TARİH

MOĞOL DEVLETİNİN ORTAYA ÇIKIŞI, BAĞDAT’IN İŞGALİ VE ABBASİLER DEVLETİ’NİN SONU-1


Karahanlı Devleti yıkıldıktan sonra topraklarına, ayrıca Çin ve Rusya’ya Moğollar hâkim olmuştur. XIII. asrın ilk yarısında Cengiz ve ardından torunu Hülagû kumandasındaki Moğollar, Türk memleketlerini yakıp yıkarak ve bölge halkını kılıçtan geçirerek büyük bir medeniyeti çökertmişlerdir. Burada yaşayan Türkler, kitleler halinde Batı’ya göç etmişler; İran, Kuzey Irak, Azerbaycan, Suriye ve Anadolu’ya gelip yerleşmişlerdir.[1]

İslam Medeniyetini derinden etkilediğini düşündüğüm bu tarihi çerçeveyi biraz açmak adına bu yazı dizisini kaleme aldım. Bu dizide öncelikle Moğolların ortaya çıkışıyla başlayan daha sonra Hülagu’nun Haşhaşilere ve Abbasilere son vermesi ile son bulan tarihi süreci siz okuyucularımızla birlikte tetkik edeceğiz.


Bismillahirrahmanirrahim. (بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ)


YAZI DİZİMİZİN İÇİNDEKİLER

1-MOĞOLLARIN ORTAYA ÇIKIŞI

2-MOĞOLLARIN HAREZMŞAH MUHAMMED İLE MÜCADELELERİ VE ORTA ASYA İSTİLASI

3-MOĞOLLARIN KAFKASYA, GÜRCİSTAN VE RUSYA ÜZERİNE SEFERLERİ

4- CELALEDDİN HAREZMŞAH

5-CENGİZ HAN’IN ÖLÜMÜNDEN SONRA MOĞOLLAR VE BAĞDAT İŞGALİNE GİDEN SÜREÇ


MOĞOLLARIN ORTAYA ÇIKIŞI

XIII. asır yaklaşırken dönemin İslam Devletleri’nden en kuvvetlisi, Eyyubiler Devleti ve Harezmşah Devleti idi. Eyyubiler bu dönemlerde Haçlı Saldırıları ile uğraşıyorlardı. Harezmşah Devleti’nin hükümdarı Muhammed b. Tekiş ise civarında bulunan rakipleri, Selçuklular ve Gazneliler Devleti’nin yerini alan Gurlular Devleti ile mücadele ederek onların yıkıntılarına varis oldu.[2]

dav
[1]- Harezmşah Devleti Haritası.

Semerkand ve Buhara gibi bazı Maveraünnehr hükümdarları Hâtâlıların işlerinden Harezmşah Muhammed’e şikâyette bulundular ve onu Maveraünnehr’e çağırdılar. O da 1207/1208[3] yıllarında ordusunu tertib ederek yola koyuldu ve Ceyhun Nehri’ni geçip, Hâtâ[4] ülkesine hücum etti. Yapılan muharebeler sonucu Harezmşah’ın askeri bozuldu ve kendisi de esir oldu. Fakat bir yolunu bularak kaçıp Harezm’e geldi. Ülkesini düzene koyup, tekrar toparlanıp Maveraünnehr yakasına geçti. O zaman Hâtâlılar kabilesinin arkasında ve Çin hududunda Keşli Han’ın büyük bir topluluğu vardı. Bunlar Hâtâlılar ile devamlı düşmanlık içinde idiler. İki taraf da Harezmşah Muhammed’i kendi tarafına çekmek istiyordu. Harezmşah ise iki tarafa da karışık cevaplar vererek hangi tarafın galip geleceğine gözünü dikmişti. Keşli Han ile Hâtâlılar’ın muharebeleri sonunda Keşli Han galip gelince, Harezmşah dahi Hâtâlıların üzerine hücum etti ve Hâtâlılar Tatarlar ve Harezmşahlar gibi iki büyük kuvvet arasında ezilip gitti. Sarp dağlara sığınanlarla, Harezmşah’a askerlik etmek için sığınanlardan başka Hâtâ Türklerinden hiç kimse kalmadı. Doğu tarafında Harezmşah tek kaldı. Artık eski Selçuklu Sultanları gibi Bağdat’ta adına “Sultan” diyerek hutbe okutmak ve Halife’yi istediği gibi kullanmak arzusundan başka isteği kalmadı. Fakat halifelik divanı bu arzusuna karşı geldi.[5]

