Osmanlıların XVI. asırda günümüzde Endonezya topraklarında bulunan Sumatra Adası’na sefer düzenlediğini ve Sumatra Adası’nda bulunan Açe Sultanlığı’nın, Osmanlı İmparatorluğu’nun tabiiyetine geçtiğini biliyor muydunuz? XVI. asırda Osmanlıların Mısır’ı da ele geçirmesiyle Hind Okyanusuna olan ilgisi artmış ve Osmanlı İmparatorluğu bölgeye çeşitli müdahalelerde bulunmuştur. Osmanlı İmparatorluğunun bölgeye müdahalesinin başlıca sebebi Portekizlilerin bölgede artan etkinlikleri idi. Bu yazımızda Osmanlı İmparatorluğu’nun Uzak Doğu’da Malay Adaları’na izlerini bıraktığı bu askeri eylemleri yakından inceleyeceğiz.

~ 22.05.2024 ~
SULTAN II. SELİM’E KADAR OSMANLI – AÇE İLİŞKİLERİ
XVI. asırda Osmanlıların Mısır’ı da ele geçirmesiyle Hind Okyanusuna olan ilgisi artmış ve Osmanlı İmparatorluğu bölgeye çeşitli müdahalelerde bulunmuştur. Osmanlı İmparatorluğunun bölgeye müdahalesinin başlıca sebebi Portekizlilerin bölgede artan etkinlikleri idi.

Portekiz donanması Kızıldeniz’e kadar müdahale sahasını genişleterek Hicaz’daki kutsal toprakları tehdit edebilecek ve bu toprakları işgal edebilecek bir güce erişmişti. Güney Afrika ve Güneydoğu Asya’da kolonileşen Portekiz, bölgedeki Müslüman devletleri ezmiş, Hindistan sahasında yürüyen ticareti hakimiyeti altına almış ve Hindistan’dan Avrupa’ya doğru yürütülen meta akışını Osmanlı İmparatorluğu’nun aleyhine olacak şekilde değiştirmiştir.

Özellikle Avrupalıların Ümit Burnu’nu Keşfi ve Portekiz’in Kızıldeniz’i ablukaya alması Akdeniz ve Hindistan sahalarında mevcut ticari dengeleri alt üst etmiş ve Osmanlıların Baharat Yolu’na erişimine darbe vurulmuştur. Portekiz’in ticari sahadaki bu yöndeki etkinliğini kırmak için girişilen harekatlar istenildiği gibi sonuçlanmasa da Portekizlilerin Kızıldeniz ticareti üzerindeki kurmuş olduğu baskı kırılmıştır. Bundan sonraki süreçte Osmanlı İmparatorluğu, Portekiz ile mücadelesini bölgede vekil kıldığı güçler aracılığıyla bir vekalet savaşı üzerinden devam ettirmiştir. Yani bölgeye gerekmedikçe doğrudan bir ordu gönderilmemiş, yerel güçlere verilecek destek ile birlikte Portekiz baskı altında tutulmaya çalışılmıştır. Aslında Osmanlı İmparatorluğu’nun bu askeri harekatı farklı coğrafyalarda çeşitli şekillerde uyguladığı söylenebilir. Babür Şah’a verilen askeri teknik destek, Fas ordusunun Osmanlı modeliyle yapılandırılması, Ming hanedanına verilen ateşli silah desteği gibi örneklere bakacak olursak Osmanlılar, çeşitli coğrafyalara benzer yöntemlerle desek sağlamıştır. Bunun bir örneğini Habeşistan’da da görüyoruz. Doğu Afrika kıyılarında Portekiz’in desteklediği Hristiyan yerliler ile Osmanlıların desteklediği Müslüman yerliler arasında bir vekalet savaşı yaşanmıştır.

İşte Açe seferi de benzer boyutlarda gelişmiş bir vekalet savaşı idi. Güneydoğu Hindistan’da artan Portekiz tehdidini derinden hisseden devletlerden birisi de Sumatra adasının kuzeyindeki Müslüman Açe Sultanlığı idi.

Sumatra adası, Malaka Boğazının güney yakasında olması hasebiyle stratejik öneme haizdi. Ticaret yollarını tekeline almak isteyen Portekiz’i bölgeye musallat eden asıl sebep de adanın bu özelliği idi. Avrupalı devletlerle kıyaslandığında görece ilkel kalan Açe Sultanlığı, üzerindeki Portekiz tahakkümünü kırmak adına dönemin en güçlü Müslüman devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’na başvurmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu tarafından Açe’ye yapılan en kapsamlı seferler 1560’lı yıllarda başlamışsa da Açe Sultanlığı ile Osmanlı İmparatorluğu ilişkilerinin tam olarak ne zaman başladığı bilinmemektedir. Portekizli kaşif Fernao Mendes Pinto’nun verdiği bilgiler ışığında Osmanlıların en erken 1530’lu yıllarda bölgede olduğunu söyleyebiliriz.

