Yıl 1914 Ekim’i. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılı. Osmanlı, toprağının her parçasında sürecek yoğun bir savaşa girmiştir ancak bu savaşı teknolojik, askeri, ekonomik ve siyasi güç bakımından çökmüş bir devletle verecektir. Irak, Çanakkale, Hicaz, Suriye, Kafkasya, Galiçya ve daha birçok yerde çetin savaşların içine atılmıştır. Bu sırada imparatorluğun idaresi İttihat ve Terakki Partisi liderlerinden Enver Paşa’nın elindedir.
Yer Irak Cephesi, Kût’ül-Amare. İngilizlere göre burası Basra’nın kilididir. İngilizler bu kilidi açmak için 21 Kasım 1914’te harekete geçmiş ve Fav Yarımadası’nı işgal ile işe başlamıştır.
Bismillahirrahmanirrahim. (بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ)
IRAK CEPHESİNİN AÇILMA NEDENİ

Avrupa Devletleri 1856 yılında yayımlanan Islahat Fermanı’ndan sonra Osmanlı’yı Avrupa Birliğinin anahtarı olarak görmüş ve bu anahtarı korumak için uğraşmışlardır. Bundan maksatları ise ebedi çıkarlarını korumak, Rusların Akdeniz’e inmesini engellemek ve sömürge imparatorluklarını güvence altına almaktı. Lakin bu politika 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi sonrasında terk edilmiş yerini Osmanlı topraklarının parçalanması fikrine bırakmıştır. Bu maksatla Osmanlı’ya birçok alandan hücumlar başlamıştı.
I. Dünya Savaşı öncesinde kurulan İngiliz-Rus-Fransız ittifakına Osmanlı’da katılmak için tekliflerde bulunmuş ama İngilizler bunu kabul etmemiş ve Osmanlı’yı oyalamaya çalışmıştır. Asıl amaçları Orta Doğu Enerji Hattını (Musul-Kerkük ve çevresindeki bölgeler) ele geçirip sanayinin hammaddesi olan kara altını (petrolü) temin edebilmek ve küresel ticaret güzergahlarının kesişim noktası olan Orta Doğu’yu elinde tutmaktı. Bunun için bu ittifak Osmanlı’yı yanında istemiyordu. Osmanlı Devleti, bu ittifaka dahil olamayınca Almanların yanında yer aldı. İngilizler hem bu iki amacı hem de kendi sömürgelerine ulaşan yolu korumak için Irak cephesine saldırılara başlamıştır.
SÜLEYMAN ASKERİ BEY