Harezmşah Semerkand, Buhara ve Maveraünnehr[6]‘in diğer şehirlerini ele geçirdi. Kaşgar, Balasagun ve öteki Türkistan şehirleri Tatarlar’ın elinde kaldı. Hâtâ Türkleri her ne kadar Müslüman değil iseler de Müslüman olan Türklerle bir dereceye kadar uyuşuyorlardı. Aldıkları şehirlerin ahalisinden vergi almakla yetinip Balasagun taraflarında oturuyorlardı. Tatarlar ise hem dinsiz hem çok kan dökücü şirret[7] ve zalimlerdi. Hâtâ Türkler’i Tatarlar ile İslam Devletleri arasında bir perde idiler. O perde aradan kalkınca Tatar Kalpakları göründü. Haçlıların Dimyat’ı aldıkları sırada Cengiz Han’da sayısız askeri ile birlikte Seyhun Nehri’ni geçerek İslam şehirlerine hücum etti.[8]

[2]- Hâtâ Devleti (Karahitaylar) Haritası.

Moğollar Gobi Çölü’nün kuzeyindeki Oran ve Kelüren nehirleri ile Baykal Gölü kıyılarında yaşayan göçebe bir kavimdi. Kabileler halinde yaşayan Moğolların tarihi Temuçin’in 1197 yılında bir türlü bir araya gelemeyen kabileleri kendi otoritesi altında toplamasıyla birlikte değişti. Gücünü kısa sürede zirveye taşıyan Temuçin, 1206 yılı dolaylarında ülkenin seçkinlerini bir araya topladığı kurultayda Moğolların en yüce kişisi olarak kabul edildi ve kendisine “dünya hakanı” veya “kuvvetli ve güçlü hakan” anlamına gelen “Cengiz Han” unvanı verildi. Moğollar, Cengiz Han liderliğinde egemenlik alanlarını genişletmek amacıyla komşu ülkelerden başlayarak akınlar düzenlemeye başladı. 1215’te Kuzey Çin’i hakimiyet alanlarına katan Moğollar, 1218 yılından itibaren de batıya, İslam dünyasına yöneldi. Moğollar 1220 yılında Harezmşahlar Devleti’ni ortadan kaldırınca, İran ve Irak’ta karşılarında duracak kuvvet kalmadı. Moğollar Semerkand, Buhara, Taşkent, Harizm ve Belh şehirlerini yerle bir ederek batıya doğru ilerledi. Cengiz Han’dan sonra da Moğol İstilası devam etti.[9]


Yazımızın ilk kısmını böylece tamamlamış olduk.

Okuyucularıma Selam ve Hürmetlerimle…!


NAŞİR: HASAN ORHAN


DİPNOTLAR

[1] Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı Hukuku: Adalet ve Mülk, Arı Sanat 6.Baskı, Ekim 2019, sf.80

[2] Ahmet Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa, hazırlayan. Mahir İZ, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları 2.Baskı, Aralık 1985, Cilt 3-Kısım I, sf.347

[3] Yararlandığımız eserde “Hicri Takvim” esas aldığından, burada geçen Hicri 604 yılı Miladi olarak 1206/1207 yıllarına tekabül etmektedir. https://www.ttk.gov.tr/tarih-cevirme-kilavuzu/

[4] Karahitaylar.

[5] Ahmet Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa, hazırlayan. Mahir İZ, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 2.Baskı, Aralık 1985, Cilt 3-Kısım I, sf.289-290

[6] Orta Asya’ya yönelik İslâm fütuhatından sonra Arapça kaynaklarda Ceyhun nehrine (Amuderya / Oxus) izâfeten “nehrin öte tarafında bulunan bölge” anlamında kullanılmıştır. İran, Çin, Yunan ve Arap kaynaklarında Turanî ve İranî kavimler arasında sınır olarak kabul edildiği bildirilen Ceyhun nehrine eski Türklerin Ögüz adını verdikleri kaydedilmektedir (Günaltay, IV, 36), Mâverâünnehir tabiri IX. (XV.) yüzyıldan itibaren Farsça kaynaklarda kullanılmaya başlanmıştır. https://islamansiklopedisi.org.tr/maveraunnehir

[7] Kavga çıkarmaktan hoşlanan, edepsiz (kimse). https://sozluk.gov.tr/

[8] Ahmet Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa, hazırlayan. Mahir İZ, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 2.Baskı, Aralık 1985, Cilt 3-Kısım I, sf.347-350

[9] Nahide Bozkurt, Abbasiler, -göz.geç. 5.Bs.- Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2018, sf.121


RESİMLER İÇİN KAYNAKÇA

[1]-Türk Dünyası Kültür Atlası Selçuklu Dönemi 1.Cilt, Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Yayınları’ndan…

[2]- https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=63967767


Yorum bırakın