TARİH

İSRAİL – FİLİSTİN MESLESİ TARİHİ


Filistin’de eski İbrani Krallığı bulunması mı, yoksa milleninum yani İsa’nın yer yüzündeki hükümranlığının Yahudilerin Filistin’e dönmesiyle olacağı inancı mı? Belki sadece kutsal kitaplarda söylenen birtakım ayetlerin temel alınması belki de çok daha fazlası… İsrail devletinin kendini bu denli meşru görmesinin temeli nedir? Bu denli büyük insanlık dramına sebebiyet veren süreç bu günlere nasıl geldi? 1897 yılında Basel’de edilen yeminin kökeni neredeydi ve sorasında nasıl bir serüveni şekillendirdi? Şu an içinde bulunduğumuz kaotik düzleme o yeminle mi gelindi? İsrail ve Filistin arasında; Müslümanlar ve Yahudiler arasında yıllardır durmayan kan nasıl damlamaya başladı? Hangi zaman ve hangi sebepler körükledi? Hangi hadiseler tetikledi… Hangi aktörler mesuliyet sahibi? İşte Filistin’in, işte İsrail’in, işte Kudüs ve coğrafyası üzerinde kuma olan iki erkin mücadelesinin tarihi. İşte kadim coğrafyanın son asırdaki hakikati ve hatta lanetinin serüveni…

İsrail ve Yahuda Krallıkları.
Arz-ı Mev’ud ~الأرض الموعودة (Vaad Edilmiş Topraklar)

YAHUDİLERİN YURT ARAYIŞI BAŞLIYOR

Yıl 1871 Almanya’da Otto von Bismarck son derece güçlü bir devlet adamı olarak iktidarın muktediri olmuş, askeriyeden sağlığa; eğitimden sosyal yaşantıya kadar her hususta kadim değişimler yaşamaya başlamıştı.

Otto von Bismarck.

Bunlardan biri de dini olarak Yahudilerin yaşamlarını bir hayli kolaylaştırmak ve toplumda onları ayrışma düzleminden uzaklaştırarak, var etmeye çalışmaktı. Bu çalışma Yahudi halkını Alman devletinin yeknesak yapısı içerisinde eriterek, yumuşak bir kuvvetle asimilasyona tabi tutmak amacıyla yapılmıştı.

Rumen Yahudi gazeteci Sache Petreanu’nun dindar bir Yahudinin payotunu kestiği 1899 tarihli karikatür.

Nitekim yapılan bu düzenlemeler Yahudi aydınlarının ve halkın gözünden kaçmadı. Asırlardır kendini, kültürünü, tarihini korumak için her türlü baskı ve yönteme maruz kalmış olan Yahudiler; bu yaklaşımın kendi öz yapılarına zarar vereceğinin farkına vararak, tedbirler alınması gerektiği kanısına ulaştı. Fakat Almanya’da suhuletle yok edilmeye çalışılan Yahudiler için esas tehlike çanları Rus Çarlığında çıkacak, Yahudiler tarihin onlara öğrettiği kırım ve kederlerden birini daha yaşayacaklardı.

1614 Yılında Yahudilerin Frankfurt’tan Kovulmalarını Tasvir Eden Çizim.
Roma’ya Getirilen Esir Edilmiş Yahudileri Tasvir Eden Çizim.

Yıl 1881 devrim yapmak isteyen bir grup Rus tarafından Rus Çarı 2. Alexander öldürülecek, nitekim bu ölüm bir kargaşa ortanı peyda etmişti. Bu kargaşa ortamı ise mülk olarak zengin olan Yahudilerin Rus otoriterler tarafından yok edilmesine, haklarının gasp edilmesine ve hatta tarih yazıcıların tabiriyle şamar oğlanına çevrilmesine sebep olmuştu.

Yahudi Hastanesi avlusunda 1906 kıyımı sırasında öldürülenlerin cesetleri.
Kıyımlar sırasında yağmalamaları tasvir eden bir görüntü.

Nitekim bu sürecin ardından pek çok Yahudi Rus topraklarını terk etti ve farklı coğrafyalara göç etmeye başladı. Özellikle Avrupa ve Amerika merkezli yerleşimler tercih edildi. Yine bu süreç tarihe dipnot düşülecek bir durumu da beraberinde getirecek ve ilk kez vuku bulan Yahudilerin topluluk halinde ilk kez Filistin’e göç etmesine sebebiyet verdi. 1882 yılında bu göçmenler tarafından Caffa civarında Rishon -Le-Zion adında bir koloni kuruldu.

Rishon-Le-Zion’un Kurucusu Isaac Leib Goldberg
Rishon-Le Zion Kolonisi.

Aynı yıl Rusya’da kurulan Chavave Zion (Zion Sevenler) ile birlikte Filistin’e yerleşme fikrinin ilk tohumları da Yahudi halkı için toprağa ekilmiş oldu. Bu oluşum 1890lı yıllarda Suriye Filistin mıntıkasında Yahudi Ziraatçi ve Esnafı Destekleme Derneği adı altında resmen tanınarak hukuki bir dayanak kazandı. Ve vatan fikri de bu dönemde Leon Pinsler liderliğinde güçlenmeye başladı.

