş olup hükümlünün ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken süre kadardır. Ancak süreli hapislerde hak ederek tahliye tarihini geçemez.
Denetim süresinde koşullu salıverilen kişiye denetimli serbestlik tedbiri uygulanabilir. Buna göre;
- Hükümlü, denetim süresinde, infaz kurumunda öğrendiği meslek veya sanatı icra etmek üzere, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında, ücret karşılığında çalıştırılabilir.
- 18 yaşından küçük olan hükümlüler, denetim süresinde eğitimlerine, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir kurumda devam ederler.
- İnfaz hâkimi, denetim süresinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklar edinebileceği çevrelerden uzak kalması ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya yanında çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek infaz hâkimine verir.
- İnfaz hâkimi ayrıca, iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verebilir. Bu karar gereğince denetimli serbestlik müdürlüğü, risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü;belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulundurma, belirlenen yer veya bölgelere gitmeme, belirlenen programlara katılma, yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutar. Denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri değiştirebilir.
Ancak CvGTİHK m.107/10’da infaz hakimine bir takdir yetkisi verilmiştir. Buna göre koşullu salıverilen kişinin koşullu salıverilen hükümlünün kişiliğini ve topluma uyumdaki başarısını göz önünde bulundurarak; denetim süresinin, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmadan veya herhangi bir yükümlülük belirlemeden geçirilmesine karar verebileceği gibi, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasını veya belirlenen yükümlülükleri denetim süresi içinde kaldırabilir.
Cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarından mahkum olanların koşullu salıverilmesi halinde denetim süresi içinde CvGTİHK m.108/9’a istinaden bir takım özel yükümlülüklerin bir veya birkaçına infaz hakimince karar verilir. Bunlar;
- Tıbbi tedaviye tabi tutulmak,
- Tedavi amaçlı programlara katılmak,
- Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak,
- Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak,
- Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak,
- Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak şeklindedir. Ancak bu hükümler çocuklar hakkında uygulanmaz.
KOŞULLU SALIVERİLME KARARININ GERİ ALINMASI
CvGTİHK m.107/14’e göre “Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır” denilerek hükme bağlamıştır. Ancak hükümlü koşullu salıverilmesinden sonra denetim süresi içinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlerse yahut kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar ederse koşullu salıverilme kararı geri alınır.
Maddenin lafzından denetim süresinde işlenen taksirli suçların veya yalnız adli para cezasını gerektiren suçların işlenmesi halinde koşullu salıverilme kararı geri alınmayacağı anlaşılmaktadır. Koşullu salıverilme kararının geri alınabilmesi için hapis cezasını gerektiren kasıtlı suçun denetim süresi içinde işlenmesi yeterli olup hükmün denetim süresi içinde verilmesi gerekmemektedir. Ancak pek tabi bu hükmün hapis cezasına mahkumiyet olması gerektiği de izah varestedir.
Hapis cezasını gerektiren kasıtlı suçun dışında yukarıda saydığımız ve denetim süresi boyunca devam eden yükümlülüklere de uygun davranılmaması halinde de koşullu salıverilme kararı geri alınır.
Koşullu salıverilme kararı geri alınırsa hükümlünün;
- Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin,
- Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin, ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine karar verilir. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir daha koşullu salıverilme kararı verilmez.
CvGTİHK m.107/15’de koşullu salıverilme kararını geri alacak merci belirtilmiş olup buna göre “Hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse ya da bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse hükmü veren ilk derece mahkemesinin bulunduğu yer infaz hâkimliği, cezaların toplandığı hâller ile hükmün bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmiş olması hâlinde ise 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenen infaz hâkimliği tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dosya üzerinden karar verilir” denilmektedir. İnfaz hakimliğinin verdiği geri alma kararlarına karşı itiraz yolu açıktır.
SONUÇ
Temelinde kalabalık cezaevlerini boşaltmak gibi saiklerin bulunduğu düşünülse de koşullu salıverilme müessesesi ile hükümlülerin özel önlemesinin gerçekleştirilmekte ve onların yeniden sosyalleşerek toplumla bütünleşmesi sağlanmaktadır. Böylesi hassas dengeler üzerinde inşa edilen bu kurumun işleyişinde azami özen gösterilmesi gerektiğini yukarıda açıkladık. Zira bu müessese otomatik işleyen bir sistem değil mevzuat hükümlerinin kişinin bireysel tutum ve davranışlarına tecellisidir. Bu sebeple koşullu salıverilmenin uygulanmasının belki de en önemli yapı taşı iyi halliliktir. Bunun tespitinde yetkili mercilerin gerekli tetkikleri yapmadan hareket etmesi kamu güvenliğini ciddi boyutlarda tehlikeye sokar. Ceza yargısına olan güvenin sarsılamaması ile hükümlülerin ıslahı arasındaki dengeyi koruyarak suçla mücadelede önemli kazanımlar elde edilebileceğini yazımız boyunca izah etmeye çalıştık. Bu müessesenin düzgün işlemesi en başta hukukçuları alakadar etmektedir. Hükümlüler açısından hak kayıplarının önlenmesi ve kamu açısından toplumun korunması sistemin düzgün çalışmasına bağlıdır. Bu da biz hukuk meslekleri ile iştigal eden nesillerin vazifesidir.
YAZAR: AV. MELİH BATUHAN DÜZENLİ
~ KAYNAKLAR ~
[1]- Berrin AKBULUT, Ceza Hukuku Genel Hükümler 6.Baskı
[2]- Hakan HAKERİ, Ceza Hukuku Genel Hükümler 23.Baskı.
[3]- https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5275.pdf
[4]- https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5237.pdf
[5]- https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/21.5.2324.pdf
[6]- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/789718
[7]-https://karararama.yargitay.gov.tr/https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kosullu-saliverilmenin-geri-alinmasi-karari-ve-sartli-tahliye-nedir.html
