Söyleyememek mi yoksa söylemek mi ? Söyleyememek, elbet bir şüpheyi ve türlü bahaneleri içerisinde barındırmakta ve şüphe nihayetinde insanı tehlikeye götürmekte. Söylemek, elbet bir cesaret ve cesaret nihayetinde insanı zafere götürmekte. Aksi bir neticeyi içerisinde barındırsa da paha biçilmez bir zafer. Peki kaçmak mı yoksa yüzleşmek mi? Kaçmak da söyleyememek gibi şüphenin bir şubesi. Yüzleşmek yahut yüzleşebilmek ise söylemenin yani cesaretin bir şubesi. Ve bir sual: Şek yani Şüphe mi yoksa Cesaret mi ?
~ ŞEK YAHUT CESARET ~
***
Şeksiz, safi bir cesaret imiş.
Karanlığın en şiddetlisi ile çöktüğü,
Dolunayın sisler arkasına çekildiği,
Akça yıldızın gözlerden ırak olduğu,
Buram buram vehimin arzı kapladığı,
O mahallin deryalarında süzülebilmek.
***
Şeksiz, safi bir hissiyat imiş.
Işığın sualsiz, pek ve sessizce vurduğu,
Güneşin dörtnala akıp gidedurduğu,
Yakamozla süslenen gözlerin âmâ olduğu,
Tazecik umutların daima yeşerebildiği,
O mahallin semalarında dolanabilmek.
***
(Sevvedehu er-raci ğufire lehu)
Hasan ORHAN
(2024 Senesi Nisan Ayı)
