Cengiz Han iktidarı ele geçirdiğinde, Çin etrafındaki Moğol ve Türk kabilelerinin kimini zorla kimini kendi istekleriyle hakimiyeti altına aldı. Bu kabileler göçebe bir hayat tarzıyla yaşıyorlardı. Obalarını kurdukları her yer ordugahlarıydı. Hafif yüklü ve çabuk hareketli olduklarından, çoluk çocuklarını da obalarında bırakarak çıplak ata binip çapul için etrafa ılgar ederlerdi. Kadınları da erkekleri gibi savaşa katılırlardı. Fakat her kabile, kendi hesabına çalıştığından bir araya gelip devlet kuramıyorlardı. Cengiz Han o kabileleri emri altına alıp, onları kanunlarla hizaya getirdi. Onlardan müteşekkil disiplinli bir ordu kurarak büyük bir vurucu güce sahip oldu.
Bismillahirrahmanirrahim. (بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ)
YAZI DİZİMİZİN İÇİNDEKİLER
2-MOĞOLLARIN HAREZMŞAH MUHAMMED İLE MÜCADELELERİ VE ORTA ASYA İSTİLASI
3-MOĞOLLARIN KAFKASYA, GÜRCİSTAN VE RUSYA ÜZERİNE SEFERLERİ
5-CENGİZ HAN’IN ÖLÜMÜNDEN SONRA MOĞOLLAR VE BAĞDAT İŞGALİNE GİDEN SÜREÇ
MOĞOLLARIN, HARZEMŞAH MUHAMMED İLE MÜCADELELERİ VE ORTA ASYA İSTİLASI

Cengiz Han iktidarı ele geçirdiğinde, Çin etrafındaki Moğol ve Türk kabilelerinin kimini zorla kimini kendi istekleriyle hakimiyeti altına aldı. Bu kabileler göçebe bir hayat tarzıyla yaşıyorlardı. Obalarını kurdukları her yer ordugahlarıydı. Hafif yüklü ve çabuk hareketli olduklarından, çoluk çocuklarını da obalarında bırakarak çıplak ata binip çapul için etrafa ılgar ederlerdi.[1]Kadınları da erkekleri gibi savaşa katılırlardı. Fakat her kabile, kendi hesabına çalıştığından bir araya gelip devlet kuramıyorlardı. Cengiz Han o kabileleri emri altına alıp, onları kanunlarla hizaya getirdi. Onlardan müteşekkil disiplinli bir ordu kurarak büyük bir vurucu güce sahip oldu.

Müslüman şehirlerinden tüccarlar, Türkistan şehirlerine giderler, getirdikleri malları pahalı pahalı satarlardı. Bu ticaret yolları, Moğol saldırıları ve Harezmşahların bu yolda ticareti engellemesi üzerine kapandı. Cengiz Han bu ticaret yolunu açmak adına Harezmşah Muhammed’e mektup yazmıştır. Bu mektupta kısaca şu ifadeler yer almaktaydı: “Sen benim oğlum yerindesin. Senden istediğim bana doğruluk ile uymandır. Ticaretimiz devam etsin.”[2]
Harezmşah Muhammed, Cengiz Han’ı hafife aldığından mektubuna cevap vermedi ve kendisine “oğlum” diye yazmış olmasına hiddetlendi.
1217 senesinde[3] Cengiz Han bir ticaret kafilesi hazırladı ve tüccar başı Hoca Ahmed Hocendi’yi kafile başkanı yapıp İslam ülkelerine gönderdi. Bu kafilede 450 kadar tüccar vardı. Kafile Harezmşah’ın memleketlerinin hududu olan Otrar’a[4]gelince, Harezmşah’ın uç beyi ve akrabası İnalcık işi hükümdara bildirdi. Aldığı irade üzerine bu kafileyi yağmaladı. Mallarını da Harezmşah’a gönderdi. Harezmşah Muhammed bu malları Buhara ve Semerkand tüccarına dağıtarak paralarını aldı. Hiçbir hükümdara yakışmayan bir iş yapmış oldu.
Bunun üzerine Cengiz Han, Harezmşah’a mektup yazıp Otrar muhafızı olan İnalcık’ın kendi adamlarının yerine kısas yapılmak üzere gönderilmesini istedi. Harezmşah Muhammed, Cengiz’i tersledi. Muhammed onun durumunu öğrenmek için casuslar yolladı. Casuslar pek hayırlı haberlerle dönmedi ve Cengiz’in kuvvetinden bahsettiler. Harezmşah derin düşüncelere daldı. Savaş hazırlıkları için müzakere meclisi yapılırken Cengiz’in elçisi ile mektubu geldi. Mektupta “Benim adamlarımı öldürürsünüz, mallarımı alırsınız. Şimdi savaşa hazır olunuz.” diye yazmıştır. Harezmşah bu mektuba da hiddetlendi ve Cengiz’in elçisini öldürüp yanında eşlik edenlerin sakallarını tıraş ettirip geri gönderdi. “Elçiye zeval olmaz.” milletlerarası hukuk kaidesini çiğnemiş ve yine hiçbir hükümdara yakışmayan bir iş yapmış oldu.