Süleyman Askeri Bey, 1884 yılında Kosova’nın Prizren şehrinde doğdu. 1902 yılında Mekteb-i Harbiye’den, 5 Kasım 1905 tarihinde de Mekteb-i Erkan-ı Harbiye’den Mümtaz Yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu. Selanik’teki Üçüncü Ordu’ya bağlı olarak Manastır’a atandı. Manastır’da kaldığı günlerde İttihat ve Terakki’ye (ki Manastır o dönemlerde İttihat ve Terakki’nin önemli merkezlerinden birisiydi) katıldı. 7 Temmuz 1908 tarihinde Şemsi Paşa’ya (Şemsi Paşa, Enver Bey ve Niyazi Beyi yakalamakla görevliydi.) suikast düzenleyen Mülazım Atıf Efendi’yi korudu ve Jön Türk Devrimine katıldı. Kuşçubaşızade Eşref’in en yakın arkadaşıydı ve onunla birlikte Trablusgarp dahil birçok gizli göreve katılmıştır.
1909 yılında Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) rütbesine terfi etti ve Bağdat Jandarma Alayı’na atandı. 1911 yılında İtalya’nın Trablusgarp’a saldırması üzerine oraya gitti ve Bingazi’deki savaşlara katıldı. 1912 yılında Balkan Savaşları sırasında Trabzon Redif Tümeni Kurmay Başkanlığı görevine atandı. Savaş sonrasında 31 Ağustos-25 Ekim 1913 tarihleri arasında İttihat ve Terakki’nin çabalarıyla kurulan Batı Trakya Bağımsız Hükümetinde Erkan-ı Harbiye Reisi olarak görev yaptı. 13 Kasım 1913 tarihinde Kuşçubaşızade Eşref’le birlikte Teşkilat-ı Mahsusa’yı kurdu ve ölene kadar başkanlığını yaptı.
Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşına Almanya’nın safında üzerine Teşkilât-ı Mahsusa Başkanlığı görevinin yanında 20 Aralık 1914 tarihinde Irak ve Havalisi Genel Komutanı olarak atandı. Irak Cephesi’nde Şuaybe Muharebesi’nde komutası altındaki birliklerin 14 Nisan 1915 tarihinde İngiliz Ordusu’na mağlup olması üzerine tabancasıyla intihar etti.
BAĞDAT’A
Bağdat sıkışık durumda kalmıştır ve destek için Enver Paşa’nın emriyle Erzurum’da bulunan 18.Kolordu komutanı Albay Halil Bey’e Bağdat vazifesi verilmiştir. Görevi burayı korumaktı. O sırada Bağdat’ta bulunan Albay Nurettin Bey’in komutasına girecekti. Erzurum’dan yola koyularak Bitlis’te dinlenmek üzere karargâh kuruldu. Ama Halil Bey hastalanmıştı ve atla yolculuk yapması mümkün değildi. Bunun üzerine keleklerle (deniz vasıta aracı) askerleri Musul ve Bağdat’a getirdi. Başka yerlerden de buraya takviye yapıldı. Çanakkale’de savaşın bitmesine az kalmıştı ve burada bulunan Abdullah Fevzi Bey askerleriyle beraber Bağdat’a gönderilmiştir. İngilizler Eylül ayının başlarında Kutü’l-Amare muharebesini çevirme manevrası taktiği ile kazanırlar. 3 Ekim’de ise Aziziye kasabasına ulaşırlar. Bu sırada İngiliz uçakları Türklerin Selman-ı Pak civarında tahkimat yaptıklarını görürler ve kuvvetlerini bu yöne doğru sürerler.
SELMAN-I PAK MUHAREBESİ VE İNGİLİZLERİN KUT’A KAPANIŞI



Nurettin Bey burada gemilerin geçmemesi için bazı tedbirler almıştır. İngilizlerin kuvvetleri 9.000 kişilik bir birlikti. 21 Kasım 1915 yılında yapılan hava keşiflerinde Türklerin taktiklerinde bir değişiklik görülmedi ve Diyale köprüsünü yıkmak için harekete geçildi. Ancak İngilizler tam saldıracağı sırada Türk kuvvetleri taktik değiştirerek köprüyü yıkmak için gelen uçakları geri püskürttü. Townshend ise 21 Kasım gecesinde Türklere karşı bir baskın hazırlığı içerisindeydi. Orduda yürürken ateş yakanı, ses çıkaranı ve öksüreni Divan-ı Harpte yargılanacağını söylemiştir. 22 Kasım’da Türklerin “Hayati Nokta” dedikleri hat ele geçirildi ve bu hattaki askerlerimiz şehit düştü.
İngilizler Süvari Tugayını ileri sürdüler. Tam bu sırada bir bozgun daha yaşanacakken Halil Bey’in ordusu yetişti ve Türk birliklerini kurtardı. Daha sonra Osmanlı kuvvetleri “Hayati Nokta” üzerine yürüdü ve İngilizleri buradan geri püskürttü. Burada savaşan askerlerin içinde sömürgeden getirdikleri Hintlilerde vardır. İngilizler kaçarken onların nehir üzerindeki Comet gemisi kullanılamaz hale getirilmiştir. İngilizler Kût’a geri çekilmek zorunda kaldılar ve burayı tahkim etmeye başladılar. 3 Aralık’ta Kut’a vardılar.
KUT KALESİ
Burası Şattül Hay ile Dicle’nin birleştiği yerde bulunur. Kût Hintçede “kale” anlamına gelmektedir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı’ya katılmıştır. İngilizlerin buradaki serüveni 1869’da Osmanlı’dan vapur işletme imtiyazını almasıyla başlar. Selman-ı Pak yenilgisinden sonra buraya çekildiler ve burayı tahkim etmeye başladılar. İngilizler bu kaleyi tutmakla Türklerin Irak’ta tamamen hâkim olmasını engelleyecek ve ileri harekatı durdurarak İngilizlerin korunmasını sağlayacaktı. 7 Aralık 1915 yılında ise Kut Muharebeleri ve Kuşatması artık başlamış bulunmaktadır.


