Cengiz Han Cebe Noyan ve Subutay Noyan’ı Semerkand’dan Horasan tarafına geçirdikten sonra, Fergana ve Tirmiz üzerine bir ordu gönderdi. Bu ordular memur oldukları vazifeyi yerine getirdiler ve klasik usullerini uyguladıktan sonra Semerkand’a döndüler. Cengiz Han oğullarından biri ile Harezm üzerine bir ordu gönderdi ve başka bir ordu hazırlayarak bu orduyu Horasan yakasına geçirdi. Harezm kentini sardılar ve şehri uzun uğraşlar sonucu ele geçirdiler. Ceyhun Seddi’ni açtılar ve şehri su bastı, binalar yıkıldı, şehirde kalanlar boğuldu. Harezm gibi bir ilim kenti harab oldu.
Bismillahirrahmanirrahim. (بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ)
YAZI DİZİMİZİN İÇİNDEKİLER
2-MOĞOLLARIN HAREZMŞAH MUHAMMED İLE MÜCADELELERİ VE ORTA ASYA İSTİLASI
3-MOĞOLLARIN KAFKASYA, GÜRCİSTAN VE RUSYA ÜZERİNE SEFERLERİ
5-CENGİZ HAN’IN ÖLÜMÜNDEN SONRA MOĞOLLAR VE BAĞDAT İŞGALİNE GİDEN SÜREÇ
CELALEDDİN HAREZMŞAH

Cengiz Han Cebe Noyan ve Subutay Noyan’ı Semerkand’dan Horasan tarafına geçirdikten sonra, Fergana ve Tirmiz üzerine bir ordu gönderdi. Bu ordular memur oldukları vazifeyi yerine getirdiler ve klasik usullerini uyguladıktan sonra Semerkand’a döndüler. Cengiz Han oğullarından biri ile Harezm üzerine bir ordu gönderdi ve başka bir ordu hazırlayarak bu orduyu Horasan yakasına geçirdi.
Harezm kentini sardılar ve şehri uzun uğraşlar sonucu ele geçirdiler. Ceyhun Seddi’ni açtılar ve şehri su bastı, binalar yıkıldı, şehirde kalanlar boğuldu. Harezm gibi bir ilim kenti harab oldu.
Horasan tarafına geçirilen ordu 1224[1] senesi içerisinde Belh’e vardı. Hiçbir kimseye dokunmadan şehre müfettiş koydular. Sonra Zevzan’ı ve birkaç yeri zaptedip, başlarına birer mutasarrıf tayin ettiler. Gençlerini askere aldıktan sonra Talkan’a gittiler. Talkan birçok şehri olan bir vilayetti. Mansurkuh adlı kuvvetli bir kale vardı. Moğollar bu kaleyi 6 ay sardılar fakat bir türlü alamadılar. Cengiz Han’a haber verdiler. O da 4 aydır sarmasına rağmen bir türlü alamadı. En son bir kat ahşap bir kat topraktan olmak üzere kale duvarı hizasında yüksek bir burç yaptılar. Onun üzerinden askeri kaleye yürüttü ve kaleyi bu yolla ele geçirdi.
Cengiz, Merv üzerine büyük bir ordu gönderdi. Çok şiddetli bir direniş gösterilmesine rağmen Moğollar bu kaleyi de düşürdüler. Peşinden Nişabur, Tus, Meşhed ve Herat’ı ele geçirdiler. Buradan Gazne’ye vasıl oldular. Gazne’de bu sırada Harezmşahzade Celaleddin bulunmaktaydı. Moğollar buraya geldiklerinde onun direnişi ile karşılaştılar. Burada bozguna uğradılar. İşi Cengiz Han’a haber verdiler. Herat ahalisi Moğollar’ın bozgununu işitince şehirde bulunan Moğol zaptiye memurunu öldürdüler. Cengiz bunu haber aldı ve Herat’a birçok asker gönderdi. Moğollar zorlayarak şehre girdiler. Ahaliyi öldürüp şehri dümdüz ettiler. Talkan’a geri döndüler. Cengiz daha sonra Şigi Kutugu Noyan komutasında büyük bir ordu gönderdi. Kabil şehrinin kuzeyinde Pervan denilen yerde iki gün süren; Moğolların at üzerine cansız manken kuklalar yerleştirerek düşmana kalabalık görünmek gibi çeşitli hileler denediği savaş, Harezmşahlar lehine neticelendi.[2] Bu mağlubiyetten birçok ganimet elde edildi. Ancak bu sefer kumandanlardan Buğrak adında biri ile Celaleddin’in akrabasından Herat Valisi Melikhan arasında ganimet taksimi sırasında kavga çıktı. Buğrak’ın kardeşi öldürüldü. Buğrak gücenip Hindistan’a geçti. Moğollar’a karşı kazanılan bu zaferde çok emeği vardır. Kendisi Celaleddin’in tedbirli bir komutanıydı lakin bu olay üzerine Buğrak 30.000 kişi ile beraber Hindistan’a geçmiştir.
