ANEKTODLAR

YAVUZ SULTAN SELİM VE KEMALPAŞAZADE


Osmanlı İmparatorluğu XVI. Asrın ilk çeyreğinde rotasını Doğu ve Güneydoğu istikametine yöneltmiş, bu rota Yavuz Sultan Selim’in önderliğinde ve Osmanlı Orduları ve Alimler eşliğinde yürünmüştür. Peki bizlere bu seferden bir kıssa kalmış mıdır? Gelin hep birlikte bu kıssalardan birer hisse alalım. Ancak Mısır Seferi’nden bizlere kalanlara geçmeden önce aşağıda anlatacağımız kıssaların ana kahramanı Kemalpaşazade hakkında anlatılan bir rivayete değinmek yerinde olacaktır.


İLİM BİR LÜCCE-İ Bİ-SAHİLDİR.

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilim adamları arasında otorite sahibi olan Kemalpaşazade II. Bayezid, Yavuz Selim ve Kanuni Süleyman devirlerinde yaşamış ve birçok alanda eser vermiş çok yönlü bir alimdir.

Kemalpaşazade.

Kendisi hakkında bir rivayet şu şekilde anlatılmaktadır: Kemalpaşazade’nin ilim ehli oldukça gurura kapıldığı söylenir. Bir zat karşısına çıkıp “Ey Hocam ! Cenab-ı Hakkın ilmi nazarında insanların ilmi ne kadardır?” diye sormuştur. Hoca büyük bir kağıda yuvarlak çizerek ortasına nokta koymuş ve cevaben “İşte bu nokta kadar.” demiştir. Bu zat devamında Kemalpaşazade’ye “Peki, sizin ilminiz bu nokta nazarında ne kadardır?” şeklinde bir soru yöneltmiştir. Kemalpaşazade bu sorudan cevabını almıştır. Bu soruya cevap “İlim bir lücce-i bi-sahildir.” sözü olmalıdır. Çünkü o sahilde alim geçinen cahildir.


MISIR SEFERİNDEN BİZLERE KALANLAR

Yavuz Sultan Selim, rotasını Mısır’a çevirmiş ve Allah’ın inayetiyle seferinde muvaffak olmuştur. Lakin kendisi bu coğrafyada hüküm süren uzun soluklu Memlük Devleti’ne son vermiş, burada düzeni tesis etmesi uzun bir zaman almıştır.

Mısır Seferi.

Mısır Seferi’ne çıkmadan evvel birçok sahada mücadele etmiş olan asker artık yorgunluk ve gurbet hasretinden olsa gerek İstanbul’a dönmek isteği ile yanıp tutuşmaktadır. Ancak bu isteklerini Yavuz Selim gibi hiddetli bir padişaha nasıl arz edeceklerini düşünmüşlerdir. Padişah ile alimler arasındaki münasebete güzel bir misal teşkil eden bu kıssada, Yavuz Selim asker arasındaki bu huzursuz hali gördüğü için hocası Kemalpaşazade’ye “Mısır’da ve asker arasında neler olmaktadır?” diye soru yöneltmiştir. Kemalpaşazade bunun üzerine Sultan Selim’e “Padişahım dün Nil Nehrinin kenarında iki askerin şöyle bir türkü söylediğini duydum:

***

Nemiz kaldı bizim mülk-i Arabda

Cihan halkı kamu ayş ü tarabda

Nice biz dururuz Şam ü Haleb’de

Gel ahî gidelim Türk illerine.

***

Yavuz Sultan Selim bu hal üzerine geri dönme kararı almış ve İstanbul’a geri dönmek üzere yola koyulmuştur. Ancak bu türküyü Kemalpaşazade’nin söylediğini düşünüyordu. Dönüşte Kemalpaşazade’ye “Hocanız neden öldürüldü?” şeklinde bir sual yöneltti. Kemalpaşazade’nin hocası II. Bayezid döneminde idam edilmiştir. Bunun üzerine Kemalpaşazade “Hocam çok latife yapardı. Lafı iki tarafa çevrilirdi. Halk çekemeyince şikayet etti. İdam olundu” diye cevap verdi. Sultan Selim “Senin böyle adetin yok mu?” diye devam etmiştir. Kemalpaşazade ise “Biz sıramızı savdık” deyince Yavuz Selim “O iki askerin söylediği türküyü aslında sen söyledin değil mi?” diye sorunca Kemalpaşazade “Evet, bendim.” şeklinde cevap vermiştir. Kendisi akabinde Sultan tarafından taltif edilmiştir (ödüllendirilmiştir).


ALİMİN ATININ AYAĞINDAN SIÇRAYAN ÇAMUR BİZİM İÇİN ŞEREFTİR

Mısır Seferinden dönüş esnasında ordu çölden geçerken yağmur yağmakta idi. Yavuz Sultan Selim hocası Kemalpaşazade ile sohbet ederken Kemalpaşazade’nin atının ayağından gelen çamur Yavuz’un kaftanının üstüne sıçramıştır. Kemalpaşazade bu sırada üzgün bir haldedir. Yavuz bunun üzerine “Hocam üzülmeyin, alimin atının ayağından sıçrayan çamur bizim için şereftir.” demiştir.

Yavuz Sultan Selim.

Hükümdarlar ve Alimler arasındaki münasebete dair bir başka misali de bu şekilde sizlere aktarmış bulunuyoruz. Müstefid olmanız dileğiyle. İlmin en büyük iki düşmanının kibir ve gurur olduğunu hatırlatarak bu yazımızı neticelendiriyoruz.


NAŞİR: HASAN ORHAN


Yorum bırakın