1890 tarihli Odessa Komitesi, İlk Genel Kurul’dan.

Fakat bu sürecin farkına varmış bir zatın o dönem Osmanlı tahtında oturuyor ve olanları yakinen takip ediyor olması 1888 senesinde Yahudilerin topyekûn göçlerinin yasaklanmasını içeren bir mevzuatın çıkmasıyla taçlandı. Nitekim bu durum Filistin’de kurulması düşünülen Yahudi devletine vurulan ilk ket olarak tarihin sayfalarına aktarıldı.

Sultan II. Abdülhamid.

THEODOR HERZL VE YAHUDİ SÜRECİ

Bu yılları takip eden süreçte 1894’te Macaristan’da ikamet eden Theodor Herzl adındaki bir hukukçu Fransa’da gerçekleşen Yahudi yüzbaşı Dreyfus olayının yaratmış olduğu çalkantılı süreci yakından takip ediyor ve Yahudi halkının yaşadığı problemler için bir çözüm yolu düşünüyordu.

Theodor Herzl.

Sonunda aklına en yatanı, Yahudilerin ayrışmasına son verecek olanı bulduğunu bunun da bir devlet olduğunu düşünüp, kani oldu. 1895 yılına gelindiğinde Herzl Yahudilerce İngilizlerden destek alınarak Arjantin veya Filistin’de kurulacak bir koloninin Yahudiler için gerekliliğini anlatan “Der Jundenstaat” (Yahudi devleti) isimli kitabını yazdı.

Arjantin’de Kurulan Koloni’den.
Yahudi Devleti isimli kitap.

Herzl’ın amacı anti-semitizme karşı halkına bir devlet kurma arzusundan başka bir durum sayılamazdı. Nitekim kitabın 1896 yılında yayınlanması sonucunda bir hayli etki uyandırması da bu devlete dair ileride çıkacak olan hadiselerin adeta bir fragmanıydı. Tüm bu gelişmelerin akabinde “Siyonizm” tabirinin mucidi Nathan Birnbaum’un fikir babası olduğu bir kongrenin toplanması kararı alındı.

Nathan Birnbaum.
1897 Basel Kongresi -1

1897 yılında Basel’de yapılan kongre bugünkü İsrail devleti için atılmış en büyük ve belki de ilk somut adımdı. Açılış konuşmasında Herzl “Biz Yahudi ulusunu barındıracak evin temellerini atmak için buradayız.” diyerek amacı tüm dünyaya haykırdı. Ve program olarak: 1- Filistin’de örgütlü geniş çaplı bir Yahudi kolonisinin tesisi, 2- Filistinin kolonileştirilmesi konusunda uluslararası olarak tanınmış meşru bir hakkın kazanılması ve bütün Yahudileri Siyonizm davasında birleştirmek için daimî bir örgüt kurulması fikirlerini ortaya koydu.

1897 Basel Kongresi – 2

Kongre sonuç olaraksa şu neticeler üzerinde mutabık kaldı: 1- Filistin’de Yahudi kolonisinin tesisi 2- Yahudilerin yaşadığı her ülkede kurumlar vasıtasıyla dünya Yahudilerini birleştirmeye matuf bir örgütün kurulması 3- Yahudi ulus fikrinin güçlendirilmesi 4- Siyonizm’in hedefini ifa için yönetimin onayının sağlanması.

1897 Basel Kongresi – 3

Kongrenin ardından Theodor Herzl destek arayışına çıktı ve alman imparatoru 2. Wilhelm ile önce İstanbul ve ardından Filistin’de görüşerek ittifak aradı. İmparator bu teklifi o dönem için İngiltere Rusya ve Fransa’nın verebileceği tepkileri düşünerek geri çevirdi.

Theodor Herzl ve II. Wilhelm.

Bu durum üzerine Herzl dermanı Osmanlı sarayında bulmaya çalıştı 1901 yılının Mayıs ayında sultanın huzuruna çıktı fakat yaptığı görüşmeden umduğu neticeyi bulamayarak ayrıldı.

Theodor Herzl – Abdülhamit Görüşmesi.

Fakat inancıyla ve inadıyla serüvene devam eden Herzl, bu defa İngilizlerin kapısını çalmaya kara verdi ve 1902 yılının Ekim ayında görüşmeleri başlattı. İlk kertede Uganda’da bir Yahudi kolonizasyonu ve yönetimi konuşulsa da bu duruma dönük tek somut adım Uganda’ya ulaşan 6 kişiden teşekkül eden bir heyetten ibaret kaldı.

Theodor Herzl – 2.

PRATİK YAHUDİLİK VE KUDÜS’TE DEVLET KARARI

1904 yılı ise Yahudilik tarihi ve Filistin tarihi için bir kırılma noktasıydı. Bu tarihte Yahudi hareketinin lideri Herzl ölmüş ve Yahudiler iki ana düşünce yapısına ayrılmıştı.

Theodor Herzl’in Cenaze Merasimi.