Cengiz Han ordusu ile Gazne üzerine yürümeye başlamıştı. Bamyan Kalesi’ni sarmıştı. O sırada oğlu Tuli’nin oğluna bir ok gelerek ölmesi üzerine Cengiz gazaba geldi ve kaleye girince canlı yaratık bırakmadı.
Celaleddin’in kuvveti azalmış olduğundan Hindistan’a doğru kaçtı, Cengiz de onu peşi sıra kovaladı. Ancak Sind Nehri[3]nde yakalandı. Celaleddin’in hazırlattığı gemiler gelmemiş olduğundan çaresiz kalarak yanında bulunan askerlerle muharebeye girişti. Gemiler gelince Celaleddin 4.000 askeriyle Hindistan tarafına geçti. Ertesi gün Cengiz Han, Gazne’ye geldi ve ahalisini öldürüp mallarını yağma ettirdi. Şehri topraklar bir etti.


Celaleddin’in kardeşi Gıyaseddin Tis Şah, İsfahan, Hemedan ve Bilad-ı Cebel’i[4] zabtetmişken 1225[5] yıllarında Celaleddin Hindistan’dan dönüp İsfahan’a geldi. Tis Şah’ta ona boyun eğdi. Celaleddin Irak-ı Arab tarafına yürüdü. Bağdat’a yanaştı. Askerini yağmaya yaydı ve sonra Erbil’e yürüdü. Erbil Emiri Muzaferiddin Gökbörü onun itaatına girdi. Celaleddin daha sonra Tebriz üzerine gitti. Azerbaycan Emiri Pehlivan’ın oğlu Özbek ondan kaçarak Gence’ye gitti. Celaleddin’de Azerbaycan’ı aldıktan sonra Gürcülerle muharebe etti. Gence’yi de elde etti ve 1226[6] yılında Tiflis’i de ele geçirdi. (10 Mart 1226) Daha sonra Eyyubi Hanedanı’ndan Melik Eşref’in memleketlerinden sayılan Ahlat Eyaleti ile komşu oldu. Bu sırada Eyyubiler’den Melik Muazzam kardeşleri aleyhine birleşmek üzere Celaleddin ile yazışmaya başladı. Melik Kâmil bunu işitince endişelendi.
Celaleddin Harezmşah, Melik Muazzam, Erbil’in Sahibi Muzaferiddin Gökbörü ve Artukoğulları’ndan Diyarbakır ve Keyfe Kalesi Sahibi Melik Mesud aralarında Melik Eşref’in elindeki memleketleri paylaşmak, Mısır-Halep askerlerini de Melik Muazzam’ın önlemesi üzerine anlaştılar. Melik Eşref onlara karşı yalnız kalmıştır. O da Anadolu Selçuklu Hükümdarı Aleaddin Keykubat’tan yardım istedi. Ve ittifak kurdular. Bunun üzerine 1226 senesi ortalarında Celaleddin, Tiflis’ten Ahlat üzerine; Gökbörü ise Erbil’den Musul üzerine yürüdü. Keykubat da Malatya’ya gidip oradan Diyarbakır üzerine asker gönderdi. Fakat o sırada Celaleddin, Kirman’da kaymakamı olan Burak Hacip kendisine isyan ederek istiklal davasına düştüğü ve Moğollar ile haberleştiğini işitti ve Ahlat’ı bırakarak, Kirman tarafına koştu. Fakat askeri Ahlat’ın etrafını yağma ettiler. Celaleddin İsfahan’a yaklaşınca, Burak Hacip kalelere çekilip müdafaaya geçti. Burak Hacip’i yola getirmenin zaman alacağını düşünen Celaleddin Burak Hacip ile anlaşır göründü ve ona hil’at[7] gönderdi. Bu sıralarda Kirman’a geçerken Tiflis’e bıraktığı askerler yiyecekleri kalmadığından Erzen-i Rum[8] civarını yağmalamışlardı. Dönüşlerinde Ahlat taraflarından geçerlerken Melik Eşref’in Ahlat Kaymakamı olan Hacib Hüsameddin, askerini topladı ve onların üstüne hücum ederek yağma ettikleri malları geri aldıktan başka, onların birçok mallarını da ele geçirdi. Celaleddin’in veziri onun hemen Gürcistan’a gelmesi gerektiğine binaen bir mektup yollamıştı. Celaleddin’in yaptığı anlaşma bu suretle hükümsüz kalmıştı.

