Bir zamandan beridir tarih, hukuk ve biraz da edebiyat sahasında birtakım çalışmalar yapmaktayım. 5 yahut 6 sene önce olması gerekiyor ki tarih ile alakalı bazı çalışmalarımı bir not defterine kaydetmiştim. Tekrar elime geçince not defterinde durup çürümesindense bunları elden geçirip sitede neşretmek ve istifadeye sunmak istedim. Ayrıca bir dizi şeklinde devam edecek olan bu yazılarda daha öncesinde neşrinde yer aldığım duvar gazetesinden alınan parçaları bir araya getirdiğim metinleri de eklemiş bulunmaktayım. İnşallah okuyan herkes müstefid olur.
~ 22.03.2023 ~
Bismillahirrahmanirrahim. (بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ)
OSMANLI TARİHİ İLE ALAKALI NOTLAR
Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu
Osmanlı Devleti soy itibariyle Oğuzların Bozok kolunun Günhan soyundan gelen Kayı boyuna ulaşır. Kayılar, Moğol zulmünden dolayı Orta Asya’dan önce Suriye taraflarına sonra da Anadolu’ya geçmiştir. Anadolu’dan Ankara’ya, Ertuğrul Bey önderliğinde gelmişlerdir. Ertuğrul Bey, obası ile İç Anadolu’ya doğru göç ederken, bir ovada savaşa denk gelmiş ve büyük bir Moğol kuvvetinin Selçukluları kıskaca aldığını görmüştü. Ertuğrul Gazi yoldaşlarına ne yapacağını sordu ve içlerinden bazıları geçip gitmeyi teklif etti. Ancak Ertuğrul Bey yardıma gitmeye kararlı olduğunu söyleyince yoldaşları beylerinin sözlerine uyup savaşa onlar da dahil oldular. Moğollar bu akında Ertuğrul Bey’in desteği ile mağlup duruma düştüler. Meğer bu ordu Sultan Alâeddin’in kumanda ettiği ordu imiş. Sultan Alâeddin, bunun üzerine Domaniç’i yaylak, Söğüt’ü kışlak olarak Kayı boyuna vermiştir. Söğüt ve Domaniç bölgesinde yaşamaya başlamışlardır.

Ertuğrul Gazi ile alakalı bir rivayete göre kendisi Söğüt civarını dolaşıp araştırırken, bir gece bir köy imamının evine misafir olmuştur. Oturduğu yerin arka tarafındaki dolapta ise imamın Mushaf-ı Şerif’i kalmıştır. İmam efendi telaş ederek Kuran-ı Kerim’i alıp yüksek bir raf üstüne kaldırmış, Ertuğrul Bey ise “O ne kitabıdır?” diye sormuştur. İmam efendi “Allah Teala’nın Peygamber efendimize indirdiği Kuran-ı Kerimdir. Bütün din ahkamı orada bildirilmiştir.” dedi. Ertuğrul Bey, abdest alıp namaz kıldıktan sonra Mushaf-ı Şerif’e dönerek ellerini bağlamış ve sabaha kadar ayakta durmuştur. Sabaha karşı yastığına biraz dayanıp kendinden geçer gibi olduğu sırada, Hak tarafından rüyada kendisine “Sen benim kitabıma bu kadar hürmet ettin, ben de senin evlâdını kıyamete kadar devam edecek olan bir saltanatla kutladım.” diye bir ses gelmiş, Ertuğrul Bey dehşetle uyanıp bu rüyayı imama söylemiş ve bir zaman sonra da oğlu Osman Bey’e anlattığı rivayet edilir. (Aynı rivayet Osman Bey hakkında da rivayet edilmektedir.) Bir de Ertuğrul Bey’in Sultan Alaaddinle görüşmek üzere Konya’ya gittiği zaman gece rüyasında evinin ocağında tatlı bir su çıkarak aka aka bir büyük deniz olup her tarafı kaplamış olduğunu gördüğü, Ertuğrul Bey bu rüyayı Sultan Alaaddin’in başkatibi Abdülaziz Efendi’ye söylediği ve “Yakında bir oğlun doğacak ve onun saltanatı alemi kaplayacak.” diye tabir ederek müjdelediği ve çok geçmeden Osman Bey’in doğduğu, bazı tarih kitaplarında yazar.