Politikler yani dünyanın herhangi bir yerinde devlet olma fikrine dayananlar ile sadece Filistin’de devlet kurulabileceğini savunan pratikler… 1905 yılında yapılan kongrede pratiklerin ağır basmasıysa yönü Kudüs’te devlet kurmaya kaydıracak ve hedef artık Filistin toprakları olacaktı. Bu minvalde Yahudiler Filistin’e yerleşmek üzere karar aldılar. 1914 yılına ulaşıldığında ise dünyada bulunan 13 milyona yakın Yahudi’nin sadece 12 bin kadarı Filistin’de bulunuyordu ki bu da bu kararın evvel dönemde çok da etkili olmadığının kanıtıydı.

Yahudi Toprak Örgütü.

CHAİM WEİZMANN DÖNEMİ VE DEVLETE GİDEN YOL

Herzl’dan sonra Hareketin önderliğini ise Rusyalı bir kimyager olan Chaim Weizmann almıştır. İşte bu adam Yahudilerin bugün kedilerine hukuka zemin saydığı pek çok şeyi yapan, İsrail’in yolunu açan lider olacaktı.

Chaim Weizmann – 1-

Önce Arthur Balfour ile tanışacak ve Balfour’un ifadesiyle onu “Siyonist yapan adam” addedilecek, Yahudi olmayan isimlerin desteğini sağlamak için de önemli çalışmalar sürdürecekti.

Arthur Balfour.

Öyle ki 1914 senesinde İngiliz devletinin iki önemli bakanıyla ki bunlar daha sonra başbakan olacak Lloyd George ve Yahudi bakan Helbert Samuel ile yakın temas kuracaktır.

Lloyd George ve Helbert Samuel.

Nitekim Weizmann I. Dünya Savaşı döneminde İngiliz hükümetine Yahudiler adına politikasını İngiliz hükümetine özet olarak şu maddeler halinde iletecektir: 1- Bir müttefik zaferi, 2- Filistinde bir İngiliz mandasının kurulması, 3- Mandanın kurulmasını müteakiben yirmi veya otuz yıllık bir zaman zarfında, böyle bir mandaterin, Filistin’e bir milyon ya da daha fazla Yahudi’nin girişini kolaylaştırması, 4- Süveyş Kanalı’nın savunulmasına yönelik bir istihkam gibi vazife görmek suretiyle bu su yolunda İngiliz çıkarlarına hizmet etmeye devam edecek olan Yahudi kontrolündeki bir Filistin’de mandanın sona ermesi.

Sokolow, Balfour ve Weizmann.

Nitekim İngiltere Dış İşleri Bakanı Sir Edward Greyu Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulması için çalışacağını Samuel’e ileterek onay vermiştir. Samuel’se kendi görüşüne göre 4 milyon Yahudi’nin Filistin’e göçünün devlet kurulması için zaruri olduğundan dem vurmuştur. Fakat bu süreçte İngiltere bir harpteydi ve bölgedeki Arap topluluğun desteğine fevkalade ölçüde ehemmiyet veriyor ve ihtiyaç duyuyordu.

Edward Greyu.
Herbert Samuel.

Başbakan Herbert Asquit de bunun farkında olmanın gerekliliği olarak bakanlardan gelen bu fikre ılımlı bakmamıştır. Fakat ilerleyen süreçte Balfourun kabineye girmesi ve kabine değişimleri, bunlara ek olarak Weizmann’ın önemli vazifelere gelmesi Yahudi devletine, İngiliz devletinin destek verir pozisyonunu güçlendirmiştir.

Herbert Asquit.

Bu zaman zarfında orta doğu cetvelle çizilmek üzere kalemler ele alınmış gizli anlaşma ve planlar Mark Sykes ve George Picot adındaki müttefik kuvvetler vazifelilerine tevdi edilmişti.

Mark Sykes.
George Picot.

Bu süreçte Rusya İngiltere ve Fransa’nın sürekli görüşmeleri cereyan etmiş, Yahudi devlet fikrinin fedaileri de bu süreçten yaralanmak için gerekli temalarda bulunarak kendilerini sürece dahil ettirmişlerdir.

Sykes-Picot Antlaşması.

ABD desteğiyle de bu durumu perçinleyen Yahudiler Balfour’un Dış İşleri bakanı olmasıyla birlikte Weizmann’ın yakın dava arkadaşı Skolowun da Fransa desteğini sağlamsıyla hayli güçlü bir uluslararası konuma ulaşmıştır.

Nahum Sokolov.

Lloyd George’nin yapmış olduğu “Filistin için uygun temsil kurumlarının vakti geldiği zaman, eğer Yahudiler nüfusun kesin bir çoğunluğuna sahip olmuşlarsa, o zaman Filistin böylece Yahudi Cumhuriyeti haline gelecektir” şeklindeki açıklaması da sistem ve kaideler çevresinde Yahudiler için bir işaret fişeği olarak nitelenir. Ardından gelen Balfour Deklarasyonu da Yahudiler için istenen desteğin ilk evresini bihakkın yerine getirmiş kabul edilir.

Lloyd George ile Alakalı Bir Karikatür.