Celaleddin Kirman’dan hareketle Gürcü kalelerini ele geçirdikten sonra tekrar Ahlat’a saldırdı. Ahlat ahalisi direnip Celaleddin’i püskürtmüştü. Celaleddin buradan Tebriz’e geri döndü.
Celaleddin’in Tiflis koruması için bıraktığı askerler, halkı Müslüman olmasına rağmen, onların yaptıkları kötülüklere dayanamayıp Gürcüleri Tiflis’e çağırdılar. Kış mevsimini Tebriz’de geçirdiği esnada Gürcülerin tekrar Tiflis’i aldıkları ve oradaki Harezm askerlerini öldürdüklerini duyan Celâleddin, 1227 ilkbaharında bir kere daha Tiflis’e geldi ise de Gürcülerin şehri yakarak çekilmiş olduklarını gördü. Bu sırada İsmaililer, Sultan’ın Gence valisi olan Emir Orhan’ı öldürmüştü. Bunun üzerine Celâleddin, İsmaililer üzerine yürüyerek Alamut ve Kumis bölgelerini tahrip etti. Moğolların Ceyhun’u geçtiklerini öğrenen Celâleddin, onları Damgan civarında bozguna uğrattı. Bundan sonra da yeni Moğol saldırılarına karşı hazırlıklar yapmaya başladı. Bu sırada eşi Mihr-i Cihan’ın, Eyyübilerin Ahlat hükümdarı Melik Eşref’in kaymakamı ve başkumandanı Hacib Ali ile ittifak yaptığını ve Hacib’in Azerbaycan’a gelerek Hoy, Merend ve Nahcivan’ı yağmaladığı öğrenince onlar üzerine yürüdü ve onu hezimete uğrattı. Celâleddin, 1228 yılında Moğolların tekrar Ceyhun’u geçtikleri haberi kendisine ulaşınca, bütün kuvvetlerini toplayarak İsfahan yakınlarında onları karşıladı. Kardeşi Gıyaseddin’in ihanetine rağmen Celâleddin, Moğolları bir kez daha bozguna uğrattı. Daha sonra Moğolların kurduğu pusuya düşerek ağır kayıplar verdi; ancak kısa süre içinde dağılan askerlerini yeniden bir araya getirip tehlikeyi atlattı. Celâleddin bundan sonra askeri faaliyetlerini Azerbaycan ve Gürcistan üzerinde yoğunlaştırdı, bölgede önemli başarılar gerçekleştirdi (1229).[9]

1229[10] senesi içinde Celaleddin Harezmşah, zorlayarak Eyyubiler hakimiyetindeki Ahlat’a girdi ve şehri yağmaladı. Alaeddin Keykubat’ın amcazadesi Erzurum Meliki Rükneddin Cihanşah onlarla beraberdi. Melik Eşref ve Alaeddin Keykubat birleşerek Şam askerleriyle Sivas’a gittiler. Ahlat’a yürüdüler. 11 Ağustos 1220[11]’de Celaleddin ile çok kanlı bir muharebe yaptılar. (Yassı Çimen Savaşı) Celaleddin bu savaştan sonra bir daha toparlanamadı. Bundan faydalanmak isteyen Batıniler, Moğollarla iş birliği yaptı. Moğollar 1231 yılında[12] Maveraünnehr’den çıkarak Meraga’yı ve öteki Azerbaycan şehirlerini aldılar. Celaleddin onlara mukabeleden aciz kalınca Tebriz’den kaçtı. Diyarbakır taraflarında destek toplamak için dolaştıysa da hiçbir hükümdar ona yardım etmedi. Moğollar onu kovalamaya o kaçmaya devam etti. Ölümü ile ilgili çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Nesevî’ye göre Moğol süvarileri tarafından takip edilen Celâleddin tırmandığı sarp dağda eşkıya ile karşılaştı ve öldürüldü. Atâ Melik Cüveynî’ye göre ise Celâleddin Âmid dağlarına vardığı zaman geceyi geçirmek için çadır kurdu. Eşkıyadan bir grup elbiselerini çalmak için, “ne yaptıklarını ve ne çeşit bir av yakalamakta olduklarını bilmeden” onu göğsünden bıçaklayarak öldürdüler. Gürcü kaynakları da hadiseyi Cüveynî’nin beyanına uygun olarak kaydederler.[13]

Yazımızın üçüncü kısmını böylece tamamlamış olduk.
