TARİH

OSMANLILARIN GÖLGESİNDE BİR AVRUPA KRİZİ


Veraset krizi, bir devletin tahtının boş kalması sonucu hükümdarın kim olacağı konusunda yaşanan belirsizliği ifade eder. Tarih boyunca dünya üzerinde sayısız veraset krizleri yaşanmış ve bu krizler dünyayı derinden etkilemiştir. İşte bunlardan birisi de XVI. asırda bugün Polonya olarak bildiğimiz Lehistan krallığında yaşanmıştır. Bu yazımızda ise Osmanlı İmparatorluğunun Gölgesinde Avrupa’da yaşanan veraset krizini hep birlikte mercek altına alacağız.


LEHİSTAN TAHTINDA YAŞANAN VERASET KRİZİ

7 Temmuz 1572 tarihinde Leh kralı II. Sigismund ölmüştür. Ardında ise herhangi bir varis bırakamamıştır. Çünkü geçirdiği zührevi bir hastalık kralın kısır kalmasına sebep olmuştu.

Veraset Krizi – 1

Çocuksuz ölen bir kral birçok devlet ve hanedan için fırsat ve kaos anlamına geliyordu. Lehistan’ın batı komşusu olan Habsburg Avuturya’sı, çoktan büyük bir iştahla Habsburg hanedanı içinden uygun adaylarını Leh tacı için Papa’ya onaylatma derdine düşmüştü.

Lehistan Kralı II. Sigismund.

Öte yandan devletin doğu komşusu olan Korkunç İvan yönetiminde yükselen yeni güç Rusya, II. Sigismund döneminde yaşanan savaşlarla ele geçirdiği Leh topraklarına yenilerini eklemek ve Leh tahtına kendi taraftarları olan birisini geçirmek için hazırlığa başlamıştı.

Veraset Krizi – 2

İşte bu siyasi zemin, Avrupa’da ciddi güç kaymalarına sebebiyet verebilirdi. Avrupa’nın büyük kara devletlerinden birisi olan Lehistan, Habsburg Hanedanı’nın eline geçebilirdi. Öte yandan palazlanan bir diğer büyük güç Rusya orta Avrupa’da etkisini yayarak gücünü umulmadık doruklara ulaştırabilirdi.

Veraset Krizi – 3

OSMANLI İMPARATORLUĞU AÇISINDAN VAZİYET

Gelinen bu kriz ortamına bir de Lehistan’ın güney komşusu olan Osmanlılar açısından durumu değerlendirmek gerekir. Osmanlı-Leh ilişkileri, ilişkilerin kurulmasından itibaren dolaylı yollardan yapılan savaşlarla geçmiştir. II. Bayezid Han döneminde, Malkoçoğlu Bali Bey komutasında ardı ardında yapılan seferler neticesinde 1503 yılında yapılan sulh ile harp dönemi yerini uzun süreli bir barış dönemine bırakmıştır.

Veraset Krizi – 4

Devam eden süreçte Lehler, güney komşularına karşı barışçıl politika izlemiş ve Osmanlılar bu şekilde mukabele etmişlerdir. Zira Lehistan’ın tarafsızlığı, Osmanlıların lehine bir durumdu. Macarlar, Almanlar ve İspanyollarla girişilen meşakkatli harpler, Osmanlı’yı yeterince meşgul etmekteydi.

1600 Yılında Avrupa.

Ayrıca olası bir Lehistan-Osmanlı Savaşı, Erdel, Eflak ve Boğdan gibi vasal devletlerin merkeze bağlılığını tehlikeye sokabilirdi. Öteden beri Lehlerin Romanya toprakları üzerinde emelleri olagelmiş ve II. Bayezid döneminde yapılan harpler de Boğdan üzerinde hakimiyet amacıyla yapılmıştır. İşte Leh krallarının barışçıl tavrı bu riski minimize etmekteydi. Ancak bu barış dönemi Leh tahtına bir Habsburg Hanedanı Üyesi’nin oturmasıyla ya da Orta Avrupa’da Lehlerin yerini başka bir gücün almasıyla ortadan kalkabilirdi.

Veraset Krizi – 5

Üstelik Kıbrıs’ın fethi ve İnebahtı bozgunu sebebiyle Osmanlılar, tüm gücünü Akdeniz’de toplamıştı. Devlet İnebahtı bozgunu neticesinde birçok cephede sürdürdüğü genişleme politikasından vazgeçmişti. Bozgun öncesinde Hind Okyanusuna, Afrika’ya ve Kuzey Kafkasya’ya geniş çaplı harekatlar planlayan Osmanlılar tüm bunlardan vazgeçmiştir. Akdeniz’de ne olacağı belirsizken kuzeyden de savaş rüzgarlarının esmesi devlet için büyük tehlike arz ediyordu.