Ertuğrul Bey ile alakalı onu anlatabilecek en hülasa ifade “kendisi tedbirli bir bey olarak devletin siyasi entrikalarından kendini uzak tutmuş olması ve kendi Uç Beyliği vazifesini bihakkın yerine getirmesi” olsa gerek.

Osmanlı Devleti’nin kuruluşu hakkında ise birçok kabul olmasına rağmen o dönemde İslam Devletleri’nin bağımsızlık alameti olarak para bastırma ve hutbe okutma gibi iki alametin daha baskın olduğunu söylemek daha yerinde olacaktır. Bazı tarihçiler diyor ki 1302 yılında Koyunhisar Savaşı ile prestij ve güç arttığından bu zafer bağımsızlık alametidir. Bazı tarihçiler ise 1299 yılında Dursun Fakih’in, Osman Gazi’den Cuma Namazı kılmak için izin almaya gitmesi hadisesinden söz eder. Cuma Namazı kılınması Sultan’ın iznine tabi olacağından Dursun Fakih bu durumu Osman Gazi’ye bildirmiş ancak Osman Gazi “Sultan’ın ne hükmü var, Allah bana hanlık verdi. Eğer ben Selçuklu Hanedanım derse bende Gökalp oğluyum derim.” demiş ve bağımsızlığını ilan ettiğini kabul etmiştir. Mesela Osman Gazi’nin etrafındaki silah arkadaşlarına dirlik vermesi de bu bağımsızlık alametine işarettir.
Osman Gazi
Osman Gazi, 1258 yılında Söğüt’te doğmuştur. Annesi Halime Hatun, Babası Ertuğrul Gazi’dir.
Osman Bey’in yetişmesi için Ertuğrul Gazi bütün imkanlarını seferber etmiştir. Osman Bey’i seferlere dahil etmiştir ve yetişmesi için yanına Konur Alp, Abdurrahman Gazi ve Turgut Alp gibi silah arkadaşlarını vazifelendirmiştir. Ayrıca Osman Bey gençliğinde sevip saydığı Şeyh Edebali’nin Bilecik’teki zaviyesine gidip onun ilminden istifade ediyordu. Şeyh Edebali, Karaman’da doğup, Şam’a ilim tahsili için gidip sonra Bilecik’e yerleşen bir alimdir. Bilecik’teki talebelerinden biri de Osman Bey idi. Şeyh Edebali’nin bazı öğütlerini “Her işinizi Allahu Teala’nın rızası için işleyin. Sözünüz ne ise işiniz o olsun. Vefa sahibi olun dostlarınızı unutmayın. Meşveretsiz iş eylemeyin, sabırlı olun vaktinden önce çiçek açmaz.” şeklinde not etmek gerekir.
Osman Gazi, Şeyh Edebali’nin Bilecik’teki tekkesinde misafir olduğu bir gece bir rüya gördü. Şeyhin koynundan bir ay çıkıp, Osman Gazi’nin koynuna giriyordu. Sonra göbeğinden çıkan bir ağacın dalları, bütün dünyayı tutuyor; gölgesinde nehirler akıyor, insanlar dolaşıyordu. Şeyh, ertesi gün kendisine anlatılan bu rüyayı şöyle tabir etti: “Müjde! Allah sana ve evladına uzun bir saltanat verdi. Kızımla evleneceksin. Çocuklarınız cihangir olacaklar” dedi. Böylece Osman Gazi, Şeyh’in kızı Malhun Hatun ile evlendi.

