TARİH

16 AĞUSTOS 1064 – ANİ KALESİNİN FETHİ


Alp Arslan çocukluğundan beri kabiliyeti ile babasının veliahdı ve Merv meliki olmuş; Tuğrul Bey’in ölümü üzerine, üstünde otoritesini tesis ettiği Selçuklu İmparatorluğu’nun kudreti, halkı ve askerleriyle rakiplerini bir bir yenerek Selçuklu imparatorluğuna hükümdar olmuştur. Sultan Alp Arslan’ın, Bizans’ın müstahkem bir mevkii ve “Rum Gazası”nda kilit taşı olan Ani Şehri’ni fethinin üzerinden 960 sene geçmiş bulunmakta. Peki Ani’ye giden süreç ve Ani’nin fethi nasıl gerçekleşti? Gelin hep birlikte inceleyelim.


Bismillahirrahmanirrahim. (بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ)


TÜRKLER RUM GAZASINA DOĞRU İLERLİYOR

Rum Gazası – 1

Alp Arslan çocukluğundan beri kabiliyeti ile babasının veliahdı ve Merv meliki olmuş; Tuğrul Bey’in ölümü üzerine, üstünde otoritesini tesis ettiği Selçuklu İmparatorluğu’nun kudreti, halkı ve askerleriyle rakiplerini bir bir yenerek Selçuklu imparatorluğuna hükümdar olmuştur. Artık memleket dâhilinde otoritesine yönelik ciddi bir tehdit kalmadığından ve Kutalmış’ın bertaraf edilmesinden bir veya iki ay sonra, 1064 Şubat’ında “Rum (Anadolu) Gazası” maksadıyla ordusu refakatinde Rey’den Azerbaycan’a hareket etti.

Sultan Alparslan ve Romen Diyojen.

Merend şehrine vardığında Sultan Alp Arslan’ı Anadolu’ya sık sık gaza eden Türkmen Beyi Tuğtekin karşılamıştır. Tuğtekin Bey, Sultan Alp Arslan’ı Anadolu’ya düzenlenen harekatlar ve saldırı taktikleri konusunda bilgilendirmiştir. Anadolu’ya yapılacak harekatlar konusunda Sultan’a fikirlerini beyan etmiştir. Sultan Alp Arslan, Tuğtekin Bey’i de refakatine alarak Anadolu’ya yürüyüşüne devam etti. Anadolu’ya yürüyen ordunun içerisinde Selçuklu İmparatorluğu’na tabi birçok hükümdar da bulunmaktaydı. Hatta Selçuklu İmparatorluğu’na asi davranan Hoy ve Solmas halkına Horasan “amid”ini (askeri vali) göndererek onları da ceza olarak ordusuna kattı. Nahcivan’a geldikten sonra ordusunu inşa ettiği gemiler ile Aras nehrinden geçirdi.

Sultan Alp Arslan, Oğlu Melik-şah ile Nizamülmülk’ü umumi karargâhta bırakıp bazı civar kalelerin fethini emrettikten sonra kendisi Gürcü (Hazar, Abhâz) beldelerine hareket etti.

Rum Gazası – 2

ORDU ANİ ÖNLERİNDE BİRLEŞİYOR

Nizamülmülk, Melik-şâh ile kuzey batı tarafından Surmâri Kalesi’ne vardılar. Türk göçleri tarihinde hâtırası bulunan ve Osmanlı tarihçileri tarafından Kayı boyunun bir müddet yaşadığı rivayet edilen Sürmeli-çukuru kolaylıkla fethetti. Burayı Nahçivan emirinin idaresine verdiler. Bu kanattan rahip ve keşişlerin merkezi ve Hristiyanların ziyaretgâhı olan ve bu hüviyetle de Farsça Meryemnişin adlı müstahkem bir kaleyi kuşatmaya koyuldular.

Nizamülmülk’ün Katlini Tasvir Eden Minyatür.

Kalenin demir ile bağlı taşlardan yapılmış surları ve göl üzerinde bulunması fethini zorlaştırmaktaydı. Bu sebeple Nizamülmülk gemiler yaptırıp hücuma geçti. Çetin çarpışmalar esnasında çok şehit verildi. Hatta 12 yaşındaki Şehzade Melik Şah suya düşmek sureti ile ölümden kurtuldu.