Okuyucularıma Selam ve Hürmetlerimle…!
NAŞİR: HASAN ORHAN
DİPNOTLAR
[1] Hicri 621. https://www.ttk.gov.tr/tarih-cevirme-kilavuzu/
[2] https://www.gzt.com/mecra/mogollara-karsi-celleddin-harizmsah-3514125
[3] İndus Nehri
[4] Irak-ı Acem.
[5] Hicri 622. https://www.ttk.gov.tr/tarih-cevirme-kilavuzu/
[6] Hicri 623. https://www.ttk.gov.tr/tarih-cevirme-kilavuzu/
[7] Sözlükte “elbisesini çıkarmak, üzerinden çıkardığı elbiseyi başkasına vermek” anlamına gelen hal‘ kökünden türeyen hil‘at, terim olarak halifeler ve hükümdarlar tarafından taltif etmek ve şereflendirmek amacıyla devlet adamlarına ve diğer bazı kişilere giydirilen değerli elbiseyi ifade eder. https://islamansiklopedisi.org.tr/hilat
[8] Türkler, eski çağlardan beri meskûn olan ovadaki Erzen’i fethettikten sonra (1048-1049) buradaki halkın bir kısmının sığındığı Theodosiopolis için Erzen adını kullanmışlardır. Ancak Siirt taraflarındaki diğer Erzen’den ayırmak ve bunun Anadolu’ya ait olduğunu belirtmek için sonuna Rum kelimesini eklemişlerdir. Nitekim burada basılan Selçuklu paralarında şehrin adı Erzenü’r-Rûm (أرزن الروم), Erzen-i Rûm (ارزن روم) ve Erz-i Rûm (ارز روم) şeklinde yazılmıştır. Daha sonra bu ad Arz-ı Rûm (ارض روم – ارضروم) olmuş, nihayet bugünkü Erzurum şeklini almıştır. https://islamansiklopedisi.org.tr/erzurum
[9] Celâleddin Harezmşah’ın Ahlat’ı Muhasarası ve Yankıları, Oktay Bozan, sf.138, http://isamveri.org/pdfdrg/D02042/2012_2/2012_2_BOZANO.pdf
[10] Hicri 627. https://www.ttk.gov.tr/tarih-cevirme-kilavuzu/
[11] Hicri 29 Ramazan 627. https://www.ttk.gov.tr/tarih-cevirme-kilavuzu/
[12] Hicri 628. https://www.ttk.gov.tr/tarih-cevirme-kilavuzu/
[13] “Türk devletlerinin devamlılık ve bütünlük arzettiğine inanan Celâleddin Hârizmşah kendisini Büyük Selçuklular’ın mirasçısı kabul ediyordu. O Türk-İslâm tarihinin en cesur ve bahadır hükümdarlarından biridir. Gürcüler’e ve Moğollar’a karşı mücadelesiyle büyük bir şöhrete kavuşmuş ve İslâmiyet’i savunan bir kahraman olarak tanınmıştır. Nâmık Kemal de Celâleddin Hârizmşah adlı piyesinde onu bu özelliğiyle tanıtır.” https://islamansiklopedisi.org.tr/celaleddin-harizmsah
RESİMLER İÇİN KAYNAKÇA
[1]-https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=75588782
[2]-https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=17775018
[3]-https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=18032763
[4]-https://islamansiklopedisi.org.tr/celaleddin-harizmsah
[5]-https://www.hurriyet.com.tr/seyahat/selcuklu-mirasi-ahlat-sakin-sehir-oldu-41158430
[6]-https://www.gzt.com/mecra/mogollara-karsi-celleddin-harizmsah-3514125