Cengiz Han, ordusu ile harekâtı başlattı. Oğlu Cuci’yi öncü kuvvet olarak gönderdi. Bu Moğol öncü kuvveti ile Harezmşah Muhammed’in ordusu karşılaştı üç gün süren savaşın sonucunda bir galip çıkmadı. Dördüncü gün iki ordu da savaş alanını terk etti. Cuci ordusu Cengiz Han’ın sadece öncü kuvvetiydi. Harezmşah tüm birlikleri ile savaşa girmişti. Cengiz karşısında duramayacağını anlayıp Buhara’ya döndü. Buhara ve Semerkand ahalisine sarıldıkları zaman sıkıntı çekmemeleri için zahire toplamalarını tembihledi ve Horasan’a ordu toplamaya gitti. Öteki şehirlere de emirler gönderdi. Kendisi Ceyhun Nehri’ni geçip Belh ile Tirmiz arasında ordu kurdu. Vaktiyle kendi menfaatini düşünerek devlet ve milletin menfaatini unutmuştu.
Cengiz Han ise oğlu Cuci’yi Cent Kalesi’ni, diğer oğulları Ögeday ve Çağatay’ı Otrar şehrini sarmaya gönderdi. Kendisi de oğlu Tuli ile Buhara’yı kuşatmaya gitti. Önce İslam şehirlerinden Zigug adındaki kasabaya uğradılar. Askeri içinde Müslüman olan birini kasabaya gönderip ahalisini teslim olmaya çağırdı. Onlar da aman istediler. Cengiz Han bunu kabul etti ise de mallarını askerlerine yağmalattı, kasaba gençlerini de ordusuna asker olarak aldı. Cengiz’in gittiği yerlerde uyguladığı usûl bu idi. Karşı duranları toptan öldürüyor, itaat edenlerin canlarına kıymıyor fakat mallarını yağma ettirip gençlerini askere alıyordu.

Cengiz Han, Buhara’ya ulaştı. Harezmşah askeri üç gün şiddetle savaştıktan sonra çoğu savaş meydanını bırakıp Horasan yakasına geçti. Geri kalanı da Buhara Kalesi’ne kapandılar. Ahali askerin kaçtığını görünce aman almak için şehrin kadısı Bedreddin Kadıhan’ı Cengiz’e gönderdiler. O da aman verdi. Şehrin kapıları açıldı. 10 Şubat 1220’de Cengiz’in askeri şehre girdi. Kaleyi çepeçevre sardı, kale hendeğinin doldurulması emrini verdi. Ahali buldukları eşyayı hendeğin içine attılar. Kaledekiler sonuna kadar direndi ancak hepsi şehit edildi. Kale de alınınca halk şehrin dışına çıkarıldı ve kalede kalanlar öldürüldü. Cengiz ahaliyi esir alarak askerlerine taksim etti.
Buhara’dan sonra sıra Semerkand’a geldi. Buhara esirlerini de beraberinde götürüyordu. Fakat esirler halsiz kalıp yere düşünce askerler onları kılıçtan geçiriyordu. Semerkand da o zamanın alimi Merginanî Ebu Ali öteki âlimlerle beraber Cengiz’e gidip aman istediler. Cengiz onlara aman verdi ancak serkeş Harezmşah askeri Cengiz’e karşı durduklarından Cengiz şehre hücum etti ve tüm şehri kılıçtan geçirdi. (Mart 1220)

Öte tarafta Ögeday ve Çağatay Otrar’ı sarmışlardı. Otrar şiddetle direnmesine rağmen, öyle ki okları bittikten sonra da bir müddet taş atarak direnmelerine rağmen, Moğollar kaleyi ele geçirdiler ve Kale Muhafızı İnalcık’ı yakaladılar. İnalcık’a birçok işkence yapıp öldürdüler.

Cuci Cent Kalesi üzerine gidip, ahalisini itaate çağırdı. Tüccardan Hacı Hasan adındaki birini elçilikle onlara gönderdi. Centliler tüccarı öldürdüler. Cuci burayı yakıp yıktı ve Hocend’e ilerledi. Muhafızı Temür Melik namındaki kahraman burayı şiddetle savunmasına rağmen bir süre sonra aciz kalıp kaleden ayrılmak zorunda kaldı. Moğollar Hocend’i de ele geçirdiler.