KUT’ÜL-AMARE MUHAREBESİNE DOĞRU
Türk Kuvvetleri düşmanın sağ tarafında çıkıntı oluşturan Hudeyri Kalesi üzerine yürüdü lakin burada başarılı olamadı. Bu sefer Kut’un kuşatılıp kaçış yollarının kapatılması planına geçilir. Kut’un bu şekilde teslim alınacağı düşünülür. 6.Ordu’nun başına Von Der Goltz Paşa getirilir. 27 Aralık 1915’te Nurettin Bey Kut’u kuşatır.
İngilizler bir yandan burayı kaybetmemek için uğraşırken diğer yandan Basra’da yığınak yapıyordu. General Townshend yardım için General Alymer’e mektuplar yazıyordu. General Alymer ise kuşatmadaki Albay Nurettin Bey birliğini yarıp kuşatmayı kaldıracak ve kaçan Türk askerlerini kovalayacaktı. 6 Ocak 1916 sabahı Şeyh El Said’de çarpışmaya girmesine rağmen Osmanlı kuvvetleri galip geldi.
Albay Nurettin Bey’e saldırılar yapılmaya başlanır ve oda geri çekilmeye başlayınca Goltz Paşa kumandanlığın Halil Bey’e verilmesini ister. Merkezden gelen emirle Halil Paşa komutayı alır. Halil Bey komutayı devralır almaz hemen yardım yollarını kesmeye başlar. Birlikleri Felahiye mevziine çeker. Burası bataklık ve dar bir mevziidir. Düşman burayı şiddetli bir hücumla geçebilirse ancak Kut’a ulaşabilirdi.21 Ocak 1916’da General Alymer hücumlar yapar ancak Halil Paşa’nın buradaki emirleriyle düşman hezimete uğratılır ve İngilizler geri çekilmek zorunda kalır.