Savaş sonrasında ise Yahudiler kendilerini bir erk olarak Paris Barış Konferansında kendilerine yer bularak arzularını anlattılar ve önerilerini sundular bu öneriler kısaca şu şekildeydi: 1- Yahudilerin Filistin üzerindeki tarihsel haklarını ve ulusal vatanlarının Filistin’de yeniden kurma haklarının tanınması 2- Güney Lübnan, Hermon Dağı, Akabe ve Eski Ürdün’ü içeren şekilde düzenlenmiş belirli Filistin sınırlarının çizilmesi 3- Filistin için İngiltere mandasında bir yönetim kurulması 4-Balfourun Deklarasyonunun nihai olarak tatbike konulması 5- Filistinin Yahudiler tarafından kolonileştirilmesinin desteklenmesi 6- Filistin Yahudilerinin temsili için bir konsey kurulması.

Balfour Deklarasyonu ile alakalı bir haber küpürü.

Ardından gelecek olansa kesin bir Yahudi devletinin teşekkül etmesinden başka bir şey değildir. Filistin’de yeteri kadar Yahudi nüfus olunca mandater yönetim kalkacak ve yerini Yahudi devleti alacaktı. Bu doğrultuda atılan ilk adım kendi de Yahudi olan ateşli bir Siyonizm savunucusu olan Helbert Samuel’in ilk Filistin Yüksek Komiseri olarak atanması oldu. Nitekim Weizmann’ın şu açıklaması her şeyi gözler önüne seriyordu: “Sir Helbert Samuel’in Filistin’e atanmasından başlıca olarak ben sorumluydum. Sir Helbert Samuel, dostumuzdur. Ricamız üzerine bu zorlu görevi kabul etti. Onu bu mevkiye biz getirdik. O bizim Samuel’imizdir.” vazifelilerine tevdi edilmişti.

Chaim Weizmann – 2-

ARAPLARIN TEPKİLERİ VE MÜCADELE ÇABASI

Tüm bu süreç devam ederken Arap halkı ise tepkilerini ortaya koymaya başlıyordu esasen ilk tepkisini Osmanlı meclisinde dile getiren Arap mebuslar Yahudilere Filistin’de toprak satılmamasını 1912 yılında mecliste kabul ettirmiş ve Osmanlı idaresi sürecinde Yahudilere toprak satılmasını engellemişlerdi.

Meclis-i Mebusan.

Fakat Osmanlının bölgeyi kaybetmesinin ardından oluşan bu yeni düzende istemedikleri bir duruma düşen Arap halkı 1921 yılında Balfour Deklarasyonuna karşı isyan etmiş ve Filistin Arap Kongresi muhtırası ile tepki göstermişlerdir.

IV. Filistin Ulusal Kongresi.

Akabinde yaşanan Caffa olayları ve Musa Kazım Paşa önderliğindeki delegasyonun İngiliz Koloni Bakanlığına itirazları neticesinde 1 Temmuz 1922 tarihinde tarihe Churchill’in Beyaz Deklarasyonu olarak geçen ve Arap halka Filistin’de bir Yahudi devleti kurma arzumuz yoktur. Şeklinde bir mesaj içeren bildiri yayınlanmıştır. Tarihçiler ve siyaset bilimciler tarafından Balfour Deklarasyonunun kırpılmış hali olarak değerlendirilen bu bildiri Arap halkı yumuşatarak 24 Temmuz 1922 tarihinde mandanın onaylanmasını da sağlamıştır.

Beyaz Deklarasyon.
Musa Kazım Paşa.

Beyaz bildiri Yahudilere Filistin’de yumuşak bir şekilde yer açmıştı Weizmann ve Siyonistler bu durumu olumlu karşıladı ve bu duruma dair Weizman 1926 yılında şu şekilde bir açıklama yaptı: “bizi Ürdün’e geçirecek olan Allenby Köprüsü’ne giden yolu askerler değil, Yahudi emeği ve Yahudi sabanı açacaktır.” Yani yerleşeceğiz ve kalacağız zamanla sahip olacağız minvalindeki bu açıklama artık yerleşim zamanını ifade etmektedir.

Chaim Weizmann – 3-

YAHUDİLERİN POLİTİK MÜCADELEDE AĞIR BASMA SERÜVENİ

1920 senesinden itibaren kurulan Siyonist bürolarının 1927 yılında sayısal olarak artırılması ve 1929 yılında bürolar konseyi altında toplanmasıyla dünya üzerindeki Yahudilerle entegre olan ve onlara ulaşmayı daha da başaran yapı her geçen gün Filistin’e daha çok insan getirmek üzere hareket etmeye başladı.

Filistin’e Siyonist Yerleşimleri.

1925 yılında 34.386 olan Yahudi nüfusu 1920 -1929 arasındaki toplam 99.806 kişilik göçle takviye edilse de sayı bir hayli az kalmıştır. Fakat bu tarihten sonra sistemini oturtan Yahudi hareketi hızlanacak süreç de onlara bu fırsatı sağlayacaktır. İngiliz hükümetlerinde destek arayışları süren Yahudilerin ABD başta olmak üzere diğer yerlerden destek araması süreci de devam etti.

Filistin’e Yahudi Taşıma – Sihirli Halı Operasyonu.