Pinto, anılarında 1539 yılında bölgede ticaret yapan birçok Türk’ün olduğunu belirtmiştir. Pinto’nun Sumatra’da olduğu sıralarda bir Osmanlı bürokratı olan Mahmut Han isimli bir Habeşlinin Açe’de bulunduğundan söz edilir. Bu bürokratın Kanuni Sultan Süleyman adına bir ticari ittifak anlaşması için orada bulunduğu ve kendisine Açe sultanı tarafından Pasai limanında bir iş hanı verildiği belirtilmiştir.

Mahmut Han’ın beraberinde 40’ı yeniçeri olmak üzere yüz kişilik bir heyet vardır. Bahsedilen bu Türk heyeti bölgede bir ticari organizasyon kurmanın ötesinde, bulundukları bölgede çeşitli tahkimatlar da kurmuşlardır. Bu durum Osmanlıların daha XVI. asrın ilk yarısında bölgeye ilgi duyduğunu göstermektedir. Açe, sahip olduğu stratejik konumun ötesinde çeşitli emtialara da sahiptir. Özellikle biber üretimi Açe’nin başlıca gelir kaynağı idi.

Ortadoğu üzerinden Avrupa pazarlarına ulaşan Açe biberi Avrupa’nın biber ihtiyacının neredeyse yarısını karşılıyordu. Bu biber ticareti Osmanlı tüccarlarının ilgisini çekmiştir. Pinto’nun içinde bulunduğu Portekiz donanması bölgede Açelilerle savaştığı sırada Açelilerin biber yüklü bir gemiyi Türklere gönderildiği ve dönüşte geminin çeşitli askeri malzemelerle dolu olduğu kaynaklarda geçmektedir.

Böylece 1539 yılında Osmanlıların bölgeye lojistik destek sağladığını öğrenmiş oluyoruz. Ayrıca Pinto ve içerisinde olduğu Portekiz donanması, savaştıkları Açelilerin arasında Türk askeri danışmanların olduğundan da dem vurmaktadır. Pinto’nun verdiği bilgilerden Osmanlıların hem asker hem ticari olarak bölgede etkin olduğu sonucu çıkmaktadır.

Ancak belirtmeliyiz ki Açe-Osmanlı ilişkileri henüz hükümdarlar seviyesine ulaşmamış, görece daha alt kademeli Osmanlı idarecileri vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Bu ana kadar ki ilişkilerin Hint deniz seferleri ile paralel tarihlerde gerçekleştiği düşünülürse, bu ilişkilerin Mısır beylerbeyi ve Osmanlıların Hind donanması kaptanları aracılığıyla gerçekleştiği düşünülebilir. Asıl Osmanlı-Açe ilişkilerinin hükümdarlar seviyesinde gerçekleşmesi 1560’lı yılları bulmaktadır. Tarihçi Anthony Reid, Açe elçilerinin 1561’den itibariyle İstanbul’da bulunduğunu belirtir. Bu iddiasının temeli ise bir Venedik elçisinin raporuna dayanmaktadır. Osmanlı arşivinde ise İstanbul’a gelen ilk Açe elçilerinden 1567 yılında bahsedilmektedir.

SULTAN II. SELİM DÖNEMİ’NDE OSMANLI – AÇE İLİŞKİLERİ
Tekrarlanan Portekiz saldırıları karşısında Açe Sultanı Alâeddin Riâyet Şah, Kanuni Sultan Süleyman’dan yardım talep etmiştir. Ancak elçilik heyeti İstanbul’a geldiği esnada Sultan Süleyman, Zigetvar Seferi’nde bulunmaktadır. Bu sebeple heyet bir müddet İstanbul’da beklemeye mecbur olmuştur. Ancak Sultan sefer esnasında hayatını kaybetmiştir. Gerçekleşen saltanat değişikliği elçilerin işini daha da zorlaştırır. Bu curcunalı süreçte elçilerin yeni Sultan II. Selim ile ilk görüşmeleri bir Cuma selamlığında gerçekleşir. Cuma selamlığında Açeli elçilerin farklı kıyafetleri Sultanın dikkatini çekmiş ve onlarla ilgilenmiştir.