Cengiz Han Semerkand işini bitirdikten sonra, Harezmşah Muhammed’i yakalamak üzere Cebe Noyan ve Subutay Noyan adındaki iki kumandanla iki ordu gönderdi. Ancak halk onlardan ürktüğünden dağıldı, Harezmşah ise kendi adamlarıyla kalıp Nişabur’a gitti. Bu şekilde Moğolların takibinden kaçan Harezmşah en son Taberistan Denizinin Sükûn Limanı’na geldiler. Denizin içinde bir kale vardı. (Abeskun Adası)
Hemen gemilere binerek oraya can attı. Bir müddet sonra da öldü. (Aralık 1220)
Bundan sonra Moğollar Mâzenderan şehirlerini yakıp yıktılar. Harezmşah’ın Rey tarafına geldiğini işitince o tarafa gittiler. Yolda Harezmşah’ın annesine ve kadınlara rast gelerek onları esir ettiler. Ve mallarını aldılar. Harezmşah Muhammed’in annesi Uluğ Türkan Hatun büyük bir Türk aşireti beyinin kızı idi. Oğlunun başına gelenleri duyunca Irak-ı Acem’e doğru yola çıkmış ve Harezmşah’ın Rey eyaletine giderken başlarına böyle bir hal gelmiştir. Aynı Moğol ordusu Rey şehrini de yağmaladıktan sonra Hemedan’a geldiler ve oranın valisi aman dileyince orayı bıraktılar. Oradan Zencan’ı vurdular ve çok zalimce işkenceler yaptılar. Ne kadar gariptir ki Müslüman askerlerinden ve başka milletlerden ve hususiyle serseri ve yağmacı güruhundan birçok halk Moğollar’a katılarak onlarla beraber yapmadıkları kötülük bırakmadılar.

MOĞOLLARIN KAFKASYA VE GÜRCİSTAN VE RUSYA ÜZERİNE SEFERLERİ
Cebe ve Subutay komutasındaki Moğol ordusu Hemedan’da iken kış geldi. Ancak durmayıp Azerbaycan’a doğru yürüdüler. Tebriz’e kadar geldiler. Azerbaycan Emiri Pehlivan’ın oğlu Özbek gece gündüz şarap içiyordu. Moğollar ile savaşmak umurunda bile değildi. Hayvan, mal ve eşya vermek suretiyle anlaşma yaptı.
Tatarlar merası çok, soğuğu az yer aramak üzere deniz kıyısına doğru yürüdüler. Mokan’a geldiler. Yolda Gürcü fırkaları ile karşılaştılar. Onları da darmadağın ettiler. Gürcistan Kralı, Azerbaycan Emiri Özbek ile Moğollar aleyhine birleşmek istediğini söyledi. Kış bitinceye saldırmak üzere anlaştılar. Ancak Moğollar kış gelmesine rağmen akınlarına devam ediyorlardı. Onlar Moğollar’ın duracağını zannediyordu. Özbek’in kölelerinden Akkuş Moğolların harekâtına katıldı. Etrafına birçok halkı topladı ve Moğolların öncü kuvveti olarak Gürcülere saldırmaya başladı. Tiflis’e kadar ilerledi. Ancak Gürcüler onun ordusunu burada harap etmişlerdi. Moğollar arkadan yetişip Gürcüleri ağır bir bozguna uğrattılar.

Bu Moğol ordusu 1221[5] senesi başında Gürcistan’dan dönüp Tebriz’e geldiler. Tebriz emirinden biraz mal ve hayvan aldıktan sonra gidip Meraga şehrini sardılar. Buranın hükümdarı Revandiz kalesinde oturan bir kadındı. Mancınıklarla kaleye hücum ettiler. Usulleri üzere İslam esirlerini ileri sürerek zorla savaştırdılar ve şehre girdiler. Sayısız adam öldürdüler ve bu şehri de yakıp Erbil’e doğru gittiler. Moğolların üzerine geldiğini duyan Musul ahalisi korkuya düştüler ve hatta bazıları şehirden kaçmaya hazırlandılar. Erbil’in sahibi Muzaferiddin Gökbörü Musul’un sahibi Bedreddin’e mektup yazıp yardım istedi. Kendisi de Moğolların geçecekleri boğazları tutmaya gitti. Halife Nasır Erbil dağlarının olmasından dolayı Moğollar beri tarafa geçer ve Irak-ı Arap’a saldırırlar diye telaş edip Bedreddin’e ve Gökbörü’ye emirler yazdırdı. Dakuka şehrinde kendi askerleri ile birleşmelerini emretti. Eyyubi Hanedanından Melik Muazzam’a da emir yolladı. Lakin Haçlıların Dimyat’ı kuşatmalarını bahane ederek Halife’den özür diledi. Ancak Gökbörü, emrindeki ordu sayıca çok az olduğundan Moğolların üzerine gitmeye cesaret edemedi ve ordu dağıldı.