Arap halkından gelen itirazların hayli artması neticesinde ise Kudüs’te patlak veren Arap Yahudi çatışmaları Haycraft Komisyonunun vermiş olduğu rapor doğrultusunda bölgenin güvenliği ve göçe dair bir tutum tartışması ortaya çıkardı.

Kudüs’te Ayaklanma – 1
Kudüs’te Ayaklanma – 2

İngilizler tarafından yayınlanan Pasifeld Beyaz Bildirisinin ardından Yahudi göçünün aceleci olmaması gerektiğine dair bir tutum alınması gündeme geldi ve bu da tartışmaları artırdı. Weizman bu süreçte liderlik görevinden istifa etmiş ve fakat Yahudi davası için çalışmalarına hız kesmeden devam etmiştir. Bir taraftan da hala kendine bağlı olan Yahudi komitesini yönlendirmiştir. Bölgedeki durumun 700 bin Arap’a karşı 170 bin Yahudi meselesi olmadığını bu durumun tüm Yahudilere karşı bir tavır olduğunu anlatarak Pasifeld Beyaz Bildiriyi eleştirmiş ve istediği sonucu almıştır. 1930’lu yıllardan sonra yıllık olarak aldığı göç sözü her yıl 30 binle 60 bin arası ve civarında bir rakam olacak, bölge demografik yapısı için yıkıcı dönem başlayacaktır.

Balfour ve Weizmann, Kudüs İbrani Üniversitesi’nin Açılışında.

ARAP BAŞKALDIRISI

Arap partileri ise bu durumun farkına vararak 1935 Kasım’ında dünyanın da son derece gergin olduğu bir süreçte İngilizlere yeni şartlar sondular ve şunları talep ettiler: 1- Demokratik bir parlamento kurulması 2- Toprak satışlarının yasaklanması 3- Göçün durması.

Kudüs İle Alakalı Bir Karikatür.

Yüksek komiserlikçe yasama meclisi kurulmasına yetkili olunduğu deklare edilse de Yahudilerin böyle bir durumda azınlık durumuna düşecek olması sebebiyle Siyonist kongre bu duruma karşı çıkmıştır.

1936-39 Arap Ayaklanmaları.
Kudüs Başmüftüsü Hacı Emin el- Hüseyni

Bu durum üzerine filiskindeki Arapların genel grevi patlak vermiştir. Tüm bu sürecin neticesinde İngiliz kraliyet komisyonu bölgeye bir heyet göndermiştir. Komisyon raporunda Arapların ulusal bağımsızlık arzularını Yahudi ulusal vatanının tesisine duydukları nefret ve korkuyu belirterek tek çarenin Filistin’in taksimi olduğunu ortaya koymuştur.

Ayaklanmalar Sırasında Bölgeye İntikal Eden İngiliz Kuvvetler.
1939 Londra Konferansı.

Weizmann bu fikre sıcak baksa da sınırlar konusunda görevli komisyonun anlaşmazlığa düşmesi ve Arapların ayaklanmalarının netice bulmaması sebebiyle plan başarısızlığa uğramıştır. Bu süreçte ikinci Dünya savaşının belirmesi ise İngilizleri Arapları yatıştırmak için taviz vermek zorunda bırakmış ve MacDonald Beyaz Bildirisi ile Yahudilerin Filistin’e göçlerine ciddi kısıtlamalar konulmuştur. Siyonist kongre buna karşı tutum içine girmek istese de İkinci Cihan Harbinin çıkması sonucunda bu olaya eğilememiştir.

Beyaz Bildiri.
James Ramsey Macdonald.

YENİ GÜÇ ABD VE SİYONİSTLERİN MÜTTEFİKLİK ÇABALARI

Savaş süresince Siyonistlerin ağırlıkları ABD’ye kaydı. Bu süreç zarfında Filistinli bir Siyonist olan David Ben Gurion Yahudi göçünün artması üzerine bir politikanın olması gerektiğine dönük açılamalar yaparak MacDonald Beyaz Bildirisine karşı bayrak açtı, Weiznmann’ın da ardında durmasıyla bu bildirinin iptali için yoğun bir çaba harcandı.

David Ben Gurion.

Bu süreçte İngiltere’nin önemli siyasilerinden Winston Churchill’i ikna eden Yahudiler savaş sonrasında bir devlet sözü alıp hazırlıklarını yapmaya başladılar. Ve farklı pek çok yerdeki Siyonist derneklerde savaş sonrası için devlet kurulacağına yönelik propaganda yaptılar.

Stalin, Roosvelt ve Churcill.

Bu çağrılar sonucunda Amerika’nın Biltmore Otelinde yapılan büyük ve olağanüstü bir kongre düzenlendi. Bu konferanstan Biltmore Programı olarak bilinen bir dizi karar çıktı: 1- Balfour Deklarasyonu ve manda metnindeki Yahudilerin Filistin’deki tarihi bağlarını deklare eden maddelerin amacının burada bir Yahudi cumhuriyeti kurmak olduğunun kabul edilmesi 2- MacDonald Beyaz Bildirisinin geçersiz kılınması 3- Savaş sonrası düzenlemenin bir parçası olarak, Yahudilerin vatan problemlerinin çözüme kavuşması (burada Siyonist çözümün tek yöntem olduğu iması bulunmaktadır) 4- Filistin’e göçün denetiminin Yahudi bürosuna verilmesi 5- Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması.

