TARİH

İSTANBUL’UN 570.YILI


Bu yazı İstanbul’un Fethi’nin 566.yılında kaleme alınmıştır. Tekrar düzenleyerek 570. yılında yazıyı sizlerle buluşturmaktayız. Elbette İstanbul 1453 yılında fethedilmiş, üzerinden çok sular akmış ve bizlere atalarımızdan miras kalmıştır. Bu bir tarihi vakıadır ve bu yazı da o tarihi vakıa hususunda bilgi vermek üzere kaleme alınmıştır. Ancak bu yazı vesilesiyle bir şeyi hatırlamak da yerinde olacaktır: Acaba biz atalarımızın terekesinin ne ölçüde farkındayız ve farkında isek ne kadar faydalanabiliyoruz veyahut değilsek bizi reddi mirasa götüren saik nedir ? Bu sorulara vereceğimiz cevapların veya en azından bir nebze düşünebilmenin bizleri daha farklı boyutlara taşıyacağı kanısındayım. İstanbul’un halihazırdaki hali belki de bu sorulara cevap olabilecek yahut en azından bizi bir nebze olsun düşünmeye itebilecektir. Tarih bizlere bilgi yığını olmaktan öte bazı hakikatleri hatırlatacaktır, hatırlatması da gerekir.

Keyifli Okumalar Dilerim.

~ 29.05.2023 ~


Bismillahirrahmanirrahim. (بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ)


Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olan Konstantinopolis, 1453 yılına kadar farklı zamanlarda, farklı millet ve medeniyetler tarafından defalarca kuşatılmıştır. İstanbul, Hristiyanlar tarafından Dördüncü Haçlı Seferi (1204) sırasında yağmalanmış, Müslümanlar tarafından ise şehrin üzerine defalarca fetih harekâtı düzenlenmiştir.  Ancak şehir kendisini 1453 yılına kadar teslim etmemişti. İstanbul’un bu kadar muhkem olmasının sebebi, Bizans’ın sahip olduğu Rum ateşi (Grejuva) ve şehrin o zamanlar için aşılmaz olarak görülen muhkem surlarıydı. Kuruluşundan itibaren İstanbul ve Rumeli’ye doğru topraklarını genişletme politikası izleyen Osmanlı Devleti de İstanbul’u birçok kez kuşatmış fakat başarılı olamamıştı.

1- Konstantinopolis
2- Konstantinopolis’in Planı

Osmanlı Devleti, İstanbul’u kuşatma planları yaparken Bizans, kendi içinde mezhepsel meselelerle boğuşmaktaydı. Bizans halkı, 1439 yılında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleşmesine tepki göstermiş ve “Konstantinopolis’te Kardinal külahı görmektense, Türk sarığı görmeyi tercih ederiz.” diyerek  IV. Haçlı Seferinde yapılan zulmü hatırlayarak Katoliklere karşı Müslümanları tercih etmişlerdir.

3- IV. Haçlı Seferi

Yapılan her kuşatmayla şehrin surlarının zayıf yönlerini gören Bizans, bu güvenlik açığını kapatarak İstanbul’u adeta surlarla örmüş ve şehri iyice muhkem hale getirmişti. Denizden saldırılara engel olmak amacıyla Haliç’e zincir çekilmiş ve zincirin bağlı olduğu Galata kulesi sağlamlaştırılarak etrafına daha kalın surlar örülmüştür. Kuşatma sırasında sıkıntı çekilmemesi için erzak ve mühimmat depolanmış, Yıldız dağlarından kemerler vasıtasıyla su getirilmiş ve daima su sorunuyla yüzleşen İstanbul’un su sorunu da çözülmüştür. Bizans kuşatma olması ihtimalinde savunma hattı olarak şehrin surlarına çok güveniyordu. Bizans’ın muhtemel kuşatma için bir başka silahı da Grejuva idi. Grejuva, Suda yandığı gibi karada da rahatlıkla yanabilmektedir. Su dökülünce sönmemekte, tersine alevi artmaktadır. Deniz savaşlarında gemilerin geçmesini engellemek için kullanılmıştır.

4-Grejuva (Rum Ateşi)
5- Teodosios Surları

    II. Mehmet tahta geçtiğinde tamamen muhtemel bir kuşatmaya hazır, savunmada kalan bir şehirle karşı karşıya kalmıştır. Kuşatma hazırlıklarına başlayan Osmanlı, Bizans’ın deniz bağlantısını tamamen kesmek ve boğazdan geçen gemileri kontrol altına alarak Bizans’a gelecek yardımları engelleyebilmek amacıyla Yıldırım Bayezid’in İstanbul Kuşatması sırasında yapılan Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli (Boğazkesen) hisarını yaptırmıştır. İstanbul’u çevreleyen surların çok güçlü olması ve daha önceki kuşatmalarda kullanılan küçük topların surlara zarar vermemesinden dolayı II. Mehmet tarafından bizzat kendisinin planını hazırladığı tarihin en büyük topları olan “Şahi” toplarının yaptırılma emri verilmiştir.

6-Şahi Topları

    Bizans’ın Haliç’e zincir germesi ve kentin kapılarını taşlarla örerek kapatmasından dolayı Osmanlı Devleti, ilk taarruzları ile şehre giremedi. Haliç’e girmeden İstanbul’un fethedilmeyeceğini anlayan Sultan II. Mehmet, Tophane’den Kasımpaşa’ya kadar kızaklar döşetti. Gemiler kızakların üzerinden kaydırılarak 21-22 Nisan gecesi 67 parça Osmanlı gemisi Haliç’e indirildi.

7- Kuşatma Kuvvetlerinin Konumu

    29 Mayıs 1453 sabahı, şafak sökmeden önce başlayan top atışlarıyla surlar sarsılıyor, mehter takımı İstanbul semalarını inletiyordu. Bugün büyük bir gündü. “Şahî” topu bugün Topkapı denilen yerdeydi. Fatih’in icadı olan geliştirilmiş havan topları, Beyoğlu sırtları ve Galata surlarından aşırtma atışlarla Haliç’teki düşman gemilerini batırmaya başlamıştı.

8-Gemiler Karadan Yürütülüyor

   Bizans başkenti “Konstantinopolis”, 54 gün süren kuşatmayla 29 Mayıs 1453’te Osmanlı topraklarına katılmış oldu. İşte bu günden sonra II.Mehmet, Fatih unvanını almıştır. Sultan II.  Mehmed Han aslında sadece bir Fatih değil, müthiş keşifler sahibi bir dehaydı. Peygamber Efendimiz’in ‘İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir’ övgüsüne mahzar olabilmek için tüm çabasını ortaya koymuştu.

9- Sakalım dahi planımı bilse onu da koparır atarım.

    İstanbul’un fethi genç padişaha sonsuz bir kudret ve otorite sağladı. Fetih öncesi büyük buhranlar içerisinde çalkalanan Osmanlı Devleti, bu fethin getirdiği büyük prestijle hem İslâm dünyasının yıldızı parlayan devleti haline geldi, hem de düşmanları üzerinde psikolojik yılgınlık yarattı. Bunun yanı sıra Osmanlı Anadolu-Rumeli toprak bütünlüğü sağlandı, İpek ticaret yolu Türkler’in komutasına geçti.  O günün dünyasının en önemli şehirlerinden biri olan İstanbul’un fethi ile dünyada ses getirecek birçok gelişmenin yolu açılmıştı. Bin yıllık Bizans imparatorluğunun yıkılmasıyla, bir çağı kapatıp bir çağı açılmıştı.

10- Fethin Sembolü ise Ayasofya’dır.

KUTLU MÜJDE

O belde ki, ne kadim belde...
O belde ki, fetheden ne kutlu...
O belde ki, nice yiğit gördü,
O yiğitler ki, bir bir surlara gömüldü.

Nice insan kırıldı şu beldenin önünde,
Kimi layık olmak için kuru övünce,
Kimi nail olmak için kutlu müjdeye...
Övünç heybesi, hüsran sopası götürdü peşine.

Mübarek Gazi! Sen niyetlerin en hayırlısıyla geldin.
O Kutlu Müjdeyi askerinle hak etmeye geldin.
Zalim, iman ateşine el atınca kül oldu.
Mazlum, o ateşin gölgesinde kıyama durdu.

Sebat ile o hayırlı sabaha kalktın.
Vuslat için kutlu orduya buyruğun saldın.
Ak yeleli, inci mahmuzlu atınla ilerledin.
O kadim beldeyi iman ile şereflendirdin.

Son gücüyle ilerledi, İslam'ın Kutlu Ordusu.
Yüreğinde ne gurur, ne de ölüm korkusu.
Bir cengaver çıktı, zalimin kalesini yakacak.
Çekilin Ulubatlı geliyor, elinde yeşil sancak.

Ey Fatihlerin Fatihi! Müjde sana...
Abad oldu iki cihanın, nice fetihler sana...
Gazan mübarek olsun Ey Koca Gazi!
Müjdeler eriştin o mübarek sözün muştusuna...

Hasan ORHAN
~ 29.05.2018 ~

Okuyanlara Selam ve Hürmetlerimle…!


NAŞİR: HASAN ORHAN


Yorum bırakın