Hepimiz hayatımızda bir defa da olsa o taşlara rastlamışızdır. Uzun, işlemeli, güzel yazılı ve göz alıcı bir estetiğe sahip mezar taşlarına. Günümüzde kabirlerdeki mezar taşlarına baktığımızda şiirsiz ve işlemesiz bir mezar taşı görürüz. Bunun sebebini ise süslü, yerden yüksek, işlemeli mezarın ölüye azap verdiğine ilişkin kanaat teşkil eder. Madem sebebi bu ise, niye binlerce alimin mezarı yerden yüksek, süslü ve şiirli? İşte yazımızda, unutulan bir maziyi, mezar sanatının geçmişini inceleyeceğiz.
OSMANLI’DAN GERİYE KALANLAR: MEZAR TAŞLARI
Hepimiz hayatımızda bir defa da olsa o taşlara rastlamışızdır. Uzun, işlemeli, güzel yazılı ve göz alıcı bir estetiğe sahip mezar taşlarına. Günümüzde kabirlerdeki mezar taşlarına baktığımızda şiirsiz ve işlemesiz bir mezar taşı görürüz. Bunun sebebini ise süslü, yerden yüksek, işlemeli mezarın ölüye azap verdiğine ilişkin kanaat teşkil eder. Madem sebebi bu ise, niye binlerce alimin mezarı yerden yüksek, süslü ve şiirli? İşte yazımızda, unutulan bir mazi[1]yi, mezar sanatının geçmişini inceleyeceğiz.
Eyüp mezarlığına gittiğimizde hepsi birbirinden farklı süslemeli, işlemeli ve üzerinde özlü sözler yazan taşlara rastlarız. Üzerinde yazanları okumaya başladığımızda orada medfun[2] bulunan kişiye dua etmeden geçemeyiz. Çünkü o taşta öyle şeyler yazar ki okuyanı bin bir düşünceye boğar. Bazı mezar taşlarında orada medfun bulunan kimsenin hayatındaki ibretlik bir olay bazı mezar taşlarında ise hayattan nasihatler verilerek yaşayan insanları doğru yola sokma yarışına girilir. Düşündüğünüzde bu vesile ile öldükten iki asır sonra bile, mezar taşınıza yazılan bir beyitle, onu okuyacak kişiye hayatı veciz bir şekilde ifade edebiliyorsunuz. Peşinizden hayır duaları ve rahmetle, hayır dualarla anılıyorsunuz. Ancak tüm bu maziye rağmen mezar kültürümüz giderek yok olmaya doğru süratle yol kat etmekte. Ama aşağıda vereceğimiz örneklerin içinde yakın zamanda vefat etmiş olan tarihçimiz Halil İnalcık Bey’in mezarı bu geleneği hatırlatma mahiyetinde bir örnek teşkil etmektedir.
Mezarların övünme ve ihtişam için süslenmesi uzun yıllar ulema tarafından hoş karşılanmamıştır. Ulemanın görüşleri doğrultusunda övünmek ve ihtişamımızı hatırlatmak için değil, tıpkı hayatı bize veciz şekilde hulâsa[3] eden mezar taşlarında da olduğu gibi güzel ve ibretlik sözler, dualar, beyitlerle süslememiz, hem bizim için bir ibret vesikası olacak hem de medfun kişi için bir hayır duası ve rahmet olacaktır.
MEZAR TAŞLARININ KISIMLARI
Osmanlı mezar taşlarını incelediğimizde genellikle söze “Hüvel Baki (هو الباقي) (ölümsüz ve ebedî olan sadece Allah’tır.); “Hüvel Hayyul Baki, Hüvel Hallakul Baki” (O yaratıcı olan ve baki olandır.); “Ya Hu” gibi ifadelerle başlanırdı. Genç yaşta ölenlerin mezarında ise genel olarak “Ah Minel Mevt“ ifadesine rastlanır. Bu ifade şu manaya gelmektedir: “Ah nedir şu ölümden çektiğim.” manasına gelir ve serzeniş[4]vari bir tavrı yansıtır. Bu kısım serlehva[5] olarak nitelendirilir.
İkinci kısmında kısa bir şekilde dualar, özlü sözler ve medfun kişinin hayırlı karakteri anlatılır.
Üçüncü kısımda o mezarda medfun bulunan kişinin kimliği ve değerli görülürse ölüm nedeni anlatılır.
Son kısımda ise genelde ölünün tavsiyesi, isteği, duası veya ölüm tarihi ve bu tarihin ebced[6] hesabı ile yazılmış bir duası yer alır.
Tabi ki bu ayrım değişiklik gösterebilir…
MEZAR TAŞLARINDAN ÖRNEKLER