Babası Ertuğrul Gazi 1281 senesinde 90 yaşını aşkın bir yaşta vefat etmiştir. Yaşça küçük olmasına rağmen, güzel ahlakı, kudret, yiğitlik ve bilgisinin üstünlüğü sebebiyle, askeri şefler ve lonca reisleri kendisini Söğüt ve Domaniç arasındaki küçük beyliğin başına geçirdi. Osman Bey’in Kayı boyunun başına geçtiği yıllarda Avrupa ve Anadolu’da siyasi birlik tamamen parçalanmış birçok küçük devlet türemiş, beylikler bağımsızlıklarını ilan etmişti. Anadolu ticari, siyasi, iktisadi bakımdan çökmüştü. Bu vaziyette beyliğin başına geçmiş ve politikasını Bizans yönüne doğru yayılma olarak belirlemişti. Bu hareketi çevresine birçok Anadolu Beyini toplamıştır.
Osman Bey, aşiretinin başına geçtiğinde babasının siyasetini devam ettirdi. Komşu Bizans tekfurlarıyla iyi geçinmeye gayret gösteriyordu. Bilecik, Yarhisar ve Harmankaya Tekfurları ile iyi geçinen Osman Bey, İnegöl Tekfuru Aya Nikola ile düşmandı. Nikola Türk düşmanlığı ile şöhret kazanmıştı. Osman Bey silah arkadaşları ile istişare ederek İnegöl’ün fethine karar vermişlerdir. Ancak Aya Nikola harekete geçtiklerini bir casus vasıtası ile haber almış ve Ermeni Derbendinde pusuya yatmıştı. Osman Gazi pusuya düştü ve yeğeni Bayhoca şehit düşene kadar çarpıştı. Osman Gazi bu pusunun intikamını almak üzere ertesi sene 1285’te bir gece baskını ile Kulacahisar’ı fethetti. Sonrasında İnegöl Tekfuru, Karacahisar Tekfuru ile anlaşarak Osman Gazinin üzerine yürüdü ancak başarısız oldular. İkizce’de kazanılan bu zafer Osman Gazi’nin nüfuzunu bölgede arttırdı. 1288 yılında Osman Bey Karacahisar üzerine yürüdü ve hisarı zapt etti. Osman Bey esir aldığı tekfuru Selçuklu Sultanı’na gönderdi. Daha sonra sultan Osman Bey’e hediyeler gönderdi. Bu hediyeler geldiğinde ikindi vakti idi ve nevbet vurulmuştu. Osman Gazi nevbet vurulurken ayakta dinledi. Tam 2 yüzyıl nevbet çalınırken bu adete uyuldu.
Yarhisar Tekfuru’nun kızıyla evlenecek olan Bilecik Tekfuru, düğüne Osman Gazi’yi de davet ederek onu tuzağa çekmek istedi. Osman Gazi bu plandan daha önce hocasının tavsiyesi ile bağışladığı ve yiğitliğini gördüğü Köse Mihal’in duyurması ile haberdar oldu. Osman Gazi bunun üzerine yeni bir tuzak hazırlayarak düğün hediyelerinin yaşlı kadınlarla Bilecik’e gönderileceğini ve kendisinin diğer kadınlarla birlikte düğüne katıldıktan sonra yaylaya çıkacağını ve düğünün açık bir alanda yapılması gerektiğini Bilecik tekfuruna bildirdi. Bilecik Tekfuru hemen bu tekliflerini kabul etti ve düğünün Çakırpınar mevkiinde yapılacağını duyurdu. Ancak Bilecik’e giden yaşlı kadın kafilesi, kadın kılığına girmiş seçme askerlerden ibaretti. Bu askerler kadın kılığında şehre sızıp Bilecik’i ele geçirdi ve Çakırpınar mevkiindeki Osman Gaziye haber uçurdular. Osman Gazi Bilecik’ten haber alınca maiyetiyle düğünden ayrıldı ve dönüş yolunu tuttular. Lakin tekfurlar bu hareketten şüphelendikleri için Osman Gazi’nin peşine düştüler. Osman Gazi tekfurları pusuya yatırmıştı. Burada esir alınanlar arasında Bilecik Tekfuru ile evlenecek olan Holofira’da bulunuyordu. Osman Gazi, Nilüfer adını verdiği Holofira’yı oğlu Orhan ile evlendirdi.