Biltmore Otel.
Biltmore Programı.

YAHUDİLERE ALMAN MEZALİMİ VE ULUSLARARASI DESTEK

Tam bu sırada devam etmekte olan cihan harbinde alman devletinin Yahudilere karşı uygulamış olduğu insanlık tarihinin en kara lekesi olarak sayılabilecek olan soykırım hadiselerinin vuku buluyor olması Yahudilerin kendilerine dünya kamuoyundan özellikle ABD başta olmak üzere bir hayli destek buldurdu.

Yahudi Soykırımı – 1
Yahudi Soykırımı – 2

Almanların 6 milyon Yahudi’yi katlettiği bu sürecin ardından gerek tüm Yahudilerde gerekse geri kalan dünyanın önemli kısmında bir Yahudi devleti fikri egemen hale geldi.

Holokost Haritası.

Bu doğrultuda ABD ve İngiltere Filistin’e 100 bin Yahudi’nin göçünü onaylayan bir uzlaşı sağlayarak Yahudilerin o topraklara tekraren göçüne izin verdi. Bu faaliyetlerde Yahudilerin Amerika’daki kongre ve seçim sürecindeki etkinlikleri Başkan Roosevelt ve daha sonra Başkan Truman’a yakınlıkları ve onların da kendi yanlarına çekmeleri bir hayli önemli koz haline gelmiştir. Batının zulmünü batırmak niyetinde olan batı doğuya fatura keserek bir hesap ödeme gayretini ortaya çıkarmıştır.

Truman-Weizmann.

İSRAİL DEVLETİ KANLA VE VAHŞETLE KURULUYOR

İkinci dünya savaşının müttefikler tarafından kazanılması akabinde problem artık son raddesine geldi. 1945-48 arası dönemde Yahudilerin BM de son derece manipülatif ve yoğun çabaları ile hukuki güçleri arttı fakat bu durum önemli ölçüde de bir eleştiri ortamı yarattı. Günün sonunda ortaya çıktı ve bir hükmün ortaya çıkması için yeni kurulan BM tarafından çözüm önerisi ortaya koyuldu.

Filistin Toprakları Üzerindeki Yerleşimler.
Etnik Nüfus Oranları.

Öneride nüfus oranı %35 oranında olan Yahudilere %56’lık bir toprağın verilmesi fikri 400 bin Arap’ın İsrail topraklarında kalması gibi sebepler Arapların bunu kabul etmemesine sebebiyet verdi ve çatışmalar başladı. Kısa sürede diğer Arap devletleri de savaşa dahil oldu fakat İsrail kuvvetleri ciddi bir üstünlük sağladı. Hatta katliam derecesinde addedilen “Deir Yasin Katliamı” sonrasında bölgeden yaklaşık 700 bin Arap kaçtı.

Deyr Yasin Katliamı Sonrası Göçler.

Toprakların bir kısmı İsrail’e bir kısmı Ürdün’e bırakılarak bir çözüm sağlanması üzerine planlar kurgulandı. Filistin halkının yurtlarından koparılması milyonlarca Filistinli mülteci oluşturulması ve binlercesinin katledilmesinin yanı sıra kendi kaderlerini tayin hakkının tanınmaması da sorunun ilerleyen süreçlerde çıkmaz halinde devam etmesinin temel sebepleri haline geldi.

Filistinlilerin Göçü.
Sabra ve Şatilla Katliamı.

İSRAİL-FİLİSTİN MESELESİNİN DEVLET SONRASI SÜRECİNE DAİR

İnsanı yok edilen ya da göç ettirilen Filistin kültürel olarak da etki altına alındı, köy adları değiştirildi ve İbranileştirildi, tarihi izler silindi ve yerine Yahudi kültürel kodlarına sahip eserler inşa edildi.

Tantura Köyünden Göç Eden Filistinliler.

14 Mayıs 1948’de Ben Gurion’un ilan ettiği İsrail devleti 75 yıllık hayatı boyunca da bu tavrı ile hareket etmeye devam etti… Kalan kısmı yakın siyasi tarih olarak ele alınacağı için ayrı bir düzlemden bakılması gerekmektedir. Gerek yapılan savaşlar ve gerekse İsrail erkinin gerçekleştirdiği katliam ve sistematik olarak bölgedeki Filistin halkına yaptığı zulümler detaylıca anlatılması gereken hususiyetleri ifade etmektedir. Biz bu süreci sizler için katalog mahiyetinde aktaracağız.

Katliamlar, Zulümler, Göçler.

1948-2023 DÖNEMİ

1948 sonrası süreç için de bir özeti burada sizlere aktarmayı doğru buluyor ve aktarıyoruz: 1947 -1949 savaşları sonrasında Yahudilerin bölgedeki gücü ele geçirmesi ve Filistin mandası topraklarının %77’sine el koymalarının ardından bölgede uzun süre devam edecek bir kaos dönemini ve art arda gelecek olan savaşlar ve çatışmalar evresini başladı.