Şehzade Melikşah.

Nihâyet surlarda açılan gedikler sâyesinde bu dini merkez fethedildi. Ahalinin bir kısmı Müslüman oldu. Sultan Alp Arslan, Şehzade Melik Şâh ve vezirini Nahcivan’da bıraktıktan sonra Gürcistan üzerine yürüdü. Kangarni, Kartlı ve Javakhet (Tiflis-Çoruh arası) bölgelerini süratle istilâ ile burada birçok şehir ve kaleyi fethetti. Sultan ordusu ile Ahalkelek üzerine yürürken Şehzade Melik-şâh ve Nizamülmülk de Sultan’ın ordusuna katıldı.

Akşehir (Ahalkelek) Kalesinin önünde 1064 Haziranında ordugâh kuran Alp Arslan şiddetli hücumlar ile kaleyi fethetti. Lori (Taşir) kralı David oğlu Giorgi’ye haber göndererek onu huzuruna getirtti. Kralın kızını ve kralı yıllık vergiye bağlamak suretiyle kendisini tabiiyetine aldı. İslâm Halifeleri, bu kalenin fethi ile Kars arasında bulunan Lori bölgesi halkının İslamiyet’i kabul ettiğini söylerler. Sultan Alp Arslan’ın haremine giren kralın kızı, veziri Nizâm ül-mülk’e tezviç edilmiştir.


ANİ’NİN FETHİ

Selçuklu İmparatorluğu Haritası.

Sultan’ın ilerleyişi karşısında Abhaz Kralı Bagrat, hiç görünmeden Kafkas dağlarına kaçtı. Alp Arslan, Ahalkelek Kalesi’ni fethinden sonra Bagrat (Pakrat) krallarının merkezi olan Ani üzerine yürüdü. Türk akınlarının başlaması dolayısı ile Bizans imparatorluğu, şarka doğru genişleme siyasetine devam ile 1045 senesinde bu müstahkem hudut şehrini almış idi. Şehrin 3 tarafını kuşatan Arpa-çay (Ahurian) Nehri üzerinde bulunan Ani şehri surlarının sağlamlığı ile ünlü olan ve Bizans İmparatorluğu’nun en sağlam hudut şehirlerinden birisi idi. Ani Şehri’ne sadece kaleyi müstahkem hale getiren bir hendek üzerindeki köprüden giriş yapılabilmekteydi. Hiçbir hükümdar burayı fethe girişmemişti. Nitekim Bizanslı bir kaynağa göre düşman askeri görmemiş olan şehir halkı, Selçuklu Sultanı’nı ve askerlerini tüccar sanmışlardı.

Ani Kalesi Kalıntıları.

Doğu Anadolu’nun bu meşhur kalesi, Bizans generalleri Bagrat ve Grigor tarafından savunulmaktaydı. Bizans kuvvetleri şehir dışında karargah kurup kaleyi kuşatmak isteyen Selçuklu askerlerine karşı saldırıda bulundularsa da yenilgiye uğrayıp kaleye sığınmak zorunda kaldılar.

Rum Gazası – 3

Selçuklu askerleri şehrin müstahkem yapısını gördüklerinde fetihten ümidi kesmişlerdi. Ancak Sultan Alp Arslan Ani’yi fethetmeye kararlı idi. Kutalmış’ın Kars’ı fethinden sonra geldiği bu şehri kuşatan Sultan Alp Arslan, surlarının sağlamlığı dolayısıyla hayli uğraştı. Surların kolay aşılmayacağını gören Sultan inşa ettiği ahşap bir kuleye yerleştirdiği mancınıklar ve askerler ile surları vurmaya başladı. Şehre karşı günlerce hücum tazeledi. Lağımcılar surları yıkabilmek için büyük gayret sarf ettiler. Buna rağmen surları aşmak mümkün olmadı. Nitekim Türklerin hücumları durdurma kararı aldığı sırada şehirde birtakım gelişmeler yaşanmaktaydı.