Osman Bey 1299 yılına kadar birçok fetihte bulundu ve yanındaki silah arkadaşlarına fethettikleri yerlerin yönetimini verdi. Bu davranışıyla hem civardaki birçok beyliğin dikkatini çekmiştir hem de Anadolu’daki buhranla uğraşmayarak Bizans ile mücadelesinde birçok beyliğin ve obanın Osman Bey’e katılmasını sağlamıştır. 1296 yılında III.Alaaddin Keykubat’ın İlhanlılar tarafından İran’a kaçırılması üzerine birçok beylik bağımsızlığını ilan etti. Osmanlı bu durumdan yararlanarak 1299 yılında Karacahisar’da kendi adına para bastırdı ve Dursun Fakih tarafından Osman Bey adına hutbe okundu. Böylece Osmanlı Beyliği şeklen İlhanlılara bağlı olsa da 1299’da bağımsızlığını ilan etmiş ve Bizans’a doğru ilerleyişini devam ettirmiştir.

Osman Gazi’nin kılıç hakkı ile fethettiği Karacahisar’da Pazar kurulmaya başlanmıştı. Germiyan vilayetinden bir kimse gelip Osman Gazi’nin huzuruna vardı ve “Bu pazarın bacını bana satın.” dedi. Osman Gazi “Bac da ne ola?” diye sorunca o şahıs “Pazara yük getiren herkesten akçe almaya denir.” dedi. Osman Gazi “Bu pazara gelenlerden alacağın mı var ki onlardan akçe isteyeceksin” deyince adam: “Bu eskiden beri adettir. Her yükten padişah için akçe alırlar” dedi. Osman Gazi bunun dini bir hüküm olup olmadığını sorduğunda ve adamdan eski bir hükümdar töresi olduğu cevabını alınca “Malını kendi eli, kendi alın teri ile kazanmış kimsenin bana ne borcu var ki, havadan akçe versin” deyip adamı yanından kovdu. Yanındaki dostlarının alınması gerektiği yönünde görüş bildirmesi üzerine Osman Gazi “Bir yükü satan iki akçe versin. Satmayan hiçbir şey vermesin.” demiştir.
Osman Gazi’nin akınlarından sonra Osmanlıların bölgeye temelli yerleşmeleri, bölgedeki bazı Bizans Tekfurlarını kuşkulandırdı. Hepsi birleşerek Osmanlıları bölgeden çıkarmak için savaşa girişti. Osman Gazi işi haber alıp karşı gelen orduyu imha etti. Ancak fetih hareketleri devam etti. 1300 yılında Yenişehir ele geçirildi. 1302’de Koyunhisar Savaşı yapıldı. Bu savaşta Kite Kalesi alındı ve İznik – İzmit yolu açıldı. Kete Tekfuru kaçıp Ulubat Tekfuru’na sığındı. Osman Gazi Kete Tekfuru’nu istedi. Ulubat Tekfuru’da ne Osman Gazi’nin kendisinin ne de ondan sonra gelenlerin Ulubat Köprüsü’nden geçmemesi şartıyla Kete Tekfuru’nu teslim etti. Gaziler onu Kete Kalesi önünde öldürdüler. Osmanoğulları, Osman Gazi’nin verdiği sözü saygı ile tutarak hiçbiri Ulubat köprüsünden geçmedi. 1302 yılında Köprühisar fethedildi ve Ulubad Kalesi ele geçirildi. 1302’de Dinboz Savaşı yapıldı, Kestel – Kete kaleleri ele geçirildi.