Moğollar ise Hemedan’a gittiler. Orada tahsildarlık yapan bir memurları vardı. Ondan mal ve para istediler. O da ahaliyi sıkıştırdı ve söz ayağa düştü. Halk, tahsildarı öldürdü. Moğollarla da savaşa tutuştular. Tatarlar şehre girip her tarafı yağma ettiler. Azerbaycan’da bazı şehirleri aldıktan sonra Gürcistan üzerine yürüdüler. Gürcüler karşı koymaya çalıştıysa da Moğollar galip geldi ve Dağıstan tarafına geçtiler. Şamahı’yı aldılar. Sonra Şirvan’a geçip oradaki kabileleri vurdular. Ve Kıpçak iline vardılar. Kıpçak ahalisi hazırlıksız yakalandığından dağlara ve sazlıklara sığındılar. Birçoğu Rusya’ya gitti. Moğollar aleyhine Ruslar ile birleştiler.

1223[6] senesinde Moğollar Rusya üzerine yürüdüler. Rus ve Kıpçak Türkleri bunu haber alınca büyük bir toplulukla Moğolların üzerine yürüdüler. Moğollar 12 gün boyunca geriler gibi göründü ancak ansızın geri dönüp bu büyük orduyu imha ettiler [Kalka Nehri Savaşı].
1223 senesi sonunda, Moğollar İdil Bulgar diyarına akın ettiler. Bu zamanlar İdil Hükümdarı İlgam Han idi. Yola pusular kurarak Moğol ordusunu kırmaya çalıştı. Çoğunu kırdılar. Onlar da Kıpçak’ta duramayıp geri de dönemeyince Büyük Sahra’ya giderek Cengiz’in ordusuna karışmışlardır. İşte Cebe Noyan ve Subutay Noyan ordularının sonu böyle olmuştur. Böylece Moğollar ilk defa 1223’te İdil Bulgarları tarafından yenilgiye uğratılmış oluyorlardı.[7]

Yazımızın ikinci kısmını da böylece tamamlamış olduk.
Okuyucularıma Selam ve Hürmetlerimle…!
NAŞİR: HASAN ORHAN
DİPNOTLAR
[1] Düşman topraklarına ansızın yapılan hücum, akın, Başıboş hayvanın dörtnala koşması.
[2] 1216’da Cengiz Han, altın, yeşim taşı, fildişi ve beyaz deve tüyünden dokunmuş pelerinler gibi armağanlar taşıtan üç kuryeyi Semerkant’a gönderdi. Armağanlar bir mektup eşlinde sunuldu. Mektupta şu ifadelerin yer aldığı söylenir: “Sana bu armağanları gönderiyorum. Senin gücünü ve imparatorluğunun büyüklüğünü biliyorum ve seni en sevgili oğlum olarak görüyorum. Sen de benim Çin’i ve kuzeyindeki tüm Türk uluslarını ele geçirdiğimi biliyor olmalısın. Benim ülkemde askerler karınca kadar çoktur, gümüş madenlerim vardır ve başka topraklara gereksinimim yoktur. Bu nedenle halklarımız arasında ticareti geliştirmenin ikimizin de çıkarına uygun olacağını düşünüyorum.” Cengiz Han’ın Hayatı ve Askeri Seferleri, Engin Kırlı, Cilt: 2, S: 1, Mayıs 2019, Sf.104. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/739538
[3] 1217-1218 Miladi yılı 614 Hicrî senesine denk gelmektedir. https://www.ttk.gov.tr/tarih-cevirme-kilavuzu/
[4] Farab kenti.
[5] Hicri 619. https://www.ttk.gov.tr/tarih-cevirme-kilavuzu/
[6] Hicri 620. https://www.ttk.gov.tr/tarih-cevirme-kilavuzu/
[7] Ahmet Şimşirgil, Otağ I- Büyük Doğuş, Timaş Yayınları, sf.182
RESİMLER İÇİN KAYNAKÇA
[1]-https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=3900867
[2]-https://theme.npm.edu.tw/khan/article.aspx?sno=03009223&uid=03009127&lang=2
[3]-https://mapio.net/pic/p-18438965/
[4]-https://aavsar.blogspot.com/2018/10/selcuklularn-tarih-sahnesine-cktg-kayip.html
[5]-http://www.geziko.com/blog/kultur-turizmi-icin-semerkand-dogru-bir-tercih/
[6]-http://atalarmirasi.org/tr/323-otrar-kenti
[7]-https://www.gzt.com/mecra/mogollara-karsi-celleddin-harizmsah-3514125
[8]-https://islamansiklopedisi.org.tr/mogollar
[9]-https://islamansiklopedisi.org.tr/tiflis
[10]-https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=12168925
[11]-https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=10703312
[12]-http://asiarussia.ru/articles/13360/