İngilizler keşif hareketleri yapıyor ve topçu atışlarıyla Osmanlı ordularına zarar vermeye çalışıyorlardı. Halil Paşa İngilizlerin Hintlileri kullanarak savaşa gireceklerini az çok kestirmişti. İngilizler 8 Mart 1916 sabahında Sabis Mevzilerine karşı saldırılara başladı. Burası yoğun top atışına tutulmuş ve İngilizlerin ünlü “Satırlı Alayı” taarruza geçmişti ancak Osmanlı orduları göğüs göğüse çarpışarak onları çekilmeye zorlar. Ancak İngiliz birlikleri sağ taraftan işgal hareketine başlar. Hasan Cemil Bey’e emir verilerek burayı kurtarması istenir ve askerlerine süngü taktırarak burayı kurtarmayı başarır.
10 Mart 1916’da Sabis Muharebeleri sona erer. Halil Paşa, İngilizlere teslim teklifi yollasa da İngilizler 11 Mart’ta tekrar saldırıya geçerler. Mizmir Tepesini ele geçirmek için uğraşırlar ama yeniden yenilgiye uğrarlar ve geri çekilirler. 9 Nisan 1916’da tekrar saldırılar başlar. 43.Alay kumandanı Fazıl Bey, kuvvetlerinin en önünde süngü ile hücuma kalkar. Bunun sonucunda İngilizler mağlup olarak geri çekilirler. Fazıl Bey ise çarpışmada şehit düşer. 13 Nisan’da İngilizler General Alymer’i görevden alıp General Göring’i yardım kuvvetlerinin başına getirir.
İngilizler, 17 Nisan’da Beyt-i İsa mevzilerinin üzerine yüklenmeye başlar. Osmanlı kuvvetleri geri çekilmeye başlamışlardır. Halil Paşa çekilen fırkaya 43.Alay’ı yardıma yollar. Dağılan kuvvetler tekrar toparlanıp savaşa devam ederler ve İngilizleri geri çekilmek zorunda bırakırlar. Bu muharebeler esnasında 19 Nisan’da Von Der Goltz Paşa vefat etmiştir. Bunun üzerine Halil Paşa’ya 6.Ordu Komutanlığı ve Bağdat Valiliği görevi verilir. İngilizler uçakla ve zırhlı gambotlar ile Kut’a yardım ulaştırmayı amaçlar ancak başarısız olurlar. Kut yardımsız kalınca 26 Nisan’da Halil Paşa ve Townshend bir araya gelip barış görüşmelerine başlamıştır. İngilizler Osmanlı’ya 4 şart sunmuştu. Lakin barış görüşmeleri sekteye uğramış ve son bir taarruzla işi bitirme safhasına gelinmişti.
KUT KALESİNİN TESLİM ALINIŞI
Halil Paşa Kut’taki patlama seslerini duyar ve İngilizlerin cephanelerini patladığını fark eder. Askerlerine ateş açmamayı emreder ve şehre girip General Townshend’ın karargahına varır. 29 Nisan 1916 günü İngiliz askerleri generaliyle birlikte esir alınır.
HALİL PAŞA’NIN ORDUYA MEKTUBU
Arslanlar,
Bugün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın çok güneşli semasında şühedamızın ruhları şad ü handan pervaz ederken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Bize 200 seneden beri tarihimizde okunmayan bir vakayı kaydettiren Cenâb-Allaha hamd ü şükür eylerim. Allah’ın azametine bakınız ki, bin beş yüz senelik İngiliz Devletinin tarihine bu vakayı ilk defa yazdıran Türk süngüsü oldu. İki senedir devam eden Cihan Harbi böyle parlak bir vaka daha görmemiştir. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci vakayı Çanakkale’de, ikinci vakayı burada görüyoruz. Yalnız süngü ve göğsümüzle kazandığımız bu zafer yeni oluşan vaziyet-i harbiyemiz karşısında muvaffakiyet-i atiyyemizin parlak bir başlangıcıdır. Bugüne Kut Bayramı namını veriyorum. Ordunun her ferdi, her sene bugünü tesid ederken şehitlerimize Yasinler Tebarekeler, Fatihalar okusunlar. Şühedamız yüce hayatta, semavatta kızıl kanlarla uçarken, gazilerimiz de gelecekteki zaferlerimizle gözetici olsunlar.
MİRLİVA HALİL
6.ORDU KUMANDANI

İngiliz tarihçisi James Morris, Kut’un kaybını “Britanya (İngiltere) askeri tarihindeki en aşağılık şartlı teslimi” olarak tanımlamıştır. Bu yenilgi İngiliz basınında ve kamuoyunda çok büyük bir infial uyandırdı. Bunun üzerine General Lake ve General Gorringe İngiliz ordusunda görevlerinden alınmış ve yerlerine General Maude getirilmiştir.
Destek kuvvetlerinin gelmesiyle Kut şehrine ilerleyen General Frederick Maude komutasındaki Britanya kuvvetleri, İkinci Kut Muharebesi sonrasında 23 Şubat 1917 tarihinde Kut şehrini geri aldı.

NAŞİR: HASAN ORHAN
KAYNAKÇA
[1] – Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Arabacı tarafından hazırlanan “Kut’ül-Amare Zaferi” adlı Dergiden Yararlanılarak Hazırlanmıştır.
[2] – Kut’ül-Amare Osmanlı’nın Son Zaferi, İsmail BİLGİN, Timaş Yayınevi
RESİMLER İÇİN KAYNAKÇA
https://islamansiklopedisi.org.tr/kutulamare
https://www.fikriyat.com/tarih/turk-tarihi/2018/04/28/kutul-amare-zaferinin-102-yili
https://www.findagrave.com/memorial/74913357/charles-vere_ferrers-townshend
https://tr.wikipedia.org/wiki/Halil_Kut
