TARİH

GIRNATA’DAN İSTANBUL’A FERYADNAME (İSTİĞASE) KASİDESİ


Kral Ferdinand ve Kraliçe İzabella’nın Gırnata’nın teslimi için yapılan anlaşmada taahhütlerini çiğneyerek kilise çevrelerinin zorla hristiyanlaştırma faaliyetlerine göz yummaları, Müslüman halkın sert tepkisine neden oldu.

Ya Vaftiz Ya Ölüm.

Nitekim 1499 ve 1500 senelerinde Gırnata’nın muhtelif kesimlerinde hristiyan idareye karşı isyanlar vuku buldu. Fakat hristiyan idareciler bu isyanaları çok sert ve kanlı bir biçimde bastırdılar. Müslümanlar vaftiz ve ölüm arasında bir seçim yapmak zorunda bırakıldı.

Gırnata Emirliği Haritası.

İşte tam bu esnada, Gırnata Müslümanları II. Bayezid’e bir temsilci gönderdiler. Bu temsilcinin beraberinde padişaha sunulmak üzere bir de kaside bulunuyordu. 105 beyitlik bu kasideden belirli kısımların transkript edilmiş halini sizlere aktarıyoruz. Keyifli okumalar dileriz.

~13.08.2024~


Bismillahirrahmanirrahim. (بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ)


SELAM, SİTAYİŞ VE DUA

Sürekli yenilenen kutsal selamım en hayırlı halife efendimedir. Selam kâfirlere zillet elbisesini giydiren şeref sahibi, yüce efendime olsun. Selam Allah’ın saltanatını genişlettiği ve her yerde zaferle güçlendirdiği kimseye olsun.

Selam saltanatının yeri İstanbul olan efendime olsun. O şehir ne kadar da güzeldir! Selam Allah’ın saltanatını ordular ile donattığı ve halkı Türklerden olan kişiye olsun. Selam Allah’ın kadrinizi yücelttiği ve hükümranlığını bütün milletlerden üstün tuttuğu sizlere olsun.

Endülüs’te vatanından uzak topraklarda Batı’da kalan kölelerden sizlere selam olsun. (…) Büyük bir musibete uğramış kölelerden sizlere selam olsun. Ne büyük bir musibettir o! Şerefli bir hayattan sonra saçındaki beyazlar yolunarak pare pare olan yaşlılardan sizlere selam olsun.

Daha önce kapalı iken kafirler önünde açılan yüzlerden sizlere selam olsun. Keşişlerin zorla halvete götürdüğü hür kızlardan sizlere selam olsun. Domuz ve leş eti yenmeye zorlanan yaşlılardan sizlere selam olsun. Hepimiz bastığınız yeri öper ve her an iyiliğiniz için dua ederiz.


ESARET VE BERABERİNDE GETİRDİKLERİ

Ey efendim! Başımıza gelen bu zarar, musibet ve büyük felaketten dolayı size şikâyette bulunmuştuk. Aldatıldık, Hıristiyanlaştırıldık ve zorla dinimiz değiştirildi ve kötü muameleye maruz kaldık.

Hepimiz Peygamber Muhammed’in (s.a.v) dini üzerinde iken haçlı çocukları ile içtenlikle savaştık. Cihat ederken büyük zorluklarla karşılaştık. Ölüm, esaret ve sonra açlık kıtlık… Rumlar her taraftan üzerimize büyük bir sel gibi akın akın saldırdılar.

Birçok atlar ile azim ve ciddiyetleri ile topyekûn çekirge sürüsü gibi bizi ezdiler. Buna rağmen biz kahramanca onlara karşı koyduk ve grup grup öldürdük. Onların süvarileri her vakitte çoğalırken bizim süvarilerimiz azalmaktaydı. Zayıfladığımızda ise ülkemize hakim oldular

Birçok büyük toplarıyla ülkenin sağlam surlarını yıktılar. Günlerce, aylarca azim ve kararlılıkla güçlü bir şekilde ülkemizi kuşatmalarını sürdürdüler. Askerlerimiz azaldığı vakit kardeşlerimizden herhangi bir yardım görmedik.

(…) Erkek ve kız çocuklarımızın esir edilmesi, feci bir şekilde öldürülmesinden korktuğumuzdan (…) bizden her kim dilerse mü’min olarak düşman toprağından dilediği malı alıp denizi geçmesi serbest olması üzere boyun eğdik. Bize onların sultanları ve büyükleri dedi ki ‘Size şart koştuklarınız tamamı ya da daha fazlası vardır.’ Bize anlaşma ve ahdi içeren belgeleri gösterdi ve dedi ki: ‘Bu benim size güvencem ve sözümdür.’ ‘Daha önce bir baskı görmeden mallarınızı ve yurtlarınızı koruduğunuz gibi koruyunuz’ demişti.”

Onların teminatları altına girdiğimizde anlaşmayı bozarak bize ihanet ettikleri ortaya çıktı. Bizi kendisi ile aldattığı anlaşmalara kendisi uymadı. Zorla ve şiddet kullanarak bizi Hıristiyanlaştırdı. Elimizdeki bütün Mushafları yaktı ve onları pislik ve çöplüğe attı.

Kral Ferdinand ve Kraliçe İzabella

Din hakkında yazılmış kitaplarımızı alay ve aşağılama ile ateşe attı. Müslüman için orada ne bir kitap ne de yalnız kaldığında okuyacağı bir Mushaf bıraktılar. Her kim oruç tutar ya da namaz kılar ve bu hali bilinirse her hâlükârda ateşe atılırdı.