Osmanlı mezar taşlarına baktığımızda Osmanlı Türkçesi bilmiyor olsak bile o mezar hakkında az çok fikir sahibi oluruz. Mezarın başlığı ve üzerindeki semboller bizi medfun kişi hakkında fikir verir.
ASKER MEZARLARI
Asker mezarlarını Tanzimat dönemi öncesi ve sonrası olarak ayırmak yerinde olacaktır. Tanzimat öncesi Osmanlı asker mezarlarında, özellikle Yeniçeri mezarları çok bariz şekilde başlığı ile bize kendini gösterir. Bunun dışında kılıç sembolü çok kullanılmasa da kılıç kabzası sembolü asker mezarlarında çokça göze çarpar.


Asker Mezarları Örneği
Tanzimat dönemi ve sonrasında ise mezar taşlarında özellikle başlık olarak fes kullanılmıştır. Tanzimat dönemi ve sonrası asker mezarlarında daha çok armalar dikkate değerdir. Özellikle top ve tüfek sembolü, flamalar ve bahriyeli askerlerin mezarlarındaki çapa sembolü asker mezarı alametlerindendir.


Tanzimat Dönemi Asker Mezarları Örneği
Özellikle Kaptan-ı Derya mezarları muhteşem bir estetiğe sahiptir. Kaptan-ı Derya mezarlarında kırık bir gemi direği bulunur. Bu onun şehit olarak öldüğünün habercisidir. Beşiktaş Yahya Efendi haziresindeki Bahriyeli mezar taşları görmeye değer bir sanatsal estetiğe sahiptir.


Kaptan-ı Derya Mezarı Örneği
Birde cellat mezarları mevcuttur. Aslında cellat mezarlar taşları üzerinde yazı veya şekil bulunmayan düz bir taş bloktan ibaretti. Sebebi ise mesleklerinin gereği icabıydı. Cellatlar öldükten sonra mezarları halk tarafından bulunup, beddua almasın diye mezar taşlarında isim veya herhangi bir iz bırakılmazdı.

Üst düzey devlet adamlarının mezar taşlarında ise burma sarıklı bir başlık bulunur. Bu başlık daha çok paşa rütbesine ulaşanların mezarlarında rastlanırdı.

Örfi destarlı kavukları ise iki başlıkta inceleriz. İnce şeritli örfi destarlı kavukları daha çok orta ve alt derecedeki ulema, müfti, imam, kadı, şeyh, derviş ve vakıf çalışanları mezarlarında rastlarız.
Kalın şeritli örfi destarlı kavukları ise üst düzey ulema, kazasker, üst düzey kadılar, şeyhülislamlar, Mekke ve Medine’de görevde bulunan hocaların mezarlarında görürüz.


Kavuklu Mezar Örnekleri
Kallavi kavuk başlıklı mezar taşları çok nadir bulunur. Bu kavuklar Kubbealtı vezirleri tarafından ordu ile sefere çıkıldığında kullanılırdı. Akka/İsrail de Cezzar Ahmet Paşa ve Süleyman Paşa’nın kallavi kavuklu mezarları hala İsrail’de bir Osmanlı nişanesi olarak durmaktadır.


Kallavi Kavuk Başlıklı Mezar Taşı Örneği
Fes başlıklı mezarlar ise daha çok Sultan 2. Mahmut döneminden itibaren görülür. Sultan Abdülaziz döneminde alt kısmı geniş üst kısmı dar fes başlıklı mezarlar görülürken, Sultan 2. Abdülhamid döneminde daha uzun fes başlıklı mezarlar görülür.

Sıradan bir devlet memuru olan postacı mezarında bile taş işçiliği ve estetik mevcuttur.

Bugün İstanbul’un çoğu semtine, mahallesine adını vermiş tarikat şeyhleri ve dervişler ve bunların camileri vardır. Genelde camilerinin yanındaki hazirede medfun bulunan bu tarikat ehli insanların mezarına kendi tarikatlarına has başlıklar işlenir. Mevlevi dervişlerinin mezar başlıkları uzun, Mevlevi şeyhlerinin mezar başlıkları ise destarlı olurdu.