İsrail’in İşgal Harekatı – 1

1950’ler boyunca pek çok Yahudi bölgeye göç etmeye devam etti ve nüfus oranı hızla artamaya başladı, bölgedeki Filistinli halk yıllarca sığıntı bir şekilde ve işgal altında yaşadı.

Kalkilya Katliamı.

Yine bu süreçte yaşanan İsrail su yolu problemi, İsrail Ürdün arasındaki Samu Olayı ve Süveyş Krizi gibi olaylar da bölgedeki gerilimi hat safhaya çıkarmıştır.

Kibya Katliamı.
1956 Süveyş Krizi.

Filistinli Yaser Arafat Gazze ve Kuveyt’te El Fetih örgütünü kurarak İsrail’e karşı ilk önemli ve disiplinli Filistin hareketini başlattı. İlave bir reaksiyon olarak Kahire’de 1964 yılında düzenlenen Arap zirvesinde Filistin Kurtuluş Örgütünün temelleri atıldı ve Filistin Ulusal Konseyinin toplanmasının ardından 2 Haziran 1964 tarihinde kuruldu.

Filistin Kurtuluş Örgütü.
1947 BM Paylaşım Planı.

En büyük destekçisi Mısır devlet başkanı olan Cemal Abdünnasır olan FKÖ Arap devletlerinde ofisler açtı ve Filistin Kurtuluş Ordusu altında silahlı kuvvet oluşturdu. 1967 senesinde gerçekleşen 6 gün savaşlarında etkinlik ortaya koyan FKÖ ilk kez bu savaşta çatışmalara dahil olmuştur.

Cemal Abdünnasır – 1
Cemal Abdünnasır – 2

Söz konusu savaş ise İsrail ile Arap dünyasının yaptığı en önemli savaşlardan biri hatta birçok kişiye göre en önemlisiydi. Savaşın neticesinde İsrail bölgede mutlak bir üstünlük elde etmiş kendisiyle savaşan tüm devletleri 6 gün gibi kısa bir müddette perişan ederek zafer kazanmıştır.

Altı Gün Savaşları – 1
Altı Gün Savaşları – 2

Mısırdan Sina Yarımadasını Suriye’den Golan Tepelerini Filistin’in Gazze şeridi ve Batı Şeria topraklarını işgal etmiştir. Savaşta İsrail 800 ölü 2563 yaralı verirken, Birleşik Arap Birliği kuvvetleri 21 bin ölü 45 bin yaralı vererek ağır bir mağlubiyet almıştır.

Golan Tepeleri’nin İşgali.

Ardından 1973 yılında yapılan ve Yahudilerin dini bayramı olan Yom Kippur adıyla anılan 19 günlük savaş vuku bulmuş ve her iki taraf da ağır kayıplar vermiştir.

Yom Kippur Savaşları.

Dönemin Türk Dış İşleri Bakanı’nın da etkisiyle BM tarafından yapılan İsrail’in işgal ettiği tüm bölgelerden çekilmesine dair alınan 242 sayılı BM kararı tatbik edilmiştir. İsrail kararı kabul ettiğini deklare ederek ve 1978 de Mısır ile imzaladığı Camp David anlaşmasının gereğini ifa ederek 1979 senesinde Sina yarımadasından çekilir ve burayı Mısıra bırakır. İlerleyen dönemde Batı Şeria ve Gazze Şeridinden çekilse de sonraki süreçte kalan toprakları işgal ettiğini uluslararası hukuka aykırı biçimde ifade etmiştir.

Camp David Sözleşmesi.
Enver Sedat ve Menahem Begin.

1982 yılında Ariel Şaron komutasındaki İsrail orduları barış operasyonu adı altında Lübnan’ın başkenti Beyrut’a kadar ilerler ve haksız bu süreçte 16-18 Eylül tarihlerinde gerçekleşen Sabra ve Şatilla katliamları Şaron’un görevine mal olacak kadar geniş çapta bir vahşetin oluştuğu vahim hadiseler olarak tarihe yazılır.

Ariel Şaron.
Barış yerine Yıkım, Talan ve Katliam.

1987 sonrasında Birinci Filistin İntifası denilen ayaklanmalar başalar bu süreçte 1000’i aşkın Filistinli hayatını kaybeder bu süreç silaha karşı taş ve sapanın mücadelesi olarak akıllara kazınır. İşte bugün İsrail’le silahlı olarak çatışan Hamas da bu dönemde ortaya çıkar.

Filistin İntifası.

1993 yılında Yitzhak Rabin ve Yaser Arafat arasında Oslo da Batı Şeria ve Gazze şeridinin Filistin yönetimine bırakılacağına dair anlaşma imzalanır ve 400 milyon insanın izlediği bir merasimle tamalanır.

Oslo Görüşmeleri, Yitzhak Rabin ve Yaser Arafat.

1995 yılında Rabin’in aşırı sağcı bir Yahudi tarafından öldürülmesi ile 1996 yılında Benjamin Netenyahu iktidara gelir. 2000 yılında Filistinlileri kışkırtan ve binlerce Filistinlinin ölümüne sebep olan Şaron’un 2001 yılında başbakan olması ise olayları iyice girift bir hale getirir.