Açeli elçilerin hediye olarak getirdikleri bir gemi yüklü biberden çok az miktarda kalması elçilerin mahcubiyetine sebep olsa da Sultan Selim, elçileri hoşgörüyle karşılamış ve hediyeyi kabul etmiştir. Yapılan diplomatik temaslar sonucunda Açe Sultanlığı, Osmanlı Devleti’ne biat etmiş ve bir savunma anlaşması yapılmıştır. Böylece Osmanlılar, Açe Sultanlığı’na Portekiz hücumları karşısında yardım etmeyi taahhüt ederken, Açe Sultanlığı Osmanlı hakimiyetini tanımış oluyordu. II. Selim, Osmanlı Donanması’na Açe’ye bir askeri yardım harekatı yapılmasını emretmiştir. Ayrıca Yemen ve Mısır Beylerbeyleri’ne Açeli tüccarlara askeri alet ve bakır alımında kolaylık sağlamaları konusunda emirlerde bulunulmuştur. Bunun dışında Açe Sultanı’nın talep ettiği hisar ve gemi ustaları ile dülger, demirci, kalkancı, nakkaş ve diğer sanat ehlinden kişilerin Açe’ye gönderilmesi için Mısır beylerbeyine ferman gönderilmiştir. Bu kapsamda Kurtoğlu Hızır Reis sefer için vazifelendirilmiştir. 15 tanesi Osmanlı İmparatorluğu’nun Hind Donanmasından olmak üzere toplam 17 kadırga ve barça bir yıllık kumanya ve maaş ile birlikte sefere gönderilmiştir.

Ayrıca gönderilen askeri personelin komutanı ise Seyyid Kemal isimli bir subaydır ve bu askeri heyet Sumatra’ya ulaştığında Açe sultanı tarafından Açe ordusunda uléebalang (kumandan) ilan edilecektir. Ancak aynı tarihlerde gerçekleşmekte olan yemen isyanının kontrol altına alınamaması sebebiyle donanmanın kızıl denizde kalması icap etmiş ve Açe seferi bir yıl ertelenmiştir. Ertelenen Açe seferi 1569 yılında gerçekleşmiştir. donanma taşıdığı askeri heyet ve malzemeleri adaya ulaştırmıştır. Bir miktar top ve arkebüz Açe sultanına teslim edilmiş ve yüksek rütbeli Osmanlı askerleri, Açe ordusuna eğitim vermiştir.

Ayrıca donanmayla birlikte gelen teknik ekip de tophaneler ve cephane imalat atölyeleri kurmuşlardır. Böylece Osmanlılar, Açelilere ateşli silah yapmayı ve kullanmayı öğretmişlerdir. Gönderilen mimarlar Açe Sultanlığının askeri tahkimatlarını onarmış ya da yenilerini yapmıştır. II. Selim ayrıca Açe sultanına bir ferman ve cumaları okunacak hutbe sureti de göndermiştir. Bu hutbe sureti XX. asrın başlarına kadar her Cuma hutbesinde okunmuştur. Bu durum Osmanlı himayesinin ne kadar etkin hissedildiğini de göstermektedir. Giden asker ve teknik personel adaya yerleşmiş ve yerlilerle evlenmişlerdir. Her ne kadar adada bir Türk etkisi oluşsa da onların soyundan genler zamanla Türkçeyi unutmuş ve yerel halkla karışmışlardır. Askeri yardımın bölgeye etkisine bakacak olursak, Açe-Portekiz mücadelesi farklı bir boyuta evrilmiştir. Önceleri kendi sahasını korumakla yetinen Açe sultanlığı, Portekiz istilalarına direnebilmenin ötesinde Portekiz üslerine saldırı yapacak konuma gelmiştir.

Portekiz’in bölgedeki merkezi konumunda bulunan Malaka şehri defalarca kez saldırıya uğramıştır. Malaka, Açe Sultanlığı tarafından ele geçirilemese de Sultanlığın ne kadar güçlendiğini bizlere göstermektedir.

Her ne kadar Portekiz tam olarak mağlup edilemese de bölgedeki etkinliğinin, Avrupa’daki gelişmelerle de ilintili olarak, giderek sönükleştiğini söyleyebiliriz. Ayrıca Açe yükselişi 1607 yılında tahta geçen Sultan İskender Muda döneminde tepe noktasına ulaşmış ve Açe sultanlığı bölgenin en güçlü devleti olmuştur. Sultan İskender Muda, seferleri ile bölgenin yegane gücü haline gelmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu ve Portekiz’in XVI. asırda giriştiği global savaşın bir ayağı olan Açe safhasını bu şekilde anlatmış bulunuyoruz. Yazımızı okuyan okurlarımıza teşekkür ederiz.
YAZAR: MELİH BATUHAN DÜZENLİ
İSTİFADE EDİLEN KAYNAKLAR
[1]- Emine DİNGEÇ, 2010, XVI. Yüzyılda Osmanlı – Açe İlişkileri, Journal of Turkish Studies