Osmanlı – Venedik Deniz Savaşları.

OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN GÖLGESİNDE BİR VERASET KRİZİ

Osmanlı Divan-ı Hümayunu, kuzeydeki bu duruma müdahale edilmesi gerektiğine kani olmuştur. Büyük bir diplomat ve stratejist olan dönemin sadrazamı Sokollu Mehmet Paşa, evvela Leh beylerine nameler göndererek Osmanlı aleyhine bir işe girişmemelerini, kendi aralarından birini kral seçmelerini, bu olmadığı takdirde hariçten bir kral seçilmemesini ağır bir dille belirtti.

Divan-ı Hümayun.

Ayrıca Sokollu Mehmed Paşa, Tuna üzerindeki sancak beylerine olası bir harp için hazır olmalarını emretti. Akabinde sıra Avusturya’ya geldi. Divan-ı Hümayun, Avusturya Kralı’nı Leh veraset krizine müdahil olmaması gerektiğini aksi takdirde Budin Beylerbeyinin saldırıya memur edileceği konusunda uyardı.

Sokollu Mehmed Paşa.

Avusturya’nın hedefi öncelikle Leh tahtını almak ya da ülkenin taksimini sağlamaktı. Polonya toprakları Avusturya’ya ve Litvanya toprakları da Ruslara verilecek akabinde kurulacak bir ittifak ile Osmanlı İmparatorluğu’na saldırılacaktı. Ancak Osmanlıların göz dağı vermesi şimdilik işe yaramış ve Habsburglar geri adım atmaya mecbur olmuşlardır. Diğer taraftan da Rus meselesi ortada duruyordu. II. Selim, Rus Çarını tehdit eder cinsten gönderdiği mektuplar ile Moskof askerinin Leh topraklarına girmemesi istenmiştir.

Veraset Krizi – 6

Tüm bu tedbirlere ek olarak Sokollu Mehmed Paşa, Leh beylerine de Rus tehdidine kesinlikle aldırmamalarını; Kırım Hanı Devlet Giray’ın Moskova üzerine gönderildiğini bildirdi. Devlet Giray’a gönderilen ferman ile de Leh toprakları üzerine olası bir istilanın püskürtülmesi için hazırlık yapması emredildi.

Veraset Krizi – 7

İşte alınan bu önlemlerle şimdilik tehdidin önü alınsa da Leh beyleri bir türlü aralarından birini kral seçemediler. Bu belirsizliğin uzaması Osmanlıların katlanabileceği bir şey değildi. İşte tam da bu sırada bir başka Avrupalı devlet krize müdahil oldu. Osmanlıların Avrupa’daki biricik müttefiki Fransa, bir çözüm önerisinde bulundu. Fransa kralı IX. Charles, kardeşi Henri de Valois’i namzed göstermişti.

Henri de Valois.

Fransa, düşmanı Habsburgların, Lehistan’ı da hakimiyetleri altına alarak güçlenmelerini istemiyordu. Üstelik Osmanlılar Leh tahtına bir Habsburglu’nun çıkmasındansa müttefik bir krallıktan birinin çıkmasına razı gelebilirdi. Divan-ı Hümayun, Prens Henri de Valois’i desteklemeye karar verdi. Leh beylerine de bu karara uymaları için nameler gönderildi. Sultan II. Selim, Osmanlıya düşman birinin kral seçilmesinin Lehistan sınır şehirlerine saldırı olasılığını gündeme getireceğini Leh beylerine bildiriyordu.

Veraset Krizi – 8

Leh Beylerine gönderilen namede Sultan II. Selim: “Atalarımız sizin memleketinize karşı düşmanlarınızın zarar vermelerini daima önlemek istemişlerdir. Bunun için ben de ahdname verdim. Hariçten bir kral seçmeniz gerekiyorsa França padişahının karındaşı vilayeti mezbureye kral nasb olunmak evla ve münasip görülmüştür, buyurdum ki ferman-i şerifim muktesazınca müşarünileyhin karındaşı krallığa kabul edesiz ve kendisine kral olarak gerekli saygıyı gösteresiz. Asla özrünüz makbul olmamak lazım gelür.” şeklinde buyrukta bulunmuştur.

Sultan II. Selim Han Cülus Töreninden.