Benjamin Netenyahu.
Yaser Arafat ve Netenyahu.

Ramallah kuşatılır ve binlerce insan için sıkıntı ve ölüm dolu bir süreç hasıl olur. 2002 yılında BM etkisiyle kalkan kuşatma ne yazık ki insanlara yetişememiş birçok insan insanlığı unutanlarca katledilmiştir.

Ramallah.

2004 senesinde önce Hamasın kurucu liderinin helikopter saldırında ölmesi, ardında Yaser Arafat’ın şüpheli bir biçimde hayata veda etmesinin ardında belli parametreler değişime uğrar. 2005 yılında Mahmut Abbas’ın Filistin yönetimine lider olmasıyla 38 yıllık İsrail işgali son bulur. 2007 yılında Hamas ve el-Fetih güçleri savaşır ve Hamas Gazze’nin kontrolünü ele geçirir.

Yaser Arafat.
Mahmud Abbas.

İsrail ve Hamas arasında 2008-2009 yılları arasında muhtelif çatışmamlar vuku bulur. 1300’den fazla Filistinli ve 13 İsrailli ölür. Daha sonraki süreçte dönem dönem önemli çatışmalar devam eder.

Yıkım, Talan ve Katliam – 2
Yıkım, Talan ve Katliam – 3

2012, 2014 de Hamas’la İsrail çatışmıştır. 2018 senesinde on binlerce Filistinli tarafından İsrail’in Gazze şeridine uyguladığı abluka protesto edilmiş ve büyük çaplı çatışmalar yaşanmış; 189 Filistinli ölürken 6000 kişiden fazlası da yaralanmıştır.

İsrail, Gazze’yi Bombalıyor.
Mescid-i Aksa önünde İşgalci kuvvetler.

2021 yılında Mescidi Aksa’da yaşanan çatışmalarda 200 kişinin öldürülmesi 2022 yılında hava saldırısıyla Gazze’de 40 kişinin öldürülmesi 2023 yılının 26 Ocak’ında şeriatçı terörist denerek sivillerin öldürülmesi gibi başat olayların yanı sıra pek çok çatışma katliam ve vahim hadise vuku bulmuştur.

Batı Şeria’da Direniş.

Nihayetinde bu yazının da kaleme alınmasına ve arkadaşlarımızın değerlendirme yapmasına sebep olacak olan 7 Ekim hadisesi baş göstermiştir. Bundan sonraki süreci hukuki zeminde sizler için derleyeceğiz. 1948 sonrası dönem genel hatlarıyla herkesin hâkim olduğu bir süreç olduğu için özet mahiyetinde iken 1948 öncesi süreç özellikle detaylıca aktarılmış ve olayın özünün anlaşılması ana amaç olarak saptanmıştır. Tarihi süreç bitti, şimdi tarihe not düşülen sürece geçiyorsunuz. Lütfen bu bilgiler ışığında yazılanlara insan ve insanlık namına yaklaşın, kulak verin. Sağlıcakla, esenlik ve barış dolu günlere… İnsanların ölmediği, insanlığın yaşadığı günlere ulaşmak temennisiyle… “Benden sana zarar gelmez…” Daima…


YAZAR: HASAN SEMİH ZEHİROĞLU


İSTİFADE EDİLEN KAYNAKLAR

ANA KAYNAKLAR

[1]- Alan R.Taylor, İsrailin Doğuşu 1897-1947 Siyonist Diplomasi Analiz.

[2]- Mim Kemal Öke, Siyonizm&Filistin Sorunu,1880-1923.

[3]- James L. Gelvin, Modern Ortadoğu Tarihi.

YARDIMCI KAYNAKLAR

[1]- Israel Cohen, A Short History of Zionism.

[2]- The ESCO Foundation for Palestine, Inc., Palestine, a Study of Jewish, Arab and British Policies ( New Haven: Yale Unversity Press, 1947), c.I, s. 39.

[3]- James William Parkers, History of Palestine from 135 A.D. to Modern Times (London Victor Gollancz, Ltd., 1949).

[4]- Haim Weizmann, Trial and Error, the Autobiography of Chaim Weizmann.

[5]- Fannie Fern Andrews, The Holy Land under mandate.

[6]- Joseph M.N. Jeffries, Palestine: the Reality.

[7]- Parkes, a.g.e s.267.

[8]- A.g.e.s.268.

[9]- Cohen.a.g.c, s.33.

[10]- Andrews, a.g.e. c.I c.I s.301.

[11]- Cohen. a.g.e., c.I s.35-36.

[12]- Theodor Herzl, The Jewish State, an Attempt at a Modern Solution of the Jewish.

[13]- Andrews, a.g.e., s.309.

[14]- Andrews, a.g.e. c.I, s.311. Hans Kohn, politik Siyonizm’in çoğu ilhamını ya Yahudi geleneģiyle alakası olmayan yada pek çok durumda ona karşı olan 19. yüzyılın sőz sahibi kişilerinden aldığını vurgular. Bkz. Hans Kohn,’Siyon ve Yahudi Ulusal Düșüncesi’, The Monaroh Journal, Autumn- Winter, 1958, s.23.


Yorum bırakın