ŞEHİRDE ÇIKAN KARGAŞA VE ANİ KALESİNİN DÜŞÜŞÜ

Bizans İmparatorluğu’nun hizmetindeki Gürcü Vali, Simbat oğlu Bagrat ve Bakuran oğlu Grigor son hücumlar sırasında ağır kayıplar verdiklerinden iç kaleye çekilip kapanma kararı aldılar. Sorumlu kumandanların cepheyi terk ederek kendilerini emniyete aldıklarını gören şehir halkının zaten sarsılmış olan maneviyatı yıkıldı. Şehirdeki kargaşa halini ahşap kuledeki mancınıklardan gören asker içeride olanı derhal Sultan Alp Arslan’a aktardılar.

Rum Gazası – 4

Sultan önce bu olan bitene inanamadı. Ancak bu sırada surların garnizon tarafından terk edilmiş olduğunu gören bazı Türk askerleri, itişe-kakışa şehre girdiler. Şehirden aldıkları bir çocuğu “İşte, Ani’yi zapt ettiğimize dair sana bir delil” diyerek Sultan’a gösterdiler. Hayret içinde kalan Sultan Alparslan, Allah’a şükrederek asıl birliklerini bir kez daha harekete geçirdi. Sultan’ın ordusu 16 Ağustos 1064’de, Anadolu’nun bu müstahkem kapısını açtı. İç kaleye kapananlar uzun bir süre direnişlerini devam ettirdiler.

Rum Gazası -5

Ancak erzak ihtiyaçları had safhaya varınca ve hiçbir yerden yardım ümidi kalmayınca teslim olmayı ve vergi vermeyi kabul ettiler. Sultan Alp Arslan Horasan Amidi Muhammed b. Mansur ile Hadim Şems’i onlardan vergi tahsiline memur etti. Ancak vergi vermek onlara ağır gelmişti. Sulh olduklarına pişman oldular ve yeniden direnmeye başladılar. Alp Arslan saman ve toprak dolu çuvalları üst üste yığdırarak bunların üzerinden kaleye sapan ve neft attırdı. Rumlar ise memleketlerinin en güzel kızlarını ve oğlanlarını seçip bunları esir almakla meşgul etmek için Sultan’ın karargahının önüne dizdiler. Sultan bunların hepsini yakalatıp hapsettirdi. Düşmanın umduğu çıkmamıştı.

Bizanslı askerler kalenin üstünden ve mazgallardan devamlı ok ve taş yağdırıyorlardı. Sonunda surları yıkmaya muvaffak olan Türk askerleri kaleye girdiler. Ani şehri bir müddet sonra Şeddadi emiri Abu’l-Asvâr’in oğlu Manuçahr’ın idâresine verildi. Alp Arslan Kars’ta hüküm süren Ermeni prensi Abbas Şehinşâh’ın oğlu Kakıg (Hayik)’a adam gönderip huzuruna çağırttı. Ermeni prensi Türk elçisini siyah elbiseler ile kabul ederek: “Tuğrul Bey’in ölümünden beri mâtem” tuttuğunu beyân ile yaranmak istedi ve sultanı Kars’a dâvet etti

Ordusu ile Kars’a varan ve merasim ile karşılanan Alp Arslan Hayik’ın ziyafetini, hediyelerini ve tabiiyetini kabul etti. Fakat Hayık bir müddet sonra memleketini imparator K. Dukas’a terk ederek karşılığında Zamanti havâlisini (Pınar-başı) aldı. Sultan bu büyük sefer ve fetihlerden sonra Rey’e döndü. Alp Arslan bu zaferleri fetihnâmeler ile komşu ülke ve hükümdarlara bildirdi. Halife Ka’im bi’-Emrillah, Sultan Alp Arslan’ı tebrik için elçi ve mektup göndererek kendisine Ebu’l-feth (fetih babası) unvanını verdi.

Sultan Alparslan.

NAŞİR: HASAN ORHAN


İSTİFADE EDİLEN KAYNAKLAR

[1]– Osman Turan – Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti, Ötüken Yayıynları

[2]– Mehmet Altay Köymen – Selçuklu Devri Türk Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yayınları

[3] – Otağ III, Sultan Alparslan – Ahmet Şimşirgil, Timaş Yayınları


Yorum bırakın