Mevlevi Mezarı Örnekleri
Bektaşi tarikatına ait mezar taşlarında ise 12 terikli (dilimli) Hüseyni veya 4 dilimli Edhemi başlık bulunurdu.

Melami (Hamzavi) mezar taşlarında ise özel derviş kıyafetleri reddedilen bir görüşe sahip olduklarından başlık bulunmaz. Mezar taşlarında ise sadece mesleği ve ismi yazar.

MEZAR TAŞI SEMBOLLERİ
SERVİ AĞACI
Servi ağacı tarih boyunca bizim kültürümüzde vahdeti yani bir olmayı sembolize etmiştir. Servi her mevsim yeşilliğini koruması ile dayanıklılığını sembolize eder. Bu bağlamda bir insanın doğumundan ölümüne kadar aldığı yolu da sembolize eder. Aynı zamanda dik duruşu ile doğruluğa işaret etiği anlaşılır.


MEYVE SEMBOLLERİ
Mezar taşlarındaki meyve sembolleri cennetteki bolluğu ve bereketi temsil eder. Allaha döneceğimizi ve onun cennetinde bizi nasıl bir bereketin beklediğini tasvir eder. Genellikle hurma ve üzüm simgeleri mezar taşlarında görülür.


KANDİL SEMBOLÜ
Kandil sembolü mezar taşlarında kabri aydınlatmak amacıyla konulan sembollerden biriydi.

ÇİÇEK SEMBOLLERİ
Osmanlı mezar taşlarında gül, lale, sümbül gibi çiçekler çokça kullanılırdı. Lale sembolü vahdet-i vücut özelliğini simgeler. Gül sembolü ise güzelliği temsil eder. Ayrıca Hz. Muhammed ile özdeşleştirildiğinden mezar taşlarında sıkça kullanılmıştır. Genellikle kadın mezarlarında çiçek, buket, bahar dalları işaretlerine rastlasak bile erkek mezarlarında da pekâlâ görmemiz mümkündür. Özellikle Rumi sarmaşıklar mezar köşeliği olarak hem erkek hem kadın mezarlarında kullanılmış sembollerdendir.


6 KÖŞELİ YILDIZ
Davut yıldızı olarak bilinen 6 köşeli yıldız çoğu dini inanışta sembol olarak kullanılmıştır. İslam kültüründe ise Mühr-ü Süleyman olarak bilinir. Çoğu İslam eseri, yapısı, kitabı, bayrağı ve mezar taşlarında bu sembole rastlamak mümkündür. Maddi ve manevi bütünlüğü temsil eden Mühr-ü Süleyman Barbaros Hayreddin Paşa’nın sancağında da görmemiz mümkündür.


TANZİMAT DÖNEMİ SONRASI MEZAR TAŞLARINDAKİ DEĞİŞMELER
Tanzimat dönemi ile birlikte mezar taşlarında kullanılan semboller bir hayli değişmiştir. Klasik dönemde kullanılan sembollerin yanında medfun kişinin mesleğini veya yaşantısından haberdar olmamızı sağlayan sembollerde kullanılmaya başlamıştır. Bu dönemde özellikle devlet, ordu armaları mezarlarda görülür. Aynı zamanda devlet adamlarının mezarlarında kavuk yerine fes tercih edilmeye başlanmıştır.


OSMANLIDAN KALAN MUHTEŞEM MEZAR ÖRNEKLERİ

(En üst kısımda açmaya hazır gül tomurcukları dikkate değerdir.)

(Fes başlığının altında bir Mevlevi külahı görmekteyiz.)

(Kafes destarlı başlığı ile dikkat çeken bu mezar, Üsküdar kıyısında bizlerin ziyaretini beklemekte.)

(Sadeliği ile göze çarpan bu mezarın başlığından Mevlevi mezarı olduğunu anlıyoruz.)
BİR OSMANLI ULEMASI TARZINDA HALİL İNALCIK MEZARI

YAZAR: MUHAMMED EMİN KÖKSAL
DİPNOTLAR
[1] Geçmiş. https://sozluk.gov.tr/
[2] Gömülmüş olan, gömülü. https://sozluk.gov.tr/
[3] Özet. https://sozluk.gov.tr/
[4] Yakınma. https://sozluk.gov.tr/
[5] Yazılarda başlık. https://sozluk.gov.tr/
[6] Arap alfabesinin her harfi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni. https://sozluk.gov.tr/
KAYNAKÇA
[1] – https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/777504
[2] – https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/743821
