Hattatlar yazdıkları eserin alt köşesine küçük bir şekilde tarih, imza, isim atalar. Bunun için ketebe yazmak, ketebe koymak gibi tabirler istimal olunur. Ketebehu yazar ise “o bunu yazdı” manasına tekabül eder. Nemekahu yazar ise “o bunu yazdı” manasına gelmekle birlikte bundan yazdığına bir şey kattığı anlaşılır. Sevvedehu yazar ise tevazuu yani “o bunu karaladı, fakir öyle yazdı” manasına gelir. Peşine el-fakir, er-raci (isteyen dileyen) şeklinde tevazu kelimeleri de kullanılır. Nihayetinde ğufire lehu kelimeleri ile dua kelimeleri kullanılır. Sizleri “gece” bahisli bir karalama çalışmam ile başbaşa bırakmaktayım.
***
Oysaki ne kadar muhtaç imiş gece,
Pûr-nur kamerin sımsıcak çehresine.
***
Etraf kör gibi, menzil zifiri gizem.
Sular korkak gibi, yapraklarsa ürkek.
Dalgalar hırçın, yakamozları avlamakta.
Rüzgarlar coşkun, o civarda uğuldaşmakta.
***
Ancak bir kamer beliriyor, kandil misali.
Geceyi bir güzel süslüyor, takı misali.
Rüzgar bir anda dağılıyor, bozgun misali.
Ve şimdi dalgalar, avlarının pençesinde.
***
Oysaki ne kadar muhtaç imiş kamer,
Kapkara gecenin sis dolu perdesine.
***
(Sevvedehu er-raci ğufire lehu)
Hasan ORHAN
(30.10.2023)