Bizden her kim küfür mekânlarına (kiliselerine) gitmezse papazlar tarafından feci bir şekilde cezalandırılırdı. Peygamberimize sövmeyi bize emrettiler. İyi ve kötü günde onu anamıyoruz. Bir grubu onun ismini anarken duydular ve o gruba elim bir şekilde eziyet ettiler.

Hâkimleri ve valileri onları döverek, para cezası vererek, hapsederek ve eziyet ederek cezalandırdı. Biri öldüğünde ve onların dinini telkin edecek biri gelmediğinde hile ile ölen kimseyi defnetmediler. Ölmüş bir eşek ya da bir hayvan gibi yere serilmiş şekilde çöplüğe terkedildi

İsimlerimiz bizim rızamız ve irademiz dışında değiştirildi. Her sabah papaza giden oğullarımız ve kızlarımızın durumu ne kadar da kötü! Temiz ve pak olmalarından sonra küfre çöplük olması için duvarlarla çevrilen mescitlere ne kadar da yazık!

Şehadete (ezana) bedel olarak çanlarının asıldığı minarelere ne kadar da yazık! Küfürle kapkara olmuş şu şehirlere ve güzelliklerine ne kadar da yazık! Haça tapanlara kale haline geldiler. Saldırı olduğunda kendileri orada emniyete alıyor.

Kurtuba Camii.

Köleleştik, ne fidye vereceğimiz esirler olduk ne de şehadet getiren Müslümanlar. Ey Efendim! Rabbimiz Allah adına ve insanlığın en hayırlısı seçilmiş Peygamberimiz adına sizden yardım istiyoruz.

Umulur ki bize ve başımıza gelenlere bakarsınız ve böylece arşın ilahi bize merhamet eder. Sözünüz dinlenir, emriniz yerine getirilir ve söylediğiniz her şey hemen yerine getirilir.

Ey efendim Allah aşkına yüceliğinizle bize bir tavsiye bahşedin ya da karşı çıkacak bir söz söyleyin. Sizler yüce, şerefli ve üstünsünüz. Allah’ın ibadet edenleri her türlü afetten kurtarırsınız. Onlara, Rumları kastediyorum, teminat verdikten sonra neden ihanet ettiklerini sor?

Bizim bir eziyetimiz ve suçumuz olmadığı halde onlara ne oluyor da bizi aldatmaya yelteniyorlar. Bunların hemcinsleri bizim dinimizin koruması altında sözünde duran yüce yöneticilerimizin güveni altında idiler. Onlar dinlerinden ve ülkelerinden çıkarılmadılar ve ihanete uğramadı.

Tarık b. Ziyad.

Her kim bir söz verip de o sözünden dönerse, işte bu fiil bütün dinlerde haram olan bir şeydir. Özellikle bu eylem krallar için gayet çirkin ve utanç verici, kanunda yeri olmayan bir davranıştır.

Hakkımızda yaptıkları açıklamalarda ve sözlerde çok büyük yalanlar söylediler. Fakat ölüm ve yakılma korkusu dinimizi değiştirmeye zorladı ve istemeyerek onların söylediklerini söylemek zorunda kaldık. Hâlâ Allah’ın resulünün dini üzerineyiz ve her an Allah’ı birleriz.

Allah’a yemin olsun ne dinimizin değişmesine razı oluruz ne de teslisi hakkında söylediklerini kabul ederiz. Eğer onlar bizim herhangi bir baskı ve kötülük olmadan onların dinine razı olduğumuzu iddia ederlerse Vahr’a, halkının nasıl zillet ve eziyet altında nasıl esir edildiklerini ve öldürüldükleri sor. Belefique’ye, başına geleni bir sor. Büyük bir felaketten sonra kılıçla parça parça edildiler. Munyafe’ye, halkının kılıçla parçalandığını sor.

Aynı şeyi Buşra halkına da yaptılar. Endereş’in halkını da camilerinde yaktılar ve hepsi kömür gibi oldular. İşte Ey Efendim! Biz size şikâyette bulunuyoruz. Bu başımıza gelenler yalnız kalmamızın şerridir.

Umulur ki anlaşmayı bozmadan önce bize vadettikleri gibi dinimiz ve namazımız bize kalır. Ya da mallarımızla birlikte sevdiklerimiz diyarına Kuzey Afrika’ya hepimizi sürsünler. Sürülmemiz küfür üzere başka bir dinde güçlü olarak kalmamızdan daha hayırlıdır.

İşte yüce katınızdan dileğimiz budur. Sizin katınızda bütün ihtiyaçlar giderilir. Sizden sıkıntılarımız ve başımıza gelen bu kötü durum ve zilletin giderilmesini temenni ederiz. Allah’a hamd olsun ki siz meliklerin en hayırlısınız. Sizin şerefiniz bütün şereflerin üzerindedir.

Rabbimizden sultan olarak, şerefli, mutlu ve nimet içerisinde hayatınızın devam etmesini dileriz. Ülkenize barış, düşmana karşı zafer, büyük ordular, mal ve servet dileriz.


NAŞİR: HASAN ORHAN


İSTİFADE EDİLEN KAYNAKLAR

[1] – Endülüs, Mehmet Özdemir, İSAM Yayınları

[2] – The Qasīdah (Faryādnāma) Written to Bāyezid II by Andalusian Muslims, Ramazan Meşe, Amasya İlahiyat Dergisi.


Yorum bırakın