Beylere bir emir niteliğindeki bu ferman, Lehistan’ı Osmanlı himayesi altında sayıyor ve Fransa kralının kardeşini seçmelerini kelime manasıyla neredeyse dikte ediyordu. Leh beyleri de bu mektuba karşılık vermiş ve Sultan’ın isteklerine uyacakları konusunda söz vermişlerdir. Leh beylerini kontrol altına almak oldukça önemliydi zira aynı dönemde Osmanlı vasalı olan Boğdan isyan etmiş ve kimi Leh beyi de bu isyana destek vermişti. Bu yüzden Sultan Selim Han’ın Leh beylerine sözünü geçirebilmesi hayati öneme sahipti. Sultan Selim Han, Fransa kralına da “karındaşınızı yüce asitanemize olan vufur-i mevalat ve muhabbetimiz muktezasınca vilayet-i Leh’e kral nasb ve ta’yin eyledik” diyerek bu seçime kendisinin karar verdiğini bildirmiştir.

Sultan II. Selim Han.

Osmanlıların “Hanriko” dediği Henri de Valois’in güvenle Lehistan’a varması için Divan-ı Hümayun tarafından gerekli önlemler alındı ve Hanriko 1573’te güvenle Leh tahtına çıkabildi. Tahta çıkan Hanriko Boğdan isyanına yardımdan kaçındığı gibi yardım eden beyleri de engelledi. Sonunda hain Boğdan Voyvodası III. Ioan yapılan Kartal Ovası Muharebesi sonucu öldürüldü.

Boğdan Voyvodası III. Ioan.

Kriz artık çözülmüş gibi görülüyordu ancak tarihin alay edercesine vuku bulan bir ironisi tekrar Leh tahtını tartışmaya açtı. Fransa Kralı IX. Charles, 1574 senesinde ölmüştü ve Leh tahtına çıkan kardeşi Henriko, yapılan onca emeği hiçe sayarak sessiz sedasız, kimselere haber vermeden Lehistan’ı terk ederek Fransa’ya gidip tahta çıkmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun emekleri boşa gitmiş ve her şey başa dönmüştü. Rus orduları tekrar Leh sınırına dayanmış ve Habsburglar yeniden tahta namzed gönderme hazırlıklarına başlamışlardı. Padişah, Beç kralına gönderilen namede “ahd ve amana mugayir Leh vilayetine asla dahl ve taarruz olunmaya” şeklinde tehditte bulunuluyordu. Keza yine Rus çarına da Kırım Hanının taarruza geçeceği ihtar edildi.

Veraset Krizi – 9

Artık Osmanlı sabrının sonuna gelmişti. Sonunda Divan-ı Hümayun kendi himayesinde olan Erdel Prensi Sefan Bathori’nin Leh kralı seçilmesine karar verdi. Rus ve Avusturya’nın baskı altına alınması sonuç vermişti.

Stefan Bathori.

Stefan Bathori, eski Kral II. Sigismun’un kız kardeşi Anna Jagiellon ile evlendikten sonra yeni Leh kralı seçilmiştir. Böylece Osmanlı haraçgüzarı bir prens Orta Avrupa’nın en büyük devletlerinden birisinin başına geçmiştir.

Lehistan Haritası.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Lehistan iç işlerine bu denli müdahil olması ve kendi sancaktarlarından birisini Kral seçtirmesi Lehistan’ın Osmanlılarca himaye edildiğini göstermektedir. Bu himaye diğer vasal devletlere kıyasla gevşek bir ilişki olsa da Osmanlı İmparatorluğu etki alanını Baltık denizine kadar ulaştırmış oldular. Ayrıca daha mühim olanı Avrupa’daki güç dengesi XVIII. Asırda Lehistan’ın taksimine dek Osmanlı lehine korunmuştur.

Stefan Batori – 2.

Stefan Bathori’nin saltanatına bakacak olursak Osmanlılarla iyi geçinmiş, ayrıca Ruslar tarafından istila edilen Livonya bölgesini de geri alarak Avrupa’daki Rus ilerleyişini durdurmuştur. Bathori, Leh tarihinin en başarılı krallarından bir kabul edilmektedir. Saltanatı Lehlerin altın çağının başlarına tekabül etmiştir.

Stefan Batori – 3.

Osmanlılar kılıçlarını kınından dahi çıkartmadan sadece diplomasi ile Avrupa’da statükoyu kendi lehlerine korumuştur. Gücünün zirvesindeki bir devletin nelere kadir olduğunu görmemiz adına bu olay mükemmel bir örnek olarak tarihte yerini almıştır.


YAZAR: MELİH BATUHAN DÜZENLİ


İSTİFADE EDİLEN KAYNAKLAR

[1] – Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye, Türkiye İş Bankası Yayınları.

[2] – Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi, Ötüken Yayınevi.

[3] – İsmail Hami Danişmend, Osmanlı Tarihi.


Yorum bırakın