Daha sonrasında Osman Gazi 6 sene seferlere ara vermiştir. 1308 yılında Aygut Alp ve oğlu, Alyos adasını sulhen teslim aldı. 1313 yılında Harmankaya Tekfuru Köse Mihal, Müslüman oldu. Osman Gazi, Köse Mihali “Elinde bir kuvvet varken bir kimse birini bağışlarsa Allahu Teala onu zor gününde affeder.” hadis-i şerifine uyarak serbest bırakmıştı. Mihal Akıncıları olarak vazife görecek olan akıncılar Gazi Mihal Bey’in oğulları ve torunlarıdır.
Osman Gazi, 1317 yılından itibaren muzdarip bulunduğu nikris hastalığı sebebiyle seferlere çıkamayacak hale gelince kuvvetlerini muhtelif kollara ayırıp başkumandan oğlu Orhan Gazi olmak üzere ülkeler açmaya sevk etti.
Osman Bey’in son demlerinde Bursa abluka altına alınmıştır ve 1326’da Söğüt’te vefat etmiştir. Kendisinin Bursa’ya gömülmesini vasiyet etmiştir. Daha sonra Bursa fethedilince naaşı buraya gömülmüştür. Bursa Gümüşlü Kümbet’te medfundur. 45 yıl hüküm sürmüştür. İlk parayı (bakır) bastırdı ve ilk vergiyi (bac) aldı. Kara Osman lakabıyla anılmıştır. Kurmuş olduğu devlet tam 623 sene boyunca hüküm sürmüştür.

ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİYE NASİHATİ
OğuI! İnsanIar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında öIürIer. Avun oğIum avun. GüçIüsün, kuvvetIisin, akıIIısın, keIamIısın, Ama, bunIarı nerede, nasıI kuIIanacağını biImezsen, öfken ve nefsin bir oIup akIını yener. Sabah rüzgarIarında savruIur gidersin. Daima sabırIı, sebatIı ve iradına sahip oIasın. Dünya senin gözIerinin gördüğü gibi büyük değiIdir. Bütün fethediIemeyen gizemIer, biIinmeyenIer, görüImeyenIer ancak senin erdemIerinde gün ışığına çıkacakIar. Ananı-atanı say. Bereket büyükIerIe beraberdir. Bu dünya inancını kaybedersen, yeşiIken çorak oIur çöIIere dönersin. Açık sözIü oI. Her sözü üstüne aIma, gördün söyIeme, biIdin, biIme. SeviIdiğin yere sık gidip geIme. KaIkar itibarın, muhabbetin oImaz. Üç kişiye acı: CahiIIer arasındaki aIime, Zenginken fakir düşene. HatırIı iken itibarını kaybedene. Unutma ki! Yüksekte yer tutanIar, AşağıdakiIer kadar emniyette değiIdir. HakIı oIduğunda mücadeIeden korkma. BiIesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deIi derIer.
OSMAN GAZİ’NİN ORHAN GAZİ’YE VASİYETİ
Allah-u Teâlâ’nın emirlerine muhalif bir iş işlemeyesin! Bilmediğini şeriat ulemâsından sorup anlayasın; iyice bilmeyince bir işe başlamayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasın! Askerine inâmı (nimeti), ihsanı (ikramı) eksik etmeyesin ki, insan ihsânın kulcağızıdır Zâlim olma! Âlemi adâletle şenlendir ve cihadı terk etmeyerek beni şâd et! Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet, ikbâl (ilgi) ve yumuşaklık göster. Askerine ve malına gurur getirip müminlerden uzaklaşma. Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik dâvâsı değildir. Sana da bunlar yaraşır Daima herkese ihsanda bulun Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi Allahu Teâlâ’ya emânet ediyorum!
Okuyucularıma Selam ve Hürmetlerimle…!
NAŞİR: HASAN ORHAN

“NOT DEFTERİNDEN – 1 : OSMANLI DEVLETİNİN KURULUŞU VE OSMAN GAZİ” için